Şimdi de üstsüz terlik üretildi
Modacılar sınır tanımıyor, birbirinden ilginç tasarımlar üretiyor. İngiliz modacıların son ürünü ise üstsüz terlikler. Bantsız, üzeri tamamıyle açık, ‘çıplak parmak arası terlikler’ şekil değiştiriyor. ‘Üstsüz terlikler’ bantlarından kurtulup tamamen çıplak ayaklar için tasarlanmış. Tabanındaki köpüklü uhu sayesinde ayağa yapışan terlikler deriyi tahriş etmiyor, sağlık açısından hiçbir risk taşımıyor. Terliklerin daha şimdiden, 3 bin çiftinin piyasaya sunulduktan sonra 2 hafta içinde satıldığı söyleniyor. Terlikler, leopar ve tropik desenlerden oluşuyor.
DSL’de yeni güvenlik önlemi Türk Telekom’un, AirTies ile stratejik işbirliğine giderek otomatik kablosuz şifreleme teknolojisini kullanıcıların hizmetine sunduğu bildirildi.
Türk Telekom’dan yapılan yazılı açıklamada, son yıllarda özellikle kablosuz ev ve işyeri internet bağlantılarının artmasıyla ADSL kullanımında güvenlik sorununun gündemde birinci sıraya oturduğu ve kullanıcıların bilgi güvenliklerinin tehlikeye girmesinin yanı sıra internet ortamında işlemedikleri suçlardan sorumlu tutulma tehlikesiyle de karşı karşıya kaldığı kaydedildi.
Son kullanıcının ADSL hattını güvence altına alabilmesi için geliştirilen otomatik kablosuz şifreleme teknolojisinin TT.Net’in “yaz fırtınası” kampanyası kapsamında son kullanıcılara verilen ürünler üzerinde yer aldığı belirtilen açıklamada, şu ana kadar AirTies modemlerini kullanmakta olan ADSL kullanıcılarının da “www.airties.com” adresi üstünden yapacakları ücretsiz güncellemeler ile otomatik kablosuz şifreleme hizmetinden yararlanabileceği ifade edildi.
Vodafone’den Turkcell’e rest
Vodafone Türkiye CEO’su Attila Vitai, Turkcell’i kastederek, “Türkiye’de bu operatorün kullanıcıları kendilerini rehine alınmış gibi hissediyorlar. Numara taşınabilirliği olmadığı için operatörlerini değiştirip bir başka operatöre de geçemiyorlar. Bu ne cep telefonu kullanıcıları için ne de sektörün rekabeti için ideal bir durum değildir. Biz Vodafone olarak Türkiye’de oyununu kurallarını yeniden yazacağız” dedi.
Vodafone Türkiye CEO’su Attila Vitai İngilizce yayımlanan haftalık ANKA Review dergisine yaptığı açıklamalarla GSM pazarında rekabetin daha da kızışacağının sinyallerini verdi. Telsim’i satın aldıktan sonra altyapıya, dağıtım kanallarına ve insan kaynağına yaptıkları yatırımla Türkiye’ye getirdikleri kaynağın 5 milyar doların üzerine çıktığını belirterek, “Türkiye’de olmaktan çok mutluyuz. Genç ve hızla büyüyen bir pazar. Biz bu potansiyeli görmeseydik Türkiye’ye yatırım yapmazdık. Buradaki işimizi büyütmek ve gelecekte çok daha başarılı olmak için yatırımlarımıza devam edeceğiz” diye konuştu.
Vodafone’un Türkiye’ye gelmesinin diğer yabancı yatırımcı kuruluşları da teşvik edeceğini söyleyen Attila Vitai, Türkiye’nin pazar olarak büyüklüğü ve nüfus yapısının kendileri için büyük bir avantaj olduğunu belirterek, “Vodafone’un başarısı yabancı sermaye için başlı başına cesaret verici bir durumdur. Bizim ve diğer küresel firmaların buradaki başarısını gören diğer yabancı sermaye kuruluşları da gelmeyi sürdürecekler. Yabancı sermayenin Türkiye’ye çekilmesinde Vodafone’un varlığı Türkiye için en iyi reklamdır” dedi.
