Ağu 30

TrendMicro, küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerin İnternet tehditlerinden korunmasına yönelik yeni bir SaaS (Software-as-a-Service) güvenlik platformunu piyasaya çıkardı: SecureCloud.

Antivirüs ve içerik güvenliği uygulamalarının lider firmalardan Trend Micro, küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelere yönelik İnternet tehditlerine karşı üstün koruma çözümleri sunan SaaS (Software-as-a-Service – Hizmet Olarak Yazılım) güvenlik platformu SecureCloud ürününü piyasaya sürdü.

Yazılımın servis sağlayıcı tarafından hizmet olarak sunulduğu, böylelikle kurumların esnek ve düşük maliyetli yazılım hizmetleri alabildiği komple bir SaaS çözümü yaratan SecureCloud güvenlik platformunun üç boyutu bulunuyor:

- Tek bir Web konsolu üzerinden yönetilebilen ve tüm kullanıcı tiplerine uygun bir güvenlik politikası
- E-postalarla ve Web üzerinden gelen tehditlere karşı koruma (Web itibarı, kötü amaçlı yazılıma karşı koruma ve kapsamlı içerik güvenliği de dahil olmak üzere)
- Ağ geçidinden masaüstüne kadar kullanıcıların tüm altyapı unsurlarında güvenliği sağlayan hizmetler

SecureCloud güvenlik platformu, farklı ölçekteki firmaların kendilerine özgü ihtiyaçlarını karşılayan çeşitli çözümler sunuyor. Büyük ölçekli müşteriler BT kaynaklarını daha verimli projelerde yoğunlaştırmak için e-posta koruması gibi belirli güvenlik hizmetlerini dış kaynak kullanımıyla karşılıyor. Küçük ölçekli işletmeler ise farklı güvenlik noktası çözümlerini, kullanımı kolay tek bir Web konsolu üzerinden yönetmeyi tercih ediyor. Bu gereksinimlerin tümünü karşılayabilen SecureCloud, işletmeler büyüyüp ihtiyaçları değiştikçe ek hizmetler de sağlıyor.

SecureCloud ile, mesajlaşma ağ geçidi güvenliğinde ilk savunma hattını oluşturarak etkin koruma sağlayan Trend Micro E-posta İtibar Hizmetlerine de ulaşılabiliyor. Hizmet yönetim portalı, yöneticilere bazı İSS’ler (İnternet Servis Sağlayıcı) ya da ülkelere karşı belirli bir politika uygulama olanağının yanı sıra, zararlı faaliyetlere karşı kendi ağ adresi alanlarını izlemek amacıyla Botnet Raporu da sunuyor. Halen dünya genelinde 6.000 aktif kullanıcı bu hizmetten yararlanırken, 100 milyonu aşkın posta kutusu da bu şekilde korunuyor.

Trend Micro Türkiye Ülke Müdürü Luc-Erol Alptuna, yeni ürün hakkında şunları ifade ediyor: “Trend Micro olarak, nokta çözümleri ya da tek bir web konsolu üzerinden yönetilebilen birleşik hizmetleri içeren komple SaaS güvenlik uygulamaları sunuyoruz. Hizmet sektöründe eşi benzeri olmayan bir uygulama ile güvenlik uygulamalarını birleştirerek, sunduğumuz teknolojileri geliştirebiliyoruz.”

SecureCloud hakkında daha fazla bilgiye ve ücretsiz Botnet Raporu’na www.securecloud.com adresinden ulaşılabiliyor.

Yazan :admin

Ağu 30

Pekin 2008 Olimpiyat Oyunları’nın ana sponsoru olan ve bu çok önemli organizasyona şu an 3500’ü aşkın bilgisayar ekipmanıyla destek sağlayan Lenovo, Entegrasyon Test Merkezi’ne üçüncü ve son parti donanım sevkıyatını gerçekleştirdi. Şimdi sırada, ciddi ve kritik testler var!

Pekin 2008 Olimpiyat Oyunları için bir yıllık geri sayım başladı. Pekin 2008 Olimpiyat Oyunları’na, sunucu, monitör, masaüstü ve dizüstü bilgisayar da dahil olmak üzere 3.500’den fazla bilgisayar teçhizatı ile destek veren Lenovo, Pekin 2008 Olimpiyat Oyunları Organizasyon Komitesi’nin Entegrasyon Test Merkezi’ne yaptığı üçüncü ve son parti donanım sevkıyatını da bugün tamamladığını açıkladı.

İyi Şanslar Pekin!

