Ağu 30

NASA, astronotları Aya götürecek roketlerin geliştirilmesi için Pratt&Whitney Rocketdyne şirketiyle anlaştı.

1,2 milyar dolar tutarındaki anlaşma, NASAnın Ares 1 mürettebat ve Ares 5 ağır yük füzelerinin ikinci katında yer alacak J-2X motorunun tasarım, geliştirme ve deneme aşamalarını kapsıyor. NASAnın Ay programını yöneten Jeff Hanley, Californialı şirketi ihale açmadan seçmelerinin nedeninin, Pratt&Whitney Rocketdyne şirketinin Ares füzelerinin tasarımının gereklerine ve hedefine uygun tek üretici olması olduğunu belirtti. 8 gelişmiş roket motorunun yer ve uçuş testleri için geliştirilmesini kapsayan anlaşma, astronotların fırlatılmasında faydalanılacak tek kullanımlık güç kaynaklarının üretimini kapsamıyor. Başta mart 2015te Ares 1in astronotlarla fırlatılmasını planlayan NASAnın düzenleyeceği ilk seferlerde, 6 astronot Uluslararası Uzay İstasyonuna taşınacak. Ares 5 füzesi kullanılacak aynı uzay aracıyla da 2020ye kadar 4 astronotun Aya gönderilmesi planlanıyor. Amerikan uzay ajansı, Lockheed Martin şirketiyle Ares 1in en üst katında fırlatılacak Orion adı verilen bir mürettebat kapsülünün geliştirilmesi ve ilk üretiminin yapılması için 8,15 milyar dolarlık bir anlaşma imzalamıştı. NASA, ayrıca Ares 1 füzesinin ilk katı için merkezi Utah eyaletinde bulunan ATK Thiokol firmasıyla görüşmeleri sonlandırmak üzere bulunuyor. NASAnın senaryosuna göre, Ares 5 ile ilk olarak bir Ay aracı ve yük, Dünyanın yörüngesine fırlatıldıktan sonra içinde astronotların bulunduğu Orion kapsülünü taşıyan Ares 1 uzaya gönderilecek. Orion mürettebatı Dünya yörüngesinde Ay aracı ile buluştuktan sonra Aya doğru yola çıkacak. Ares 1 fırlatıldıktan sonra J-2X motoru 190 bin feet (6 bin 200 metre) irtifada ateşlenecek ve Oriondaki astronotları Dünya yörüngesine gönderme işini yerine getirecek. Ares 5in J-2X motoru da ay aracı ve erzak yükünü yörüngeye yerleştirme işini üstlenecek ve Orion mürettebatını Aya göndermek üzere yeniden çalıştırılacak. Daha önce Saturn 5 roket motorlarının tümünü üreten Boeing ve Rockwell International şirketlerinin sahibi olduğu Rocketdyneı 2005te ele geçiren Pratt&Whitney firmasının geliştireceği J2-X roket motoru NASAnın Marshall Uzay Merkezinin denetiminde üretilecek. Aynı roket motorunun daha az güçlü ve ilk versiyonu 1960lar ve 1970lerdeki Apollo Saturn 5 ay roketlerinin ikinci ve üçüncü katlarının itici gücü olarak kullanılmıştı.

Yazan :admin

Ağu 30

İngiltere merkezli mobil telefon devi Vodafone Group, Türkiye ve Hindistan`daki faaliyetleri sayesinde abone sayısını önemli ölçüde artırdı.

