Ağu 31

Dünyanın ilk çift mikrofonlu VoiceMax teknolojisini kullanan Bluetooth cep telefonu Sennheiser VMX 100 Türkiye’de satışa sunuldu. Sennheiser VMX 100 yalnızca 15 gram ağırlığı ve işlevsel özellikleriyle inanılmaz bir kullanım kolaylığı sunuyor.

Sennheiser Communications, Bluetooth cep telefonu kulaklığı kavramını VMX 100 modeliyle yeniden tanımlıyor. Dünyayla aynı anda ülkemizde Bircom güvencesiyle satışa sunulan Sennheiser VMX 100 Bluetooth cep telefonu kulaklığı VoiceMax teknolojisi ile ortam gürültüsünü maksimum seviyede ayrıştırarak, konuşmanızı her ortamda anlaşılır kılıyor. Böylece telefon görüşmelerinizi en gürültülü ortamlarda bile sanki görüşme yaptığınız kişiyle aynı odadaymış gibi rahatlıkla yapabiliyorsunuz. Sennheiser VMX 100 tüm Bluetooth’lu cep telefonlarıyla uyumlu olarak kullanılabiliyor.
Devrim niteliği taşıyan VoiceMax’in çift mikrofonlu teknolojisini dünyada ilk kez kullanıma sunan Sennheiser VMX 100, daha önce hiçbir Bluetooth kulaklığın erişemediği ses kalitesi, konfor ve şıklığı bir arada getiriyor. Sennheiser VMX 100 sadece 15 gram ağırlığı, kulağınıza mükemmel şekilde oturan tasarımı ve benzersiz 3 boyutlu ayarlanabilir yapısı ile inanılmaz bir kullanım kolaylığına sahip bulunuyor. 5 saatlik konuşma süresi sunan Sennheiser VMX 100, üstün pil performansı sayesinde ulaştığı 100 saatlik bekleme süresiyle fark yaratıyor. Ülkemizin dört bir yanında Bircom güvencesiyle ve 2 yıllık garantiyle satışa sunulan Sennheiser VMX 100 Bluetooth cep telefonu kulaklığının Titanium ve Black adını taşıyan iki farklı modeli bulunuyor. Her iki modelle birlikte hem standart şarj ünitesi hem de USB şarj ünitesi geliyor. Sennheiser VMX 100 Black serisinin özelliği ise otomobil şarj ünitesini de içeriyor olması.

Yazan :admin

Ağu 31

Tam güvenlikli ofis dokümantasyon çözümleri sunan Sharp MX serisi ile baskılarınız renkleniyor. MX adı; MFP çok fonksiyonlu ürünlerin M harfinin ve her türlü dış veri ile iletişime hazır olan OSA (Açık Sistem Mimarisi) platformunu desteklemesi nedeni ile X harfinin birleşmesinden oluşuyor.

Her gün gelişen – değişen teknoloji ve insan ihtiyaçları paralelinde Sharp; “Dokümantasyon Çözümlerindeki” ürünlerini yeniledi. Yeni bir konsept üzerinde yoğunlaşan Sharp bu yeni ürün gamına MX adını verdi. MX adı; MFP çok fonksiyonlu ürünlerin M harfinin ve her türlü dış veri ile iletişime hazır olan OSA (Açık Sistem Mimarisi) platformunu desteklemesi nedeni ile X harfinin birleşmesinden oluşuyor.

Bu ürünler, kullanıcıların her türlü ev ve ofis ihtiyaçlarını karşılamanın yanında MetaTag, OSA, IPv6, DSK gibi gelişmiş teknoloji ve güvenlik uygulamaları ile bilgi arşivleme sistemini elektronik ortamda güvenle gerçekleştirme imkanı sunuyor. Güvenliğin yanı sıra düşük baskı maliyetlerini de beraberinde getirerek dokümantasyon çözümlerinde tüketiciler için avantaj sağlıyor. Daha az gramajlı toner ile daha çok baskı alma fırsatı sunan küçük molekül teknolojisi kullanılan Sharp MX modelleri kullanıcıların günlük “fotokopi ve yazıcı” ihtiyaçlarının yanı sıra, gelişmiş tarama fonksiyonları ile doküman arşivleme, i-faks ve sıradan faks işlerini çok daha düşük maliyet ile çok daha kısa bir zamanda yerine getirebiliyor.