Olimpiyat Oyunları hazırlık sürecinin bir sonraki fazı, “İyi Şanslar Pekin” olarak bilinen ve 8 Ağustos 2007’de yani Olimpiyatlar’a bir yıl kala başlayacak spor etkinlikleri olan kritik testler. Bu testler toplam 42 denemeden oluşuyor ve gerçek yarışta kullanılacak olan tüm bilgisayar donanımını test etmek amacıyla gerçekleştiriliyor. Bir yıl süren bu çetin testler sayesinde, sistemlerin zorlu yarışa hazır olup olmadığı ölçülüyor. Testler, 8 Ağustos 2008 tarihinde gerçekleştirilecek olan Pekin 2008 Olimpiyat Oyunları Açılış Töreni’nin bir hafta öncesine kadar devam ediyor.

Testler, Olimpiyat Oyunları için gerçek bir ön prova

Pekin 2008 Olimpiyat Oyunları Organizasyon Komitesi Teknoloji Direktörü Yang Yichun, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Olimpiyat Oyunları’nın teknolojik açıdan belkemiği olan donanımsal altyapının güvenilirliğini garantilemek amacıyla, önümüzdeki günlerde başlayacak olan testler, 2008 Oyunları için gerçekte bir ön prova. Yüksek performanslı teçhizatına ve teknik uzmanlığına çok güvendiğimiz Lenovo, Torino Oyunları’nda da olimpik ortağımızdı. Lenovo’nun yenilikçi vizyonu ve teknoloji alanındaki yetkinliğiyle gelecek yılki Oyunlar’da da en büyük destekçimiz olacağına yürekten inanıyoruz.”

Lenovo’dan 2008 Olimpiyat Oyunları’na kadar toplam 14.000 parçalık bilgisayar ekipmanı

Lenovo, son dağıtımında Olimpiyat Oyunları Organizasyon Komitesi Entegrasyon Test Merkezi’ne 242 sunucu, 140 sunucu rafı, 2375 masaüstü bilgisayar ve 141 dizüstü bilgisayar sağladı. Lenovo, toplamda 7 şehirde, 56 olimpik merkeze (39 yarış merkezi, 17 veri merkezi ve Pekin Olimpiyat Oyunları Organizasyon Komitesi merkezleri) 8200’den fazla bilgisayar ekipman parçası dağıttı. Böylece Lenovo, 2008 Olimpiyat Oyunları için yaklaşık olarak 14.000 parçalık bilgisayar ekipmanı sağlamış olacak.

42 farklı test için Lenovo ekibinden 105 kişilik bir çalışan ordusu

Lenovo’nun Oyunları destekleyen bilgisayar sistemleri, yeterlilik karşılaştırmalarında, Pekin Uluslararası Maratonu ve Tenis maçlarının da dahil olduğu 42 farklı etkinlikte test edilecek. 105 Lenovo mühendisi ve teknik destek ekibi çalışanları, değerli ortaklarla birarada çalışarak, test etkinlikleri için gerekli olan yardımı ve desteği sağlayacak.

“Tüm çalışmalarımızın meyvelerini görmeye hazırız”

Lenovo Olimpiyatlardan Sorumlu Pazarlama Başkan Yardımcısı Alice Li, bu büyük etkinlikle ilgili olarak yaptığı değerlendirmede: “Yıllar süren hazırlık ve planlama çalışmalarının ardından, şimdi test fazına gelmiş bulunuyoruz. Bu, bizler için çok önemli, çünkü Olimpiyat Oyunları’nın teknolojik altyapısının implementasyonu tam anlamıyla bir gece içinde gerçekleştirilecek. Lenovo’nun sistemini bu karmaşık sistemin tüm özel gereksinimlerine layıkıyla cevap verebilecek şekilde oturtmak amacıyla Pekin Olimpiyat Oyunları Organizasyon Komitesi ile birlikte çalıştık. Ve şimdi tüm çalışmalarımızın, emeğimizin meyvelerini görmeye hazırız” dedi.

Olimpiyatların iki yıldızı: ThinkPad T60 ve ThinkCenter M55e

Olimpiyat oyunlarının Bilgi İşlem altyapısının temelini iki kişisel bilgisayar oluşturuyor: ThinkPad T60 dizüstü bilgisayar ve ThinkCentre M55e masaüstü bilgisayar. ThinkCentre M55e, Lenovo’nun dünya çapındaki ilk bütünleşik masaüstü bilgisayar platformu ve Lenovo’nun Çin Pekin, Japonya Yamato ve Amerika Kuzey Karolina Raleigh’deki geliştirme ekiplerinin ortak çalışmasının ürünü. 2007 Temmuz ayında, güvenilirliği, boyutu ve hizmet kolaylığı açısından PC Magazine tarafından “Editörün Tercihi” (Editor’s Choice) olarak adlandırıldı.

Yazan :admin

Ağu 30

Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma merkezi Derneği Başkanı Haktan Akdoğan, son birkaç aydır bazı ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de “UFO ihbarlarında artış” olduğunu öne sürdü.