Vodafone`un açıklamasına göre, şirketin 31 Mart`ta 13 milyon 900 bin olan Türkiye`deki abone sayısı 30 Haziran`da 1 milyondan fazla artışla 14 milyon 925 bine ulaştı. Bu rakam içinde ön ödemeli olanların oranı aynı dönemlerde yüzde 90,1`den yüzde 89,1`e geriledi. Vodafone`un Hindistan ve Türkiye gibi piyasalarda sahip olduğu hisseler, değerinin yaklaşık yüzde 30`unu oluşturuyor. Şirket, Hindistan`daki müşteri sayısını ise yüzde 50 artırdı. Grup olarak da birinci çeyrekte güçlü gelir ve abone artışı elde etti. Abone sayısını beklentileri aşarak 9,1 milyon artırdı. Şirketin grup gelirleri yüzde 7,5 artışla 8,3 milyar sterlin (17,03 milyar dolar) oldu. Şirketin Telsim`i devralarak faaliyete başladığı 2006 Mayıs ayındaki abone sayısı ise 11 milyon 311 bindi. Böylece şirketin Türkiye`deki abone sayısı 1 yılda yüzde 32 artmış oldu. Haziran sonunda Türkiye operasyonunda abone başına aylık ortalama gelir ise ön ödemelilerde 14,1, faturalılarda 29,2 ve toplamda ise 15,7 Yeni Türk Lirası oldu. Bir önceki çeyrekte bu rakamlar sırasıyla 12,9, 28,7 ve 14,4 YTL`ydi.

Grup, Hindistan ve Türkiye`deki artan faaliyetlerinin, zorlandıkları Almanya ve İtalya piyasalarını dengelediğini açıkladı. Hindistan ve Türkiye`deki yeni faaliyetlerinin yıllık bazda güçlü bir gelir büyümesi kaydettiğini açıkladı. Firmanın İcra Kurulu Başkanı Arun Sarin “Mali yıla, özellikle Doğu Avrupa, Ortadoğu, Afrika ve Asya Pasifik bölgelerindeki performansın da etkisiyle çok iyi bir başlangıç yaptık.” dedi ve şunları ekledi: “Stratejik gayelerimize ulaşma yolunda ilerleme sağlamayı sürdürüyoruz.”

Vodafone, olgun piyasalardaki büyüme yavaşlamasına karşı bir önlem olarak geçen yıl yeni bir organizasyon yapısı benimsediklerini duyurmuştu. Buna göre firma, söz konusu piyasalarda maliyetleri düşürücü, yükselen pazarlarda ise büyümeyi artırıcı adımlar atıyor. Bu strateji çerçevesinde firma Türkiye`nin sıkıntılı operatörü Telsim`i Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu`ndan (TMSF) 4,55 milyar dolara satın aldı. Hemen akabinde de Hindistan`ın en büyük mobil iletişim operatörü Hutchison Essar`ın çoğunluk hisselerine 10,7 milyar dolar ödeyerek sahip oldu. İngiliz yatırım danışmanlığı firması Hargreaves Lansdown analistlerinden Richard Hunter`a göre Vodafone`un istikrarlı yükselişi, firmaya güvenerek hisselerine yatırım yapan sermayedarları fazlasıyla memnun ediyor. Aynı şekilde çeşitlilik stratejisi de firmaya duyulan güveni daha güçlü kılıyor. Hunter şunları söylüyor: “Türkiye`de attığı adımları ve Hutchison Essar`da onu hakim hissedar konumuna yükselten teşebbüsünü bir tarafa bırakın, Verizon`daki Amerikan payının tutmaya devam edeceği yönündeki kararı bile, onun hakkında şüphe duyanları ciddi bir utanmaya sevk etmişti.” Bazı analistler ise Vodafone`un Amerika merkezli internet sağlayıcısı Verizon`daki azınlık hisselerini bırakması gerektiğine inanıyor. Böylece gitgide daha da rekabetçi hale gelen Avrupa ve Asya pazarlarındaki büyümenin daha etkin yönetilebileceğini savunuyorlar. Bu arada Vodafone, Verizon Wireless`ın ilk çeyrekte müşteri sayısını 1,6 milyon kişi artırdığını bildirdi.