OSA ile kullanıcılar taradıkları dokümanlara veri girişi (MetaTag) yapabiliyor, kullanıcı bilgilerini detaylı olarak server’a (sunucularına) aktararak kullanıcıları için veri tabanı oluşturup, bu sayede kullanıcı hareketlerini düzenli olarak takip edebiliyor. Ayrıca OSA sayesinde MFP cihazlarını server ya da PC aracılığıyla koordine edebiliyor, MFP cihazlarınızın da maliyetlerini takip edebilmeniz için hesap denetim modülleri ile raporlama yapabiliyor.

12 ppm ile 70 ppm arası baskı hızına sahip olan ürünler, yenilenen modeller Sharp AR-M316 ve AR-M256 Andromeda II Serisi ürünleri ile siyah/beyaz dokümantasyon, MX-350U/N, MX-450U/N (Network ve Opsiyonel Network) Jupiter Serisi ve MX-550U/N, MX-620U/N, MX-700U/N Dragon Serisi ürünleri ile renkli dokümantasyon çözümleri sunuyor.

Gelişmiş OSA mimarisi ile kurumlar kullandıkları yazılımlar ile MFP cihazlarını entegre ederek bütün işlemleri makine başında yapabiliyorlar. Türkiye fotokopi pazarında yaklaşık %70’lik bir pazar payına sahip olan 21ppm ve altı cihazlarda birinci sırada yer alan Sharp yeni ürünleri ile de pazardaki liderliğini devam ettirmeyi hedefliyor.

Yazan :admin

Ağu 31

İngilizler’in geliştirdiği süper protez kolun bütün parmakları hareket ediyor. Geliştirilen yeni protez kol gerçek kol gibi çalışıyor.Ameliyatsız monte edilen kolun fiyatı 17 bin dolar.

i-LIMB isimli protez kol her türlü hareketi yapmanıza olanak veriyor. Parmakları birbirinden bağımsız olarak oynatabilen kol, tenis topunu da rahatça kavrayabiliyor. “Dünyanın en sofistike” biyonik kolu olarak adlandırılan bu protez, 17 bin dolardan satılığa çıktı. Şimdiye kadar yapılan protezlerde sadece başparmak ve diğer iki parmak işlev görüyordu. Bu protezde ise bütün parmaklar birbirinden bağımsız olarak çalışıyor. Protez kol herhangi bir ameliyata gerek kalmadan vücuda monte edilebiliyor. Beyinden alınan komutlar kolun kopan noktasına kadar geliyor. Bu komutlar elektronik bir alet yardımıyla proteze aktarılıyor. Protez de komutlara göre hareket ediyor.

Yazan :admin

Ağu 31

Bilimadamlarının geliştirdiği, jelatinden yapılan bir bant sayesinde suç mahallerinde bırakılan parmak izlerinden failin beslenme alışkanlığı, hatta cinsiyeti ve ırkı belirlenebilecek.

Belki kurban için katilin sigara içip içmediği ya da vejeteryan olup olmadığı önemli değildir ancak polisin bu vakayı çözüme ulaştırması için bu tip detaylar büyük önem taşır.