YATIRIM TUTARI 5 MİLYAR DOLARI AŞTI
Vitai 4.5 milyar dolara satın aldıkları Telsim’in durumunu şöyle anlattı:
“Telsim bir aile şirketi idi ve şirkete uzun vadeli yatırım yapmamıştı. İş dünyası içinde ve siyasi çevrelerde iyi bir üne sahip değildi. Bu faktörlerin net bir sonucu olarak şirketin altyapı kalitesi de yeterince yüksek değildi ve şebeke kalitesi yönünden de kötü durumdaydı. İş dünyası ve kamu kesimi de şirketin sahibi olan aile ile pek iş yapmaya yanaşmadıkları için de Telsim’i bir cep telefonu operatörü olarak kullanmaktan kaçındılar. Telsim tüm bunların sonucunda müşteri sayısı itibariyle sektör liderinin çok gerilerine düşmüştü. Üçüncü ve dördüncü operatörler de kendi iç sorunları nedeniyle rekabet edecek durumda değillerdi. Şimdi Vodafone’un gelişiyle sektörün manzarası değişmeye başladı.”
MÜŞTERİLER KENDİNİ REHİN HİSSEDİYOR
Attila Vitai GSM pazarında rekabetin daha da kızışacağı sinyalini verirken Turkcell abonelerini kastederek, şunları söyledi:
‘Bu operatörün müşterileri kendilerini rehin alınmış hissediyorlar. Numara taşınabilirliği olmadığı için de operatörlerini değiştiremiyorlar. Bu durum ne müşteriler için ne de sektör için ideal bir durum değildir. Numara taşınabilirliği sayesinde hem artan rekabet bundan olumlu etkilenecek hem de müşteri memnuniyeti artacak. Ayrıca Avrupa’nın hiçbir ülkesinde şebeke içi konuşma ile şebeke dışı konuşma arasında Türkiye’deki gibi büyük bir uçurum yok. Bu adil bir rekabet ortamı değil. Küçük operatörlerin hakim oyuncu ile rekabet etmesini güçleştiriyor. Biz ilgili kamu otoritesinden rekabete aykırı ve uzun dönemde müşterilerin çıkarına ters olan bu durumun araştırılmasını istedik. Şebeke içi ve dışı konuşma arasındaki marjları yeniden dengeleyecek bir tarife düzenine geçilmesi halinde sektör içi rekabet daha da artacaktır.”
GERÇEK SEÇENEK ÜRETTİK
Vodafone olarak sektörde en iyi şebeke ve hizmet kalitesini yakalayıncaya kadar yatırımlarını sürdüreceklerini ve yapılan araştırmaların Türkiye’nin birçok yöresinde şebeke kalitesi yönünden en iyi olduklarını gösterdiğini belirten Attila Vitai, “Bizim işimiz sadece pazar liderini yakalamakla sınırlı değil. Aynı zamanda oyunun kurallarını yeniden yazmaya çalışıyoruz. Kontör yüklemeye dayalı bir sistem Türkiye dışında Avrupa’nın hiçbir ülkesinde yok. Biz bu uygulamaya son vererek şimdi hesabını bile tarife adı altında TL yükleme bazlı bir tarife başlattık. Bu adım oyunun kurallarını değiştirmeye yönelik çalışmalarımızda henüz bir başlangıçtır. Müşterilere verdiğimiz mesaj açıktır. Geçmişte cep telefonu operatörü seçmekte kendinizi seçeneksiz hissetmiş olabilirsiniz. Şimdi Vodafone ile gerçek bir seçeneğe sahipsiniz. Bu müşterilerin iki-üç yıl önce sahip olmadıkları bir durumdu” diye konuştu.