Yazan :admin

Ağu 30

BenQ, Asya Pasifik distribütörleriyle Tayvan’da toplandı. Türkiye’nin önde gelen mobil yaşam ürün distribütörlerinden C5 MOBILE’a “Best Partner” ödülü verildi. Tayvan merkezli cep telefonu devi BenQ, Asya Pasifik distribütörleriyle Tayvan’da toplandı. 05-08 Haziran tarihleri arasında düzenlenen uluslararası toplantıda BenQ’nun yeni modelleri tanıtıldı ve gelecek dönem stratejileri görüşüldü. Asya Pasifik Distribütörleri’nin katıldığı görüşmelerde, Türkiye’nin önde gelen mobil yaşam ürün distribütörlerinden C5 MOBILE’a “Best Partner” ödülü verildi. Mobil iletişim sektöründe dünyanın önde gelen markalarının resmi distribütörü olan C5 Mobile, katma değerli ürün ve hizmet sunmak amacıyla 2003 yılında kurulmuştu. Şirket halen pek çok mobil teknoloji ürününü Türkiye’de yaygın olarak pazarlıyor.

Yazan :admin

Ağu 30

Küreselleşen Dünyamızda Bilgi Ağları
Aydın Boz

Pek yakında dünyanın her yerinde milyonları aşkın insan, bu bilgisayar dünyasında fantastik yolculuklar yapabilecek, alış-veriş yapıp, nerede olursa olsun kendisine gelen elektronik mektupları okuyabilecek, multimedya dünyasını evine kadar taşıyabilecektir…
İNTERNET bilginin küresel seviyede ortak kullanımına en iyi örnektir. İnternette şu anda 30 binin üzerinde ağ ve 4 milyonu aşkın da abone vardır. Dolayısıyla bu dev bilgisayar ağıyla 5 kıta ve 110 ülke birbirleriyle doğrudan bağlı ve irtibatlıdırlar. Bu demektir ki, Internet, dünyadaki milyonlarca bilgisayar sahibinin, telefon hatları aracılığıyla birbirlerine bağlanabildiği bir “İnterkent ”tir.
Bu bilgisayar ağıyla kişi, dünyanın herhangi bir ülkesindeki kütüphaneden kitap okuma, tarım teknolojisindeki, genetik bilimindeki gelişmeleri takip etme, hattan direkt bilgisayara aktarma çeşitli haber merkezlerinin sağladığı haberleri okuyabilme, birçok TV kanalının program listelerine ve meraklı olduğu çeşitli alanlardaki verilere ulaşabilmenin yanında bunları kendi bilgisayarının hafızasına kaydedebilmektedir. Bu vesileyle internetle pek çok gizli ortaklıklar ve dostluklar oluşmaktadır ki, bunlar coğrafi, dinî ve milli sınırların ötesine geçmektedir.
İnternet’in tercih edilmesinin en önemli sebebi veri bankalarından seri bir şekilde faydalanmaktır. Bugün internet ile sadece yazılı haber alış verişi veya metin gönderme ve alma değil, multimedya şeklinde sinema filmleri, video, bilgisayar grafikleri, en yeni müzik ve renkli dergi ve gazete sayfaları bir kıtadan öbür kıtaya anında ve net olarak aktarılabiliyor. Hatta modelistler, bu yük otomobil şirketleri yeni tasarım ve projelerini bu bilgisayar ağı yardımıyla istedikleri yere ve firmaya çok kısa sürelerde iletebiliyor.
İnternet, bilgi ağı endeksli bir bilgisayar şehridir. Telefon hatları, bu şehrin otoyollarını oluşturuyor. Otoyola çıktıktan sonra, herkese açık pek çok yere girebiliyorsunuz. Ancak, bilgisayar şehrinde dolaşabilmenin ilk şartı.Bu yolu size açacak bir aracı kurumla anlaşmanız. ABD ve Avrupa’da bu kurumlar yaygın iken, Türkiye’de şimdilik bu otoyolu açacak aracı kurum sayısı ikiyi geçmiyor.
Bugün ABD’de bütün Amerikalıların 2005 yılına kadar bilgi ağına kavuşup bilgi alış verişinde kolaylığa geçebilmeleri için bütçeden yaklaşık 300 milyar dolar ayrılmıştır. Ve en önemli hazırlık da 2000 yılına kadar bütün okulların bilgisayar ağına bağlanması projesidir. Japonya da aynı hazırlıklar peşinde ve 2010 yılına kadar bütün ev, işyeri ve okulları bilgisayar ağına bağlamayı hedeflemiştir. Bu plan bir trafik ağı gibi işleyecektir. Avrupa’daki sanayileşmiş ülkeler de hızla bu iletişim sistemini ülkelerinde yaygınlaştırmaya çalışıyorlar. Sadece Fransa bunun için 200 milyar frank’ın üzerinde bir bütçe tahsis etmiştir.