Dernek merkezinde düzenlenen basın toplantısında konuşan Akdoğan, bu gözlemlerin bir kısmının vatandaşlar tarafından video kameralarıyla filme alındığını ya da fotoğraflandığını belirterek, görüntülerin incelenmek üzere kurumlarına gönderildiğini ifade etti.

Yazan :admin

Ağu 30

Aşağıdakilerden en çok hangisi kafanızı karıştırıyor, içinizi ürpertiyor? Ya da hangisine yürekten inanıyor, hangisine şüpheyle yaklaşıyorsunuz? İşte bilimin bir türlü açıklayamadığı 10 gizemli olgu…

İŞTE BİLİMİN ÇÖZEMEDİĞİ 10 OLGU…FOTO-GALERİ…TIKLAYIN

Modern tıp artık pek çok hastalığın çaresini buluyor, son 10 yılda teknolojide gelinen nokta hayal sınırlarımızı zorluyor.

Ancak bütün bu sevindirici gelişmelere karşın, evren ve bizim güzel gezegenimiz dünya, hikmetini bir türlü çözemediğimiz sırlarla dolu. Üstelik bu konularda yürütülen çalışmalar, araştırmalar da en azından yakın gelecekte pek umut verici görünmüyorlar. Amerikan LiveScience dergisinde, yüzyıllardır gizemi çözülmeye çalışılan, varlığı ve yokluğu tartışılan, somut kanıtlara sahip olunamadığı için ‘sır’ olarak kalmayı sürdüren, bilimin bir türlü kesin ve akla yatkın bir açıklama sunamadığı tuhaf, ürpertici, merak uyandırıcı, en çok konuşulan ’10 Gizemli Olgu’nun listesi yayımlandı. Hayaletlerden UFO’lara, psişik güçlerden ‘déjà vu’ duygusuna kadar tartışılan ve bir türlü açıklanamayan 10 fenomen sizi bekliyor.
1- Taos Uğultusu
ABD’nin New Mexico eyaletinde bulunan küçük Taos kentini ziyaret eden bazı turistler ve vatandaşlar, yıllardır, çöl havasında gizemli, güçsüz, düşük frekansa sahip bir uğultu ve titreşim duyduklarını anlatıyorlar. Bu iddiada bulunanlar, Taos vatandaşlarının sadece yüzde ikisini oluşturuyor. Bazıları bunun çöldeki garip birtakım akustik sorunlarından kaynaklandığını düşünürken, bazıları da bir çeşit kitle histerisi ya da uğursuz bir sır olduğuna inanıyor. Duyulduğu iddia edilen sese ister vızıltı, ister uğultu, ister titreşim deyin; ister psikolojik, ister doğal, ister doğaüstü olduğuna inanın… Hakkında bilinen bir tek gerçek var: O da şimdiye kadar hiç kimsenin bu garip sesin kökenini ortaya çıkaramadığı.
2- Büyük Ayak
Bu gizem de Amerika’dan… Yeni Kıta’da yıllar boyunca, insana benzeyen, bol tüylü, son derece iri boyutlara sahip, ‘Büyük Ayak’ adlı bir yaratığı gördüğünü iddia eden sayısız insan ortaya çıktı. Tüm kıta çevresinde kaydedilen iddialar eğer doğruysa, aslında binlerce Büyük Ayak’ın yaşıyor olması gerekirdi. Ancak bugüne kadar bu korkunç yaratığa ait tek bir ceset bile bulunamadı. Ortada belirsiz fotoğraflar, video kayıtları ve tanıkların açıklamalarından başka bir şey yoktu. Görünen o ki bilim mantıklı bir açıklama getiremediği sürece Büyük Ayak da, İskoçya’nın varlığı bir türlü kanıtlanamayan ünlü Loch Ness canavarı gibi gizemler dünyasındaki yerini koruyacak.
3- Önsezi
İster altıncı his, ister önsezi, ister kötü hisler diyelim; hepimizin hayatımızda en az bir ya da birkaç kez garip sezgilerimizi rehber alarak hareket ettiğimiz olmuştur. Elbette bu karamsar hislerimiz çoğunlukla yanlış çıkar. Ancak kimi zaman kimi insanların altıncı hisleri -ne yazık ki- doğru alarm verir. Psikologlar bu durumu açıklarken insanların bilinçaltlarında, farkında olmadan çevremizdeki dünya hakkında bilgi topladığını vurguluyorlar. Bu şekilde biz aslında sadece ‘görünüşte bilmediğimiz’ bazı şeyleri biliyor ya da hissediyoruz. Ancak söz konusu bilgiler bilinçaltımızın derinliklerinde yaşadığı için, bunun nasıl olduğunu bir türlü anlayamıyoruz. Bu açıklama kimileri için tatmin edici olsa da pek çok araştırmacıya göre önsezi kanıtlanması ve üstünde çalışılması zor bir konu.
4- Asla bulunamayan kayıplar
İnsanlar bazen ortadan kaybolur. Bazıları yaşadıkları hayattan kendi istekleriyle kaçar, bazıları büyük çaplı ve cesetlerin tanınamadığı kazalarda yitip gider, bazıları cinayet kurbanı olur. Kayıplar ölü ya da diri bulunur. Ancak bazı insanlar vardır ki neredeyse tek bir iz bırakmadan ortadan kaybolurlar, adeta buharlaşırlar. 1872′de Portekiz yakınlarında bulunan ‘hayalet gemi’ Marie Celeste’in mürettebatı, Amerikan işçi lideri Jimmy Hoffa bu şekilde kayıplara karışan insanlardan sadece bazıları. Kaybolan insanlar, normal şartlarda polis soruşturması, itiraflar ya da tesadüf sonucu bulunuyor. Ancak ortada hiçbir olay ve kanıt olmadığı zaman insan ister istemez psişik detektiflerin işe ele atması gerektiğini düşünüyor.