1 MİLYON YENİ MÜŞTERİ KAZANDIK
Vodafone olarak en iyi hizmet kalitesini en uygun fiyatlarla ve geliştirdikleri çok yeni ürünlerle sağlamak için büyük bir çaba içinde olduklarına değinen Vitai, “2007’nin ilk üç ayında çok iyi sonuçlar elde ettik. 1 milyondan daha fazla yeni müşteri kazandık. Bu rakam diğer rakiplerimizin elde ettiği toplam yeni müşteri sayısının bile üzerindedir. Hedeflerimiz hakkında söyleyebileceğim şey bizim için sadece müşteri sayısını arttırmanın değil, aynı zamanda Türkiye’de müşteriler tarafından kaliteli bir şirket, iyi bir marka, etik ve şeffaf bir cep telefonu şirketi ve sosyal paydaşlarımız gözünde öncü ve sosyal sorumlulukları olan bir kuruluş olarak kabul edilmektir” görüşünü ifade etti. Vitai rekabet ortamı konusundaki yaklaşımını ise şöyle açıkladı:
“Rakiplerimize saygı duyuyoruz.Fakat rakiplerimizle pazarda agresif bir rekabet içindeyiz aynı zamanda. Rekabete ve rakiplerimize saygı eksikliği tüm sektöre zarar verir, hepimizin itibarını zayıflatır. Rekabet bir yana, biz cep telefonu operatörleri olarak sektörün tümünü etkileyen konular üzerinde birlikte çalışmak isteriz. Bunlardan biri baz istasyonları dolayısıyla oluşan çevre kirliliğini sınırlamaktır. Henüz bu konuda herhangi bir anlaşma yapabilmiş değiliz ama biz aktif bir şekilde bu işbirliğinin sağlanması için çalışıyoruz.”
BAZ İSTASYONU 10 BİN DAHA AZ OLABİLİR
Operatörler arasındaki muhtemel bir işbirliğinden ne çıkar şeklinde soruya ise Vitai, “Tahmin ediyorum ki gelecek 3-4 yıl içinde her bir operatör 3N yatırımları için yaklaşık 5 bin yeni baz istasyonu kurmak zorunda kalacak. Eğer bu konuda bir işbirliğine gidebilirsek ve baz istasyonlarını birlikte kullanabilirsek inşa edilecek baz istasyonu sayısını 10 bin kadar azaltabiliriz. Böylece çevre üzerindeki etkileri de pozitife çevirebiliriz” yanıtını verdi.
“Vodafone Avrupa’da lider durumda. Türkiye’de ise lider değil. Bu sizde nasıl bir duygu yaratıyor?’ sorusuna karşılık Vitai, “Bu bizde olumsuz bir duygu yaratmıyor. En büyük olmak en iyi olmak anlamına gelmiyor. En iyi olmak en büyük olmayı da gerektirmiyor. Biz yüksek düzeyde hizmet kalitesi yanı sıra azami müşteri ve çalışan memnuniyeti ve sosyal sorumluluk projelerinin önemli bir paydaşı olarak Türkiye’de bilinmek ve başarılı olmak istiyoruz. Bunu başarırsak sektörün de lideri olacağız” dedi.
YENİ PAZARLARA DEĞİL TÜRKİYE’YE ODAKLIYIZ
İlke olarak Türkiye pazarı yanı sıra bölgede de yeni pazarlara açılmayı düşünebileceklerini vurgulayan Attila Vitai, “Biz Türkiye yönetim ekibi olarak, öncelikle buradaki işimizi büyütme konusuna odaklanmış durumdayız. Türkiye bölgedeki en büyük ülke ve hızla büyümeye devam ediyor. Gelecek üç yıl içinde yıllık yüzde 20-25 oranında bir büyümeyi hedefliyoruz. Eğer bu hedefe ulaşırsak daha küçük olan komşu ülkelere bakmak yerine Türkiye’de büyümek ana önceliğimiz olacaktır” dedi.
ADSL kullanıcılarına kampanya
TTNet, yeni ADSL kullanıcılarına yönelik Yaz Fırtınası kampanyasından sonra, temmuzda mevcut kullanıcılar için Son Sürat Yaz Fırsatı ve ÖnerKazan kampanyası ile girdi.
Türk Telekom’un iştiraki olan internet servis sağlayıcısı TTNet, temmuz ayına 2 yeni ADSL kampanyası başlatarak girdi.