Kolay ve seri iletişimiyle bir anda yaygınlaşan bilgi ağı ile dünyamızı “Küresel köy” şeklinde tanımlayan iletişim bilimcileri, internet sisteminin interaktif (karşılıklı etkileşim) alanında atılmış en büyük adım olduğunu ve zamanla bu internet ağının hükümet birimlerinde, resmi makamlarda, hastanelerde, bankalarda, sigorta kurumlarında, evlerde vs, her alanda faaliyete geçeceğini söylüyorlar. Böylece bütün işler, faaliyetler hız ve haz kazanacak, pek çok şirket ürünlerini internet aracılığıyla müşteri firmalara veya mağazalara pazarlama imkânı bulacaktır.
Internet’in doğuş hikâyesi gerçekten çok enteresandır. 1969 yılında Amerikan Savunma Bakanlığı tarafından “Arpanet” adı altında kurulan ve diğer müttefik ülkelere kadar uzanan bu bilgisayar ağının amacı komünist ülkelerin, yani Doğu Bloğunun nükleer saldırılarına karşı tedbir almak, savunmak ve onların ilerisinde bir güce ulaşıp, teknik gelişim ve donanıma sahip olmaktı. Ancak daha sonra adını ve alanını değiştirerek, özellikle iletişim ve ticaret alanlarında bugün yaygın olarak kullanılan “Internet” şeklinde değiştirilmiştir.
Bilgi, bulgu ve belgelerinizi bu yolla istediğinize gönderebilirsiniz. Gerekirse sıkıntı, istek veya önerilerinizi de bu kanal ile iletebilirsiniz. 1993 Haziranında başkan Clinton kendi bilgisayarıyla internet aracılığıyla vatandaşlarının dilek ve şikâyetlerini dinlemek istediğini bildirir. Çok geçmeden, yani birkaç ay içerisinde Beyaz Saray bilgisayarlarına 250 binden fazla mesaj gelir.
Bu öyle harika bir bilgi ağı ki, yakın zamana kadar sadece belli medya ve lobilerin tekelinde ve tasarrufunda idi. Bugün artık herkes kullanabilmektedir. İnternet’in başka bir kullanım şekli de internete bağlı bilgisayarlarla istenilen herhangi bir mal veya hizmetin sipariş edilebilmesidir.
Basın-yayın dünyası da bu bilgi iletişim ağında ilgi odağı durumundadır. 1995 yılı sonuna kadar yaklaşık 3000’den fazla gazete ve derginin internet ağında hizmet vereceği söyleniyor. Bu hizmetle istediğiniz gazete ve dergi sayfalarını hem ekranınızda izleyebiliyor hem de ekrandaki bu sayfalarda hoşlandığınız veya eleştirdiğiniz noktaları iletebiliyorsunuz. Böyle bir hizmetten faydalanan yaklaşık 70 bin Amerikan “Time Magazine” dergisi okuru, bir yandan internet aracılığıyla redaktörü, “Niçin 27 Haziran 1994 tarihli sayınızda futbol katili O. J. Simpson’un fotoğrafını kapak yaptınız?” şeklinde soru yağmuruna tutarken, öbür yandan da her okur kendi ekranından dergi kapağındaki bu katilin fotoğrafını karalıyordu. Redaktör, “Böyle bir tepkiyi inanın hiç beklemiyorduk!” diyebiliyordu sadece. Sorumlu müdür Tom Mandel, “Dergiye gelen bunca eleştiri bombardımanı üzerine o sayının kapağını hemen değiştirdik” dedi.
Peki, Türkiye, bu “interkent”te yerini alabildi mi? Türkiye, 1993’de internet dünyasına 53. ülke olarak girdi. Avrupa ülkeleri arasında Türkiye internet’e bağlanan bilgisayar artışında (%300) ilk sıralardadır. Tabii bu yeterli sayılmaz. Çünkü, Türkiye’nin bilgi toplumu olma yarışında kazananlar safında olması bazı şartlara bağlıdır. Milli enformasyon politikası bir an önce çizilmeli, milli enformasyon master planı hazırlanmalı ve yurtdışı internet bağlantısının kapasitesi vakit kaybedilmeden artırılmalıdır. Bu bilgi ağları ile küçülen dünyamızda, komşularımızdaki gelişmeleri gözardı etmeyi doğru görmüyorsak, bir de eğer sesimizi duyurmak ve konuşan, konuşulan bir Türkiye olmak istiyorsak, bu interaktif iletişim ağına sıkı sıkıya bağlanmamızda fayda vardır