Olay mahallerinde parmak izi toplanması için kullanılan standart teknikler arasında bu işe özel tozlar, sıvılar ve uçucu maddeler vardır. Ancak bunlar son derece değerli adli ipuçlarını, örneğin izlerin içindeki kimyasal kalıntılarını silebilir.
Bu jelatin bant kapı kolu, fincan sapı, bombeli cam ve bilgisayar ekranından, tıpkı geleneksel parmak izi alma teknikleri gibi, iz toplayabilecek. Ardından bu jelatin, son derece hassas bir aletin içine yerleştirilecek. Bu alet, birkaç saniye içinde kızılötesi ışınlar aracılığıyla jelatin üzerindeki izlerin adeta kimyasal bir fotoğrafını çekecek.
Parmak izleri bir gramın milyonda biri oranında sıvı ya da aynı miktarda başka bir şey içerebilir. Bu da parmak izinin sahibi hakkında polise ve adli tıp uzmanlarına olayla ilgili son derece değerli bilgiler verebilir.
Araştırmacılara göre bu yeni tekniğin geleneksel tekniklerden bir farkı da orijinal izlere zarar vermemesi ve böylelikle o izlerin yeniden incelenmesine olanak sağlaması.

Yazan :admin

Ağu 31

Satürn’ün 60. uydusu keşfedildi, yeni uyduya geçici olarak “Frank” adı verildi.

Avrupa Uzay Kurumu (ESA), Londra Üniversitesi’nden Carl Murray başkanlığındaki ekibin NASA’nın Cassini uzay aracı tarafından çekilen görüntüleri incelerken “Frank”ı keşfettiğini bildirdi.

Murray, yeni uydunun ilk kez 30 mayısta, uzay aracının çektiği görüntülerde basit bir leke gibi göründüğünü belirterek, “Methone ve Pallene uydularının olduğu bölgeye bakarken bir şey dikkatimi çekti” dedi.
Bunun ardından 2004-2007’deki eski görüntüleri inceleyen bilimadamları, “Frank”ın 2 kilometre çapında olduğunu, kaya ve buz tabakasından oluştuğunu belirledi.
Güneş sisteminin Güneş’ten uzaklık sırasına göre 6. gezegeni olan ve büyüklük açısından Jüpiter’den sonra ikinci sırada gelen Satürn’ün bu yeni uydusunun resmi adı Uluslararası Astronomi Birliği tarafından açıklanacak.
Satürn’ün resmi olarak ad verilmiş 48 uydusu buluyor. Bu uydulara Yunan mitolojisinden isim verilmişti.

Yazan :admin

Ağu 31

ABD’de bir şirket, iki çalışanının koluna mikroçip “nakli” yaptırdı. Kollarından fırlayan antenlerle şirket içinde kapıları açabilen, ama aynı zamanda patronları tarafından her yerde izlenebilecek olan çalışanlar şikayetçi değil. Fakat sivil toplum örgütleri, “BBG toplumu oluyoruz” diye tepki gösteriyorlar.

GÜVENLİK ve izleme ekipmanları satan Citywatcher.com şirketi, geçen yıl iki çalışanın kol derisinin altına, küçük cam kaplı mikroçipler naklettirdi. Küçük antenleri kol derisinden çıkan ve çalışanlara birer “robot-insan” görünümü veren çiplerin varlığı o dönemde çok ses getirmedi.

RFID (Radyo Frekansından Kimliklendirme) teknolojisini kullanan çipler, iki pirinç tanesi boyunda ve bir kürdan kalınlığında. Çipler sayesinde iki şirket görevlisi, çalınma riski olan elektronik anahtarlar taşımadan, şirketin kasalarına girebiliyor. Kasalarda, iş yapılan polis merkezleriyle ilgili veriler ve görüntüler tutuluyor. Kasa kapısına gelen görevli, kolunu okuyucuya gösterip kapıyı açabiliyor.
ÖZEL HAYAT BİTER

Uygulamanın geçtiğimiz günlerde Amerikan basınına yansımasıyla birlikte tepkiler gelmeye başladı. Cincinnati şehrinde bulunan şirketin yöneticisi Sean Darks, “Çok önemli bilgileri, çok karmaşık tekniklerle koruyoruz” diyerek uygulamayı savunsa da, insan hakları kuruluşları giderek her insana belki de doğuştan takılmaya başlayacak olan bu çiplerin özel hayatı bitireceği görüşünde.