Son Sürat Yaz Fırsatı ve ÖnerKazan adı altında başlatılan kampanyaların her ikiside mevcut ADSL kullanıcısını hedefliyor.
2 Temmuz-31 Ağustos tarihlerinde geçerli olacak Son Sürat Yaz Fırsatı kampanyası, herhangi bir abonelik taahhütü olmayan mevcut ve yeni ADSL kullanıcılarından 24 ay abonelik taahhütü imzalayanlara, aylık kullanım ücretlerinde 12 ay boyunca yüzde 12 indirim avantajı sağlıyor.
İşte yeni tarife:
KAMPANYALARIN AYRINTILARI
Son Sürat Yaz Fırsatı kampanyası, hem mevcut hemde yeni kullanıcılara sunulsa da asli olarak mevcut kullanıcılar düşünülerek başlatılmış izlenimi veriyor. Keza, TTNet’inyeni ADSL abonesi olacak kullanıcılara yönelik 31 Ağustos’a kadar devam eden Yaz Fırtınası kampanyası, aylık ücrette yıl sonuna kadar yüzde 55’e varan indirim ve ücretsiz modem hediyesi ile çok daha fazla avantaj sağlıyor.
ÖNER KAZAN KAMPANYASI
TTNet’in bir diğer başlattığı ÖnerKazan kampanyası ise, hem arkadaşını TTNet ADSL’le tanıştıran, hem de arkadaşı sayesinde TTNet ADSL’le tanışanlara 5 YTL’lik indirim avantajı sağlıyor.
ADSL abonesiyseniz TTNet’in ÖnerKazan kampanyası sayfasındaki ilgili alana ADSL hizmet numaranızı giriyorsunuz. Daha sonra karşınıza çıkacak penceredeki ilgili alana, arkadaşınızın telefon numarasını girerek önerinizi yapıyorsunuz. Arkadaşınızın oturduğu yerde ADSL hizmeti varsa, kampanya için geçerli referans numarası size ve arkadaşınıza e-posta ile gönderiliyor.
Arkadaşınız bu referans numarasıyla Türk Telekom Ofisleri’ne giderek aboneliğini başlatırsa hem sizin hem de arkadaşınız ilk faturasında 5 YTL indirim yapılıyor. 5 YTL indirimi, arkadaşınız, 31 gün geçerlilik süresi olan referans numarasıyla TTNet ADSL abonesi olduğu takdirde kazanabiliyorsunuz. Bir fatura döneminde en fazla 3 arkadaşınızı önererek indirim kazanabiliyorsunuz
İnternet kullanıcılarına 2 iyi haber
TTNet’in ilk kampanyası olan Son Sürat Yaz Fırsatı kampanyası kapsamında 2 Temmuz – 31 Ağustos tarihleri arasında kampanyaya başvuran ve herhangi bir abonelik taahhütü olmayan hem mevcut aboneler hem de yeni ADSL aboneleri 24 aylık abonelik taahhütü imzalayarak 12 ay boyunca % 12 indirimden yararlanabilecek.
İşte kampanya dahilindeki fiyat tarifesi…
TTNet’in bir diğer kampanyası olan ÖnerKazan kapsamında ise, hem arkadaşını TTNet ile tanıştıran, hem de arkadaşı sayesinde TTNet ile tanışanlara ilk faturalarında 5 YTL’lik indirim sağlanıyor.
Artık ekran dikizcilerinden kurtulacaksınız. Bu ekran kimseye geçit vermiyor.
Buluşlarıyla ünlü şirket 3M tarafından geliştirilen ‘Ekran gizlilik filtreleri’, bilgisayar ekranını karartarak yandan bakıldığında bilgilerin başkaları tarafından görülmesini engelliyor.
Yeni ‘microlouver’ teknolojisiyle geliştirilen ’3M ekran gizlilik filtresi’, bilgisayar ekranını sadece bilgisayarın tam karşısında oturan kişinin görmesini sağlıyor.
Kelton Research şirketinin yaptığı araştırmaya göre dünyada her dört kişiden üçü, yanında oturan kişinin bilgisayar ekranına gizlice bakabiliyor.