Yazan :admin

Ağu 30

Ergonomik yapısı ile yüze oturuşta rahatlık sağlayan Motorolo Z8, ekim ayında Türkiye’de satışa sunulacak. Başka telefonlarda şimdiye kadar kullanılmayan bir tasarıma sahip olan Z8, geleneksel kayan kapak tasarımını, açılırken içine yerleştiği oyuk benzeri boşluk sayesinde, insan yüzünün yapısı ile daha uyumlu hale getiriyor.

Symbian UIQ işletim sisteminin kullanıldığı telefon, 109x50x15 mm boyutlarına ve 112 gram ağırlığına sahip. QVGA 16 milyon TFT renkli ekranı bulunan Z8′in özellikleri arasında internet tarayıcı, 3G ve HSDPA bağlantı ile 2.0 megapiksel çekim kalitesine sahip kamera da bulunuyor.

Ürünün dahili bellek kapasitesi 90 MB iken, kapasitenin Micro SD bellek kartı ile genişletilebilmesi de mümkün.

Yazan :admin

Ağu 30

Kanada ve Amerika’da meydana gelen yıldırım çarpmaları neticesinde yaklaşık 13 kazanın yaşanmasının ardından yetkililer, yağmur yağarken iPod dinlenmemesi konusunda uyardı.

Yıldırımdan korunma yolları ile ilgili bilgi veren yetkililer, yıldırımın direkt insana veya çevreye düştüğünde genelde deri üzerinde parlama oluşturduğunu; ancak metal veya elektronik cihaz taşıyan kişilerde ise yanık veya daha büyük hasarlara yol açtığını açıkladı.

Hastane kayıtlarına göre, Kanadalı bir kişinin yürüyüş yaparken kulaklıkla iPod dinlediği sırada üzerine düşen bir yıldırımın, kulaklık tellerinden geçerek kendisinin göğsünde ve boynunda yanmalara neden olduğu bildirildi. iPod’u ile bahçesinde müzik dinleyen Colorado eyaletinden bir genç de benzer bir kazanın kurbanı oldu. Acil servis doktorları, yıldırıma maruz kalan bazı kazazedelerin beeper (basit uydu bulucu), yürürçalar ve dizüstü bilgisayarı kullanıcıları olduğunu belirtiyorlar

Yazan :admin

Ağu 30

Türkiye’nin en büyük cep telefonu operatörü Turkcell’de beş aydır boş olan genel müdürlük koltuğuna oturacak isim belli oldu.