5- Hayaletler
“Ölü insanlar görüyorum” repliğiyle zihnimize kazınan ‘Altıncı His’ filminden, lisedeyken ev partilerinde pek çoğumuzun katıldığı masum ruh çağırma seanslarından, çocukken masal gibi dinlediğimiz korkulu hayalet hikâyelerine kadar ruhlar üzerine hep konuşulur. Hayaletlerin varlığı hakkında ciddi bir kanıt olmamakla birlikte, onları gördüğünü, onlarla konuştuğunu, onların fotoğraflarını çektiğini ısrarla anlatan -içten ya da değil- şahitler pek çoğumuzun yakın çevresinde bile mevcut.
6- Déjà vu
Fransızca bir kelime olan ‘déjà vu’, Türkçede ‘daha önce görülmüş’ anlamını taşıyor. Açıklamak istediği durum ise kısaca şu: Özel bir anı ya da birtakım koşulları, aynı şekilde daha önceden de yaşamış olduğunuzu hissetme hali. Herkesin hayatında bir ya da birkaç kez yaşadığı bu duygu, şaşırtıcı, anlaşılmaz, gizemli ve evet ürkütücüdür. Birçok kişi ‘déjà vu’ hissini psişik bir deneyim olarak algılar. Birçok kişiye göre ise bunlar önceki hayatlarımızdan davetsiz çıkıp gelen anlık karelerdir. Araştırmacılar ‘déjà vu’ ile ilgili bazı açıklamalar yapmaya çalışsalar da de bu tuhaf hissin nedeni bir gizem olmayı sürdürüyor.
7- UFO’lar
UFO deyince genelde insanların aklına uçan daireler, kısacası uzay gemileri gelse de UFO’nun açılımı ‘Tanımlanamayan Uçan Nesne’… Ve bu nedenle evet UFO diye bir şey var. Çünkü dünyanın her tarafında, gökyüzünde ne olduğunu tanımlayamadıkları birtakım objeleri gördüğünü söyleyen insanlar var. Ancak bu obje ve ışıklar, aslında uçak mıdır, meteor mudur yoksa gerçekten Marslıların son model uzay gemisi midir, bu bir türlü açıklığa kavuşamıyor.
8- Ölümden sonra hayat
Hayatlarında bir kez ölüme yakın deneyim geçirmiş kişilerin bazıları, karanlık bir tünelde yol alıp, sonunda beyaz bir ışık huzmesine kavuştuklarına dair hikâyeler anlatır. Bunlar arasında sevdiklerinize kavuşmak, garip bir huzur hissetmek gibi daha renkli öyküler de mevcuttur. Bu deneyimler son derece etkileyici olmakla beraber maalesef kimse ‘öbür taraf’tan elinde bir kanıtla ya da doğrulanabilir bir bilgiyle geri dönmeyi başaramıyor. ‘Öbür dünya’ meselelerine kuşkuyla yaklaşanlar, söz konusu deneyimlerin travma geçirmiş bir beynin gördüğü halüsinasyonlar olduğunu vurguluyorlar. Tabii bu nedenle de son derece doğal ve açıklanabilir olduklarını… Ölüp de geri dönen olmadığına göre, bu konu gizemini koruyacak.
9- İçine doğmak
Hem Doğu hem de Batı toplumlarında, ‘önsezi’nin -ki biz bunu halk arasında ‘içine doğmak’ olarak adlandırıyoruz- bir çeşit psişik güç olduğuna inanılıyor. Bugüne dek psişik güçleri olduğunu iddia eden kişiler, araştırmacılar tarafından pek çok teste tabi tutuldu. Ancak elde edilen sonuçlar her seferinde ya olumsuz ya da muğlak ve şüpheliydi. Altıncı hissin gücüne inanan pek çok kişi, psişik güçlerin test edilemeyeceğini, çünkü bir nedenle kendilerine şüpheyle yaklaşanların ya da bilim adamlarının yanında azaldığını vurguluyor. Eğer bu tespit doğruysa, bilimin psişik güçlerin varlığını, gelecekte de ne ispat edebilmesi ne de çürütebilmesi mümkün görünmüyor.
10- Beden/Zihin Bağlantısı
Bir efsaneye dönüşen ‘plasebo etkisi’ zihinle beden arasındaki muhteşem ilişkinin en basit kanıtı. Bu etki kendini şöyle gösteriyor: Sahte, yani aslında ilaç olmayan bir ilaç aldıklarından habersiz hasta denekler, dertlerine derman olacak bir ilaç içtiklerini ve dolayısıyla iyileşeceklerini düşündüklerinden kendilerini çok daha iyi hissediyorlar. Üstelik etki kimi zaman bununla da kalmıyor, tıbbi belirtilerde de bir düzelme görülüyor. Bazen de yine bu ‘yalancı’ ilaçların işe yaradığını kanıtlamak istercesine ilacın etkisiyle acı çekiyorlar. Plasebo deneklerine bakınca, insan ister istemez zihni neye inanırsa bedeninin de onu yaşadığına hüküm getiriyor. Bu inanılmaz bağlantı çok sınırlı biçimde açıklanabiliyor. Ancak pek çok uzman, zihnin yardımıyla bedenin kendi kendini iyileştirebilme kabiliyetinin, modern tıbbın yaratabileceği herhangi bir mucizeden kat be kat büyüleyici olduğuna inanıyor.