Amerika Endüstriyel Güvenlik Kurumu’nun yaptığı diğer bir araştırma sonucuna göreyse 2005 yılında Amerika’da gizli şirket bilgilerinin başkaları tarafından görülmesinin şirketlere olan zararı 59 milyon dolar.
Bilgisayar ekranının dizaynını bozmayan 3M ekran gizlilik filtreleri kolayca takılıp çıkarılabiliyor ve bilgisayar kapandıktan sonra da üzerinde kalabiliyor.
Her türlü bilgisayar ekranına uygun boyut seçeneği bulunan filtreler, bilgisayar ekranını, gelecek çeşitli darbelerden ve çizilmelerden de koruyor. Bilgisayar ekranının parlamasını da önemli düzeyde azaltan 3M filtreleri aynı zamanda ekranların üzerinde parmak izi kalmasına da engel oluyor.
Filtrenin özellikleri şöyle: Ekrandaki görüntüyü bozmadan ve bulanıklaştırmadan gizliliği tam sağlıyor. Hem masaüstü hem dizüstü bilgisayarlara uygun ekran gizlilik filtresi. Görsel rahatlık için; göz alıcı ışığı yüzde 99, radyasyonu yüzde 99.9, UV’yi yüzde 96, statik elektriği yüzde 99 oranında eliyor, takılması çok basit ve temizliği kolay olan filtreleri ömür boyu garantiye sahip.
50 binin üzerinde ürünün mucidi ve üreticisi olan 3M, ‘yaratıcılık’ ve ‘yenilikçilik’ kavramlarıyla anılıyor. 60 ülkede 70 binin üzerindeki çalışana sahip. Ar-Ge çalışmalarına yılda 1 milyar dolar ayıran 3M, her yıl 500 yeni patent alıyor. Yıllık geliri 21 milyar dolar olan 3M, 9.3 milyar dolarlık marka değerine sahip. Türkiye’de, Çerkezköy’de üretim yapıyor.
Xerox’un geliştirdiği “floresan yazı” teknolojisi, banknotlar üzerinde kalpazanlara karşı alınan güvenlik önlemlerinin benzerlerinin, belge sahteciliğini önlemek üzere her türlü evrak ve doküman üzerinde kolayca uygulanabilmesini sağlayacak.
Xerox’tan yapılan yazılı açıklamaya göre firma, belge ve doküman sahteciliğine karşı caydırıcı nitelikte yeni bir teknoloji geliştirdi.
Xerox, banknot, çek gibi değerli kağıtların baskısında ihtiyaç duyulan floresan mürekkebini kullanmadan, gene ultraviyole ışık altında görünebilecek gizli harf, rakam ve simgelerin basılmasını sağlayan “floresan yazı” adı verilen bir buluş gerçekleştirdi.
Bu buluşla artık diploma, rapor, banka çeki, kimlik kartları gibi belgeler, kağıt paralarda bulunan yüksek güvenlik standartlarıyla, dijital yazıcılarda basılabilecek.
Xerox’un “floresan yazı” adını verdiği buluşu, “Xerox FreeFlow” Değişken Veri Çözümü 5.0 adlı yazılımı ile ticari olarak kişi ve kuruluşların kullanımına sunuldu.
GÖZLE GÖRÜLMEYEN GÜVENLİK KODLAMALARI
Xerox’un patentini aldığı teknoloji Xerox’un Keşif ve Teknoloji Grubu’ndan Reiner Eschbach tarafından geliştirildi.
“Floresan yazı” teknolojisi, önemli belge ve dokümanların gözle görülemeyen yazı, işaret veya kodlamalarla basılmasını sağlarken, böylece, ultraviyole ışıkta görülebilen önceden belirlenen kişi veya kuruma özel simge ve kodlamalara bakılarak, o belgenin sahte olup olmadığı kolaylıkla tespit edilebildiği kaydedildi.
Xerox’lu bilim adamları, mevcut tonerlerle kağıt üzerinde gözle görülemeyen kodlamalar yapılıp yapılamayacağını ortaya çıkarmak için bu araştırmaya başladı ve araştırmaları esnasında, kağıt üreticilerinin kağıdın daha beyaz görünmesi için üzerine parlatıcı floresan bileşikler yerleştirdiklerini öğrendiler.