Muzaffer Akpınar’dan boşalan koltuğa Microsoft’un Amerika’daki strateji planlama bölümünün başında bulunan Süreyya Ciliv oturdu. Turkcell’den yapılan açıklamada, Ciliv’in 9 Ocak 2007′den itibaren göreve başlayacağı duyuruldu. Ankara Fen Lisesi’ni bitirdikten sonra ABD Michigan Üniversitesi’nikazanan Ciliv, endüstri mühendisliği ve bilişim eğitimini ABD’de tamamladı. İş hayatına 1988 yılında kurduğu Novasoft ile atılan Ciliv, çokuluslu, hızla büyüyen ve yüksek teknoloji şirketlerinde genel müdürlük yaptı.

1997-2000 yılları arasında Microsoft Türkiye’nin ülke genel müdürü olarak görev yapan Ciliv, 2000′den bu yana ABD’de Microsoft’un Global Satış, Pazarlama ve Hizmet Grubu’nda çeşitli yöneticilik pozisyonlarında bulundu. En son, aynı şirkette global saha hazırlık stratejileri ve sistemlerinde genel müdür olarak görev yapan Ciliv, evli ve iki çocuk babası. Akpınar, Çukurova Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Emin Karamehmet ile aralarındaki anlaşmazlık sebebiyle Turkcell’den ayrılmıştı. Microsoft Türkiye’de satışları 18 milyon dolardan 100 milyon dolara çıkaran Ciliv’in ABD’de başında bulunduğu grubun satışları 12 milyar doları geçiyor. Yaptığı işten büyük keyif aldığını verdiği demeçlerde belirten tecrübeli yönetici, “Dünyadaki birçok ülkede bu işin nasıl yapıldığını en tepeden görmek benim için enteresandı.” demişti.

Yazan :admin

Ağu 30

Samsung’un yeni cep telefonu SGH-L760, QCIF, MPEG-4 ve H.263′in yanısıra Flash formatında video çekebilmesi sayesinde videoların doğrudan YouTube’a yüklenmesini sağlıyor.

Samsung SGH-L760′ın YouTube’a anında video yükleme yeteneği, özellikle video röportaj yapmayı seven ve çağımızın yeni gazetecilik anlayışı olarak kabul gören blog yazarları için son derece faydalı bir özellik. Samsung SGH-L760, çekilen video ve röportajların vakit kaybetmeden YouTube üzerinden yayınlanmasına olanak tanıyor.

Kayan kapak tasarımına sahip olan SGH-L760′ın, 176×200 piksel çözünürlüklü 256K renkli TFT ekranı bulunuyor. 3G desteği ile gelen telefon, 2 megapiksellik kameraya sahip. Samsung SGH-L760′ın diğer özellikleri arasında FM radyo, Bluetooth, MP3-çalar, internet gezgini ve RSS okuyucubulunuyor.

40 MB dahili belleğe sahip telefonun kapasitesini microSD kart desteği sayesinde arttırabilmek mümkün. 100x47x15 (mm) ebatlarında ve 93 gram ağırlığındaki Samsung SGH-L760′ın bu ay içerisinde Avrupa’da satışa sunulması bekleniyor. Fiyatı ise henüz belli değil.

Yazan :admin

Ağu 30

Merkezi Londra’da bulunan Ulusal Tıbbi Araştırmalar Konseyi’nin araştırmasına göre; üst gelir grubuna sahip ailede doğan, özellikle de annesi çalışan çocukların, yaşamlarının ilk üç yılında obez olma riskleri yükseliyor.