Yazan :admin

Ağu 30

Dell, EMEA ( Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) bölgesindeki müşterilerine en üstün mobil deneyimi yaşatacak olan yeni Latitiude D430 dizüstü bilgisayarı tanıttı. Gelişmiş çizgileri ve ince tasarımıyla Latitude D430, özellikle çok sık seyahat eden, küçük boyuta, hafifliğe, güçlü bağlantı özelliklerine ve uzun pil ömrüne değer veren profesyoneller için tasarlanmış.

Yalnızca 1.35 kg1’dan başlayan ağırlığa ve 4.5 saatten2 fazla pil ömrüne sahip olan Latitude D430, müşterilere tek ya da çift çekirdek Intel 2 Duo ULV işlemci seçeneği sunuyor. Ayrıca ofis içinde esneklik ve genişleme özellikleri sunmak için Dell’in güçlü entegre genişleme birimi çözümlerini de kullanıyor. Dizüstü bilgisayar, yüksek performanslı 12.1 inçlik WXGA ekranında genişleyen; yarı saydam pencereleri, 3 boyutlu perspektifi, zengin dokuları, gelişmiş renk karışımlarını ve animasyonları gösteren Microsoft Windows Vista Aero’nun grafik deneyimlerini de yaşatıyor.

Latitude D430 çok sık seyahat eden ve hareket halinde olan müşterilerinin güvenlik, bulunabilirlik ve yönetim kolaylığı ihtiyaçlarını karşılamak üzere dört ana alan üzerine tasarlanmış:

- Yenilikçi Tasarım müşterilere ürünü yaşam döngüsü boyunca kendi ihtiyaçları ve bütçelerini en iyi şekilde yansıtacak biçimde kişiselleştirme için gelişmiş seçenekler ve yeni seviyeler sunuyor. Görsellerin yönetimini basitleştiren Dell’in Direkt Yerleştirme Hizmetleri de tasarıma dahil.

- HyperConnect Kablosuz kullanıcıların herhangi bir mekanda sanal olarak çalışmalarına entegre 802.11n kablosuz bağlanırlık özellikleri ile olanak tanıyor. Yerleşik Dell WiFi CatcherTM Yardımcı anahtarı, dizüstü bilgisayar kapalı olduğunda dahi kullanıcıların kolaylıkla bir ağ bulmalarına yardımcı oluyor.

- Akıllı Güvenlik çözümleri entegre akıllı kart ve opsiyonel biyometrik parmak izi okuyucuları ile performanstan ödün vermeyen TPM 1.2 ve tamamen şifreli sabit sürücüler içeriyor.

- RoadReady 13.000 saat süren güçlü testlerden geçen, magnezyum maden alaşımı yapısı ve tam zamanlı Strike Zone sabit sürücü koruma özelliği ile devamlı çalışmaya olanak tanıyor.