Reiner Eschbach ve çalışma arkadaşları, kağıt üzerinde bulunan floresan parçalarının içine gizli güvenlik simgeleri yerleştirebileceklerini düşünerek, ultraviyole ışığa tutulduğunda kağıdın floresan kısımlarının ortaya çıkmasını sağlayan kuru toner kombinasyonları keşfetti.
Keşfedilen bu özel toner kombinasyonu ile, floresan harfler ve rakamlar yazmak için kontrastlığı kullanan ve sadece ultraviyole ışıkta görülebilen bir yazı teknolojisi geliştirilmiş oldu.
Halihazırda para ve banka çeki gibi güvenlik önlemli kağıtlar, floresan mürekkep kullanılarak, pahalı ve mevcut baskının üzerine ekstra bir kaç işlem yapmayı gerektiren, zahmetli bir operasyonla basılabiliyor.
Xerox’un floresan yazı buluşu, özel bir mürekkep veya toner kullanmadan, ekstra işlemler yapmadan, önemli belge ve dokümanların gözle görülemeyen güvenlik kodlamalarıyla birlikte basılmasını sağlıyor.
BULUŞ, SAHTE BELGELERİN BASILMASINI ZORLAŞTIRACAK
Açıklamada, buluşu ile ilgili değerlendirmede bulunan Reiner Eschbach, “Geliştirdiğimiz teknolojide insanları şaşkınlığa uğratan en önemli şeyin floresan mürekkep kullanmadan, dijital bir yazıcının floresan yazı basmasını gerçekleştirmek oldu. Bunun anlamı dört renkli dijital yazıcılarla, dokümanların kişiye ve kuruma özel floresan tanımlamalarla eş zamanlı basılabilecek olmasıdır” dedi.
Xerox’un bu buluşu, özellikle şirket rapor ve belgelerinin, finans kuruluşları, kamu kurumları, okullar ve üniversiteler tarafından verilen değerli kağıt ve belgelerin sahtelerinin basılmasını daha da zorlaştırması açısından önem taşıyor.
Xerox’un geliştirmiş olduğu floresan baskı teknolojisi, öncelikle kurumsal kullanıma yönelik yüksek kapasiteli renkli dijital baskı sistemleri üzerinde çalışacak ve teknoloji renkli Xerox baskı cihazlarında da kullanılabilecek.
Bilim adamları, yaklaşık 500 milyar kere milyar kombinasyonun tamamını yükleyerek, bilgisayarı dama oyununda yenilmez kılmayı başardı.
Amerikan “Science” dergisinin son sayısına göre, Kanada’daki Alberta üniversitesinden yazılım uzmanları, bilgisayara “Chinook” adını verdikleri bir yazılım yükledi. Damadaki bütün varyasyonlar yüklenen bilgisayar, böylece “bileği bükülmez” hale geldi.
Uzmanlara göre, usta bir dama oyuncusu, “Chinook”u asla yenemeyecek.
Ekibin başkanı Jonathan Schaeffer, “bilgisayar teknolojisi ve yapay zeka alanında çıtayı yükselttiklerini” belirtti. Schaeffer, yazılımı hazırlarken, dünyanın önde gelen damacılarının tecrübelerinden yararlandıklarını bildirdi.
Dama programı için 1989 yılından beri günde ortalama 50 bilgisayarda çalışılıyordu.
IBM’in Kıbrıs’taki Yakın Doğu Üniversitesi’nde (YDÜ) kuracağı, dünyanın en büyük 76. süper bilgisayarına ev sahipliği yapacak, YDÜ-IBM İnovasyon Merkezi’nin temeli atıldı.
Temel atma töreni, KKTC Eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, KKTC Başbakanı Ferdi S. Soyer, Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ümit Asan ve Genel Koordinatörü İrfan Suat Günsel ile IBM Türk Genel Müdürü Eray Yüksek’in katılımıyla gerçekleştirildi. YDÜ’nün süper bilgisayar temelli bilimsel araştırmalarını yürüteceği merkez kısa bir zamanda hizmete girecek.