Bardağın dolu kısmını görmeyi tercih eden diğer uzmanlara göre ise bu çipler, askeri ve nükleer tesislerin korunmasının dışında çok önemli faydalar sağlayacak. Örneğin kaybolan Alzheimer hastalarının nerede olduğu ve aslında kim olduğu kolayca bulunabilecek. Bir gün belki tecavüzden hüküm giyen kişilere ve hatta yasadışı göçmenlere de bu çipten takılacak.

Yazan :admin

Ağu 31

İskelet, Etiyopya’da sadece iki kez sergilendi

Dünyanın en eski insan iskeleti, ABD’deki müzelerde sergilenmek üzere Etiyopya’nın dışına çıkarıldı.

Arkeologlar, ‘Lucy’ adıyla bilinen 3.2 milyon yıllık iskeletin hareket ettirilmesinin sakıncalı olduğunu söylerken, çok sayıda Etiyopyalı iskeletin ülke dışına çıkarılmasına tepki gösterdi.

Smithsonian Enstitüsü uzmanlarından Zelalem Assefa, iskeletin hareket ettirilmesini tasvip etmediklerini ve kalıntıların, üzerine kumar oynanamayacak kadar değerli olduklarını söyledi.

Etiyopya’nın kuzeydoğusunda 1974 yılında ortaya çıkartılan Lucy, uzmanların, insan gelişimine dair teoriler üzerinde tekrar düşünmelerine yol açmıştı.

İskelet, Etiyopya’da sadece iki kez sergilendi.

Yazan :admin

Ağu 31

Bilimadamlarından oluşan uluslararası bir ekip, güneş sisteminin dışında bugüne dek bilinen en büyük gezegeni keşfetti.

Gezegen, California, Arizona ve Kanarya Adaları’nda kurulu teleskop ağı tarafından tespit edildi.

Büyük kısmı hidrojenden oluşan dev gezegen, Dünya’dan bin 435 ışık yılı uzaklıkta bir ana yıldızın etrafında dönüyor.

Dünya’nın 20 katı büyüklüğündeki gezegene TrES-4 adını veren bilimadamları, gezegenin Herkül takım yıldızında yer aldığını kaydetti.

Jüpiter’den yüzde 70 daha büyük

Bilimadamları, güneş sisteminin en büyük gezegeni Jüpiter’den yüzde 70 oranında daha büyük ve bin 327 derece ısıya sahip olan bu gezegenin yüzeyinin de muhtemelen içine batılabilecek kadar yumuşak olduğunu belirtti.

Jüpiter’den daha düşük bir yoğunluğa sahip bu gezegen, ana yıldızından yaklaşık 7 milyon kilometre uzaklıkta bulunuyor.

TrES-4 gezegeni, anayıldızının etrafındaki bir tam dönüşünü 3.55 günde tamamlıyor. Bu da bu gezegendeki bir yılın Dünya’daki bir haftadan daha kısa olduğunu gösteriyor.

Bilimadamlarından oluşan uluslararası bir ekip, güneş sisteminin dışında bugüne dek bilinen en büyük gezegeni keşfetti.

Gezegen, California, Arizona ve Kanarya Adaları’nda kurulu teleskop ağı tarafından tespit edildi.

Büyük kısmı hidrojenden oluşan dev gezegen, Dünya’dan bin 435 ışık yılı uzaklıkta bir ana yıldızın etrafında dönüyor.

Dünya’nın 20 katı büyüklüğündeki gezegene TrES-4 adını veren bilimadamları, gezegenin Herkül takım yıldızında yer aldığını kaydetti.

Jüpiter’den yüzde 70 daha büyük

Bilimadamları, güneş sisteminin en büyük gezegeni Jüpiter’den yüzde 70 oranında daha büyük ve bin 327 derece ısıya sahip olan bu gezegenin yüzeyinin de muhtemelen içine batılabilecek kadar yumuşak olduğunu belirtti.