Enerji Yıldızı 4.0 uyumluluğu

Latitude D430, Dell’in Energy Smart ürün serisini, seçkin konfigürasyonları Energy Star 4.0 standartlarına uyumlu olduğundan genişletiyor. Çevre Koruma Kurumu’nun şartnamesine göre, masaüstü ve dizüstü bilgisayarlar tarafından harcanan enerjinin daha etkin bir biçimde kontrol edilmesi çağrısı yapılıyor.

Yazan :admin

Ağu 30

HP, hepsi-bir-arada ürün ailesinin en uygun fiyatlı üyelerinden birini daha kullanıcıların beğenisine sundu: HP Photosmart C4280. Satış fiyatı 108 dolar (+KDV) olarak belirlenen bu cihaz, eşsiz kalitede fotoğraf, belge, Web sayfası çıktıları almanın yanı sıra fotokopi ve tarama işlemi de yapıyor.

Evde kullanım ve küçük ölçekli işletmeler için ideal bir çözüm olan HP Photosmart C4280 ile sadece bellek kartı kullanılarak, bilgisayara gerek kalmadan baskı işlemi yapılabiliyor. Basılacak belge ya da fotoğraflar 3,8 cm boyutundaki renkli ekranda görüntülenip kolayca seçilebiliyor. 10 x 15 cm, 13 x 18 cm, A4 ve büyük panorama (215 x 610 mm) ebatlarında fotoğraf baskısı alınabiliyor.

Fotokopi için ise tek bir düğmeye dokunarak renkli veya siyah-beyaz çoğaltma seçimini yapmak yeterli oluyor. HP Photosmart C4280′in kendi sınıfındaki üstün performansıyla, dakikada 30 sayfaya kadar siyah ve 23 sayfaya kadar renkli çıktı ve fotokopi alınabiliyor.

Tarama işlemi de bu yeni cihazla son derece kolay ve kaliteli biçimde gerçekleştiriliyor. Dokümanları daha sonra yeniden basmak, düzeltmek, paylaşmak veya sadece güvenle saklamak için 1200 x 2400 dpi çözünürlüğe kadar sunulan tarama fonksiyonu, kullanımı kolay yazılımla birlikte kusursuz bir bütünlük sağlıyor.

HP Photosmart C4280′de bulunan otomatik kağıt algılayıcısı ve HP Akıllı Web Baskısı yazılımı da, mümkün olan en yüksek kalitede ve verimlilikte baskılar almaya olanak tanıyor. Dahili HP Photosmart Essential yazılımı da fotoğrafların düzenlenmesi, basılması ve paylaşılması süreçlerini kolaylaştırıyor.

HP Photosmart C4280 hepsi-bir-arada yazıcı, isteğe bağlı yüksek kapasiteli mürekkep püskürtmeli kartuşlarla daha da uygun maliyetle kopyalama/yazdırma işlemi yapabiliyor. HP Vivera Mürekkepleri ve HP Premium Plus Fotoğraf Kağıdı kullanıldığında ise nesillerce solmayan, gerçeğe yakın kalitede fotoğraflar basılabiliyor.

Yazan :admin

Ağu 30

Microsoft Windows Mobile tabanlı akıllı cihazlar pazarında dünya lideri HTC Corp.’un tüm dünyada heyecan yaratan tasarım harikası akıllı telefonu HTC Touch Türkiye’ye geliyor.

Dokunmatik ekrana yenilikçi bir yaklaşım getiren şık, sade ama çok fonksiyonlu bir ürün olan HTC Touch, Ağustos ayında Turkcell aracılığıyla tüm Türkiye’de satışa sunulacak. Touch, Kasım ayına kadar Türkiye’de sadece Turkcell kanalıyla satışa sunulacak.

Parmağın ekran üzerindeki hareketlerine tepki veren HTC Touch, dokunmatik ekran tabanlı cihazların kontrolünde çığır açıyor. HTC tarafından geliştirilen dokunmatik ekran teknolojisinin temelini oluşturan TouchFLO özelliğine sahip ilk cihaz olan HTC Touch, ekrana dokunan parmakla kalem arasındaki farkı algılayıp ona göre tepki veriyor. Parmakla kontrol dokunmatik ekranın çok daha rahat ve doğal kullanımına olanak tanıdığı gibi, telefonu kullanabilmek için kalemi takıp çıkarma dersine de son veriyor.

HTC Touch ile kullanıcılar, “Kişiler”, “Medya” ve “Uygulamalar” başlıkları altında 3 ekranı kapsayan, 3 boyutlu hareketli arayüze sadece parmaklarını yukarı doğru hareket ettirerek kolaylıkla erişebiliyorlar. Parmak hareketleri ile menülerin dönerek değişmesi, kullanıcıların en çok kullandıkları özelliklere kolay erişmelerini sağlıyor. TouchFLO özelliği ayrıca web siteleri, dokümanlar, mesajlar ve kişi listelerinde parmak dokunuşuyla kaydırarak gezinmeye de olanak tanıyor.