YDÜ-IBM İnovasyon Merkezi’nde çalışacak süper bilgisayar , Doğu Avrupa, Ortadoğu, Orta Asya ve Kuzey Afrika’da tek, ülkeler bazında 13′üncü, dünya üniversiteleri arasında ise 8′inci en hızlı bilgisayar olacak. Sadece KKTC’de değil, bölgede de araştırma, geliştirme ve inovasyon çalışmalarının yapılacağı merkezde kurulacak süper bilgisayarın, saniyede 12 trilyon işlem yapabilme kapasitesine sahip olacağı hesaplanıyor. YDÜ, süper bilgisayarda; mühendislik, sağlık, çevre, yaşam bilimleri ve sosyal bilimler başta olmak üzere, geniş bir yelpazede çalışmalar yürütecek.
IBM’le işbirlikleri hakkında bilgi veren Yakın Doğu Üniversitesi Genel Koordinatörü İrfan Suat Günsel, “Bilgisayarların KKTC’de kurulacak olması, ülkemizi Akdeniz çanağında bir araştırma üssü haline getirecektir. YDÜ olarak süper bilgisayarlarımızda iklim araştırmaları, deprem simülasyonları, tıp, eczacılık, nanoteknoloji ve gen teknolojileri gibi alanlarda bilimsel araştırmalar yapacağız. ” dedi. Günsel sözlerine, “YDÜ-IBM İnovasyon Merkezi, 4 katlı bir binada toplam 1500 metrekarelik bir alana yayılacak. Merkezin en göz alıcı bölümü, 20 ton civarında olması beklenen süper bilgisayarın yerleştirileceği ve ziyaretçileirn de rahatlıkla görebilecekleri 200 metrekarelik alan olacak.” şeklinde devam etti.
IBM Türk Genel Müdürü Eray Yüksek ise ” Teknolojik yetenekler, rekabetin hiç olmadığı kadar kıran kırana geçtiği bir dünya yaratıyor. Bu dünyada var olmanın tek yolu da bilgi ve becerileriyle fark yaratan, disiplinlerarası programlarda ve pozisyonlarda eğitim görmüş insanlara, araştırma ve geliştirme çalışmalarını yürütecek uygun ortamı sağlamaktır. Bu anlamda, İnovasyon Merkezi’nin, birçok inovatif çalışmaya önderlik ederek, bölgede önemli bir bilim merkezi haline geleceğinden eminim.” dedi.
İşbirliği kapsamında, IBM’in dünyanın çeşitli ülkelerinde her sene düzenlediği Yüksek Performanslı Hesaplama konferanslarında, Yakın Doğu Üniversitesi’nin geliştirdiği yeni teknolojiler de tanıtılacak. Önümüzdeki yıllarda, bu konferanslardan birinin Kuzey Kıbrıs’ta yapılması için gerekli çalışmalara başlanacak
Dyson, yer tasarrufu sağlayan ince ve modern tasarımlı DC 18 Slim elektrikli süpürge ile teknolojiyi kullanışlı hale getirdi.
Yeni Dyson DC18 slim, ince hatları ile yer kaplamıyor, kullanım kolaylığı ve üstün manevra kabiliyetiyle ulaşılması en zor yerlere ulaşarak mükemmel hijyen sağlıyor. Havada bulunan tüm bakterileri sabit emiş gücüyle yok ediyor.
Kullandığı havayı soluduğumuz havadan daha da temiz olarak makinedan dışarı veriyor.
Sadece küçük bir bilek hareketi ile yönlendiriebilen Özel başlığı, elektrikli süpürgenin zemine sürekli temas etmesini sağlıyor. Hepa filtresi ve bakteri koruyucu ekranıyla küfleri bakterileri yok ediyor.
Teleskopik hortumu sayesinde tavan ve köşelere rahatça ulaşabilen DC18, tüm Dyson elektrikli süpürgeler gibi gelişmiş siklon teknolojisi sayesinde, emiş gücü azalmadan hava ile tozu tamamen ayrıştırabiliyor.
Ürünün fiyatı ise 1.350 YTL.