Daha düşük gelir grubuna dahil çocuklar ise daha uzun süre anne sütüyle beslendiklerinden obezite riski düşüyor. Londra’da 13 bin bebeğin 0-3 yaş dönemindeki fiziksel aktivitelerinin ve beslenmelerinin incelendiği araştırmaya göre; yüksek gelir grubuna sahip bir ailenin çocuğunun obez olma riski yüzde 15 daha fazla olarak tespit edilirken, geliri düşük de olsa çalışan annelerin çocuklarında bu oran yüzde 20′lerde seyrediyor. Araştırmaya göre; gelir düzeyi düşük ailelerin çocuklarının daha sağlıklı beslenme ve daha fazla fiziksel aktivitede bulunma olanağı bulunuyor. Buna karşılık yüksek gelir grupları, özellikle de çalışan annelerin çocukları; hazır ve yüksek kalorili gıdalarla beslenmenin yanı sıra televizyon ya da bilgisayar karşısında daha fazla zaman geçiriyor, ana öğünlerde ve atıştırmalarda daha sağlıklı içeriğe sahip gıdalar tüketiyor

Yazan :admin

Ağu 30

Kodak, uygun fiyata yüksek kalite talep eden dijital fotoğraf meraklıları için Kodak EasyShare C613 zum’lu dijital fotoğraf makinesini sunuyor. 6.2 MP çözünürlüğe sahip ürün, 16 çekim ve 3 renk moduna sahip bulunuyor.

Kodak, uygun fiyata yüksek kalite sağlayan Kodak EasyShare C613 zumlu dijital fotoğraf makinesini piyasaya sundu. Ürünün KDV dahil satış fiyatı 199 YTL.

6.2 MP çözünürlüğe sahip C613, 50×76 cm’ye kadar baskı alınmasını sağlıyor. Kodak Renk Bilimi teknolojisiyle donatılan C613, 3X optik küresel olmayan zum objektif (35 mm eşdeğeri: 36–108 mm) ile, net ayrıntıları yakalıyor ve fotoğraf kalitesinden ödün vermeksizin objelere yaklaşmayı sağlıyor. 5X dijital zum sayesinde, fotoğrafları büyütmek mümkün oluyor.

Kolay kullanımlı C613, dijital görüntü sabitleme özelliğiyle de dikkat çekiyor. Bu sayede, fotoğraf makinesinin titremesi ve hedefin hareket etmesinden kaynaklanan bulanıklıklar engellenebiliyor. Fotoğraf makinesinin yazılımı, daha net bir çözünürlük için makinenin titremesini otomatik olarak en aza indiriyor. C613, 2.4 inç iç/dış mekan renkli çekim ekranıyla, fotoğrafları parlak ve net olarak görüntüleme imkanı veriyor.

C613′ün 1250′ye kadar çıkan yüksek ISO moduyla, düşük ışık koşullarında ve hızlı hareketlerin olduğu durumlarda tüm ayrıntılar görülebiliyor. Ses kaydetme, oynatma ve fotoğraf makinesi üzerinde düzenleme özellikli sürekli VGA video ile, hareket halindeki hayatı yakalamak mümkün oluyor. 4, 9 ya da 16 görünüme kadar baskıları içeren video baskı seçeneklerine ek olarak tek kare görüntüleme ve paylaşma olanağı da sunuluyor.

C613, spor, portre, kar, havai fişek, arkadan aydınlatma ve sahil dahil programlı 16 çekim ve renkli, sepya ve siyah-beyaz dahil 3 renk moduna sahip bulunuyor. Fotoğraf makinesi üzerinde kırpma, bulanık fotoğraf uyarısı ve geri al-sil gibi pek çok fotoğraf geliştirme ve düzenleme özelliği içeriyor.

Internal Memory Plus özelliği, hafıza kartının dolması durumunda, fotoğraf makinesinin dahili hafızasına hemen geçiş yapmayı sağlıyor. 16 MB dahili hafıza ve SD/MMC kartı genişletme yuvası sayesinde, kutudan çıkarır çıkarmaz makineyi kullanmak mümkün oluyor.

Yazan :admin

-