Akıllı, şık ve çok fonksiyonlu HTC Touch, kullanıcıların iş yaşamlarıyla özel hayatlarını dengelemelerine olanak tanıyan iletişim, eğlence ve iş yaşamıyla ilgili birçok özelliği bir araya getiriyor. HTC tarafından tasarlanan yeni ekran e-posta, mesajlar, takvim randevuları ve kişilere, dünya çapında yüzlerce şehrin hava durumuyla ilgili bilgilere tek bir dokunuşla erişim olanağı sunuyor.

Windows Mobile 6 Professional işletim sistemi üzerinde çalışan HTC Touch, Outlook Mobile, Office Mobile, Windows Live ve birçok farklı uygulamayı çalıştırabiliyor. Kullanıcılar Internet Explorer’la İnternet’te gezinebiliyor, e-posta alıp gönderebiliyor, Messenger’da sohbet edebiliyor ve Windows Live ile İnternet’te kendi alanlarına dosya gönderebiliyorlar.

Yazan :admin

Ağu 30

Temel işlevlerin yanı sıra hız, performans ve üstün teknolojiyi bir arada sunan ve siyah şık tasarımıyla göz dolduran Motorola W218 Türkiye’de satışa sunuluyor.

Kablosuz iletişimin dünya liderlerinden Motorola, şık siyah tasarımıyla göz dolduran, üstün performans ve uygun fiyatı bir araya getiren yeni Motorola W218 cep telefonu modelini Türk kullanıcılarının kullanımına sunuyor.

Kullanıcıların mobil deneyimlerini en üst düzeye çıkartmak için gereken tüm işlevsel özellikleri son derece rahat kullanım fonksiyonları ile birleştiren Motorola W218, 94€’ya satışa sunuluyor. Kompakt ve ince tasarımıyla çantada veya cepte kolayca taşınabilen W218, 4x zumlu VGA kamerası ile paylaşmaya değer anları mükemmel görüntü kalitesiyle yakalamanıza olanak sağlıyor.

9 kanal hafızalı FM radyosu ile haberi, sporu veya eğlenceyi istediğiniz her yere taşımanızı sağlayan W218, ister hoparlörden ister kulaklıktan sağladığı üstün ses kalitesi ile müziğin keyfini fazlasıyla çıkarmanıza olanak sağlıyor. Parlak ve canlı 128×128 65K TFT ekranı ile okuma kolaylığı ve zengin renk gamı sunan W218, geniş hafızası ile de kullanıcısını mesaj veya isim silme derdinden kurtarıyor. Yeni modelde 500 adet rehber kaydı yapılabiliyor ve 750 adet SMS saklanabiliyor.

Yeni W218; telefon rehberinde çoklu harfle arama, numara yazarken karakter büyütme, hesap makinası, kur dönüştürücü gibi yaşamı kolaylaştran ve hızlandıran birçok özelliği de içinde barındırıyor. W218, boş vakitleri eğlenceli bir şekilde değerlendirmek için farklı oyun seçenekleri de sunuyor. Değişik polifonik zil sesi seçenekleri sunan yeni modelde ayrıca yeni zil sesleri de bestelenebiliyor.

Yeni W218 ayrıca etkinlik hatırlatma fonksiyonuna sahip takvim, alarm, kronometre, eller serbest (handsfree) görüşme özelliklerini de kullanıcılarına sağlayarak mobil deneyimlerini en üst düzeye çıkarıyor.

Yeni Motorola W218; şarj aleti, batarya ve kablolu kulaklıktan oluşan kutu içeriği ile birlikte Ağustos 2007′den itibaren Türkiye’de cep telefonu kullanıcıları ile buluşuyor.

Yazan :admin

Ağu 30

Hacettepe Üniversitesi (HÜ)Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cemal Saydam, “Akıllı Bulut Yönetimi” projesinin uygulamaya konulmasıyla, barajları yağmur ve kar suyuyla doldurabileceğini iddia etti.

Yeşim Sert Karaaslan – Hacettepe Üniversitesi (HÜ)Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cemal Saydam, “Akıllı Bulut Yönetimi” projesinin uygulamaya konulmasıyla, barajları yağmur ve kar suyuyla doldurabileceğini iddia etti.

Saydam, yaklaşık 15 senedir proje üzerinde çalışma yaptığını ve artık tabiatın sırrını çözdüğünü söyledi.