Jüpiter’den daha düşük bir yoğunluğa sahip bu gezegen, ana yıldızından yaklaşık 7 milyon kilometre uzaklıkta bulunuyor.

TrES-4 gezegeni, anayıldızının etrafındaki bir tam dönüşünü 3.55 günde tamamlıyor. Bu da bu gezegendeki bir yılın Dünya’daki bir haftadan daha kısa olduğunu gösteriyor.

Yazan :admin

Ağu 31

Amerikan Kongresi’nin kütüphanesinde bulunan bir harita, Amerika’nın batı kıyısının Kristof Kolomb’dan yaklaşık 200 yıl önce Marko Polo tarafından keşfedilmiş olabileceğini gösteriyor.

Fransız VSD dergisinde bugün yayımlanan habere göre, Amerikan Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI) 1943′te incelediği ve Marcian Rossi isimli bir İtalyan kökenli ABD vatandaşı tarafından 1933 yılında Kongre Kütüphanesi’ne getirilen belge, Hindistan, Çin, Japonya, Doğu Hint Adaları ve Amerika’nın kuzeyini gösteren haritanın yanında bir gemiyi resmediyor.

VSD dergisindeki makalenin yazarı Thierry Secretan, ‘Gemili harita’ adlı bu belgede geminin altına çizilen bir armadaki harflerden Marco Polo isminin çıktığını belirtti.

Secretan, haritada Sibirya ile Alaska’yı ayıran boğazın altının çizildiğini de kaydetti.

FBI’ın 1943′te ultraviyole ışınlarıyla yaptığı incelemede, haritaya üç kez mürekkeple müdahale edildiğinin belirlendiğini belirten Secretan, belgenin 1295′te Venedik’e gelen Marco Polo’nun Kuzey Amerika’nın varlığıyla ilgili ilk bilgileri ya da kuzeyli kaşiflerden öğrendiklerini Avrupa’ya anlatmış olması olasılığından bahsetti.

Thierry Secretan, makalesinde, “Eğer bu harita gerçekten Marko Polo’ya ait ise Amerika’ya Kolomb’dan 2 yüzyıl önce gelmeyi başarmış ve Asya’yı Avrupa’dan ayıran boğazı, Avrupa’daki haritalarda çizilmeden 400 yıl önce çizmiş” değerlendirmesinde bulundu.

Secretan, Alaska bölgesinde keşfettiği topraklardan kimseye bahsetmediğini anlatan Marko Polo’nun ölüm döşeğinde bir arkadaşına,”Gördüklerimin yarısını bile yazmadım” dediğini kaydetti.

Yazan :admin

Ağu 31

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin, şiddet nedeniyle onlarca yıldır girilemeyen doğu kesiminde 6 yeni canlı türü bulundu.

Merkezi New York’ta bulunan Doğal Hayatı Koruma Derneği, ocak ve mart ayları arasında, Tanganyika gölünün batısındaki ormanda araştırma yapan uzmanların, aralarında bir yarasa ve iki kurbağa olmak üzere 6 yeni tür keşfettiklerini açıkladı.

Derneğin açıklamasında, bin kilometrekarelik bozulmamış bir alanda, deniz seviyesinden 2 bin 725 metre yükseklikte yapılan araştırma sonucunda yarasa ve kurbağalarla birlikte bir kemirgen, iki fare ve iki kurbağa türünün ortaya çıkarıldığı belirtildi.

Açıklamada, bölgenin biyolojik açıdan çok zengin olduğu, çok sayıda şempanze, bufalo, fil, leopar ve maymun barındırdığı kaydedildi.

Araştırmacı Andrew Plumptre, çok kısa süre içinde 6 yeni tür bulduklarını, daha fazla zamana sahip olmaları halinde bu sayının artabileceğini söyledi.

Yazan :admin

-