Bulutların içinde buhar ve kristal buz parçacıkları bulunduğunu anlatan Saydam, buz parçacıklarının büyüklüğünün yağmur ve kar yağışını belirlediğini kaydetti. “Buz parçacıkları büyükse yaz aylarında yağmur kış aylarında ise kar yağışı meydana gelir” diye konuşan Saydam, bulutlara dışarıdan müdahale ederek buz kristallerinin sayısını artırabileceğini ve büyümesini sağlayabileceğini bildirdi. Saydam, projenin, yapay deneylerinin başarılı olduğunu söyledi.

ABD’de 1950′li yıllarda buna benzer bir çalışma yapıldığını ancak başarılı olamadıklarını ifade eden Saydam, “Benim projem, onlarınkinden farklı. Dünyada bir ilk olacak. Buna benzer çalışmaları İsrail de yapıyor ve giderek başarıya yaklaşıyor” dedi.

“BULUTLARA SAHRA TOZU TOHUMLUYORUZ”

Prof. Dr. Saydam, “sahra tozlarının bulut içinde yağmuru nasıl tetiklediğini” ispatladığını belirterek, “Yağmurdan sonra camların üstü sarı lekelerle kirleniyor. İşte bunlar rüzgarla buluta, buluttan da yağmurla yere inen sahra tozlarıdır” diye konuştu.

Her sahra tozunun yağmura neden olmadığını anlatan Saydam, “Yaptığımız incelemeler sonucunda hangi sahra tozunun yağmura neden olduğu belirledik. Güney Tunus’tan sahra toprağı aldık” dedi.

Projenin işleyişi hakkında bilgi veren Saydam, ilk olarak belirlenen sahradan, yağışı tetikleyecek sahra tozunun toplandığını kaydetti. Saydam, daha sonra tohumlamaya uygun nem oranı yüksek bulutun tespit edildiğini anlatarak, şöyle devam etti:

“Bulut tohumlamasında, bulut partiküllerinin büyümesine neden olan buz kristali yöntemi kullanılıyor. Bulutun bir parçasının aşırı soğumuş olması gerekiyor. Sahra tozu tohumları, uygun nem ve sıcaklıktaki bulutun içine, uçakla ulaşılarak bırakılıyor. Tohumların bırakılmasından yaklaşık yarım saat sonra yağış başlıyor.”

Barajların, yağmur suyundan daha çok kar suyuyla dolduğunu, nehirlerin de kar suyuyla beslendiğini belirten Saydam, “Tohumlama, özellikle uygun sıcaklık açısından kış aylarında yapılmalı. Yağmur suyu sadece toprağı ıslatır. Çok yağdığında sele neden olur ama kar öyle değil. Kar yavaş yavaş eridiği için nehirleri besler. Örneğin, Ankara’ya 2 metre kar yağdırın bir şey olmaz ama çok fazla suyu bir anda indirdiğiniz zaman altyapı bunu kaldırmaz” dedi.

Bu işlemi “Bulutu inek sağar gibi sağmak” diye adlandıran Saydam, projenin uygulamaya konulabilmesi için bürokratik engellerin bir an önce kaldırılması gerektiğini söyledi. Tohumlama işleminin yapılabilmesi için bulutlara uçması gerektiğini ifade eden Saydam, bunun için gerekli yerlere başvurduğunu ancak izin alamadığını kaydetti. Saydam, ilgili yerlerden izin alındığında kış aylarında hemen projenin uygulamaya konulabileceğini bildirdi.

“PROJEYİ AVRUPA BİRLİĞİNE SUNDUK”

Projeyi, Almanya’daki bulut odasıyla ve Atina’daki dünyaca tanınmış meteoroloji uzmanıyla paylaştığını anlatan Saydam, “Projenin desteklenmesi için onlarla beraber Avrupa Birliği’ne başvuruda bulunduk. Şimdi, cevap bekliyoruz” dedi.

“Sonbahar ve kış aylarında başımızın üstünden geçecek bulutlara yağacak mı acaba diye beklersek, daha çok bekleriz” diye konuşan Saydam, en kısa zamanda su yönetimi planlamasına “Akıllı Bulut Yönetimi” nin de katılması, sonbahar ve özellikle kış aylarında yağışlara müdahale edilmesi gerektiğini bildirdi. Prof. Dr. Saydam, “Bu sene yaptık yaptık, eğer bu kışı kaçırırsak 2009-2010 kışını beklememiz lazım” diye konuştu.

Yazan :admin

Ağu 30

Tasarımcı Felix de Pass, değişik renk veren lamba tellerinden çiçek deseni oluşturmuş. Ampul prize takıldığında bu güzel görünümü veriyor.

Dekoratif amaçlı güzel bir çalışma ortaya çıkaran tasarımcı yapıtına “PlugLight” adını vermiş. Geleneksel ampül ölmediğini şimdilerin popüler aydınlatma çözümü LED’lere ve floresan lambalara kanıtlıyor.

Yazan :admin

-