Eyl 24

Türkiye’nin En İyi Video Paylaşım Sitesi TrTube Yayında…
Üç Sistem Mühendisi tarafından kurulan ve Ekim 2006’ da yayın hayatına başlayan video paylaşım sitesi TrTube gittikçe artan ilgiden oldukça memnun.

Tamamen Türkçe olan kullanışlı arayüzü ile tanıdık bir tasarım sunuyor. Diğer yerli video paylaşım sitelerinden farklı olarak televizyon ekranlarında görmeye alıştığımız, RTÜK tarafından kullanılması zorunlu kılınan “Akıllı İşaretler” i aktif filtreleme sistemiyle videolarında kullanarak geniş bir izleyici kitlesine hizmet vermeyi hedefliyor.

Videoların yönetici onayından sonra yayına girmesiyle, olumsuz içerikli videoların gösterimi engelleniyor. Ayrıca “Telif Hakları İhlali Bildirim” i geri beslemesiyle de bu yönde oluşabilecek hukuki problemlerin önüne geçmeye çalışıyor.

Özellikle “Sevgi & Aşk” kategorisinde yayınlanan videolar ile ilanı-ı aşk eden birçok kullanıcı bulunuyor. Sitede yayınlana videoların %80 ‘ini amatör kişisel videolar oluşturuyor. Elde ettiği reklam gelirlerini de yine kullanıcılarıyla paylaşan TrTube bu anlamda da Türkiye’de bir ilk. Kullanıcılarının kendi kanallarını oluşturmasına izin veren site yine aynı kanal üzerinden reklam yapılmasına da müsaade ediyor.

Cep telefonundan video izlenmesi ve çekilen videoların gönderilmesi için ise çalışmalarını sürdürdüklerini ve kısa bir zaman içerisinde bu hizmeti vermeye başlayacaklarını söyleyen site, önümüzdeki günlerde adından sıkça söz ettireceğe benziyor. Siteye www.trtube.com adresinden ulaşabilirsiniz. //

Yazan :admin

Eyl 24

Almanya’da doğup büyüyen gurbetçimiz, sanal çetelerin kurbanı oldu. Nasıl dolandırıldığını mailinde şöyle anlatıyor;

“İnternet uzerinden chat kanallarında dolaşırken, ülkeler bölümünde Bulgaristan’ı merak amaçlı taradım. Oradan katılanların profiline bakarken birisi telefon numarasını yazmıstı. Profilindeki resim çok güzeldi ve ben bu güzel kızınn numarasini aradım. Aramamla hersey basladı.

KIz ile hergün saatlerce telefonda konusuyoruz. Saf ve temiz kalbli biri. Bana aşık oldugunu söylüyor ve biran önce beni yanina al diye ısrar ediyor. Ben artık tamamen ona güveniyor ve inaniyordum. Atla ucaga gel dedim. Yanliz bir sorun vardı.

KIz çok fakir ve çalışmıyordu. Pasaport uçak parası yoktu. Bunları benim göndermem gerekiyordu. Gönderdim, parayı aldı. Ertesi gün bana telofon açıp belli sorunların oldugunu (Devlete borçluymuş ve o borcu ödemeden yurt dışına çıkamayacakmış) Benden tekrar para istedi, Gönderdim.

Parayi aldıkdan sonra, tekrar aradı “gelemiycem babam izin vermiyor” dedi. Sürekli hikayeler uydurup duruyordu.
Ben gelmesine israr ettikce o hayır deyip telefonlara cevap vermiyordu. Sonunda dolandırıldığımın farkına vardım.

Bulgaristan’dan bir tanıdığım; “Şanslıymışsın seni oraya çağırabilirlerdi. O zaman çok daha kötü şeyler olurdu” dedi.

Okurumuz başına gelenleri aktardıktan sonra uyarıyor. Bulgar çetesinin hedef kitlesi öncelikle gurbetçi Türkler… Bu yolla dolandırılmak istemiyorsanız, dikkatli olun… //

Yazan :admin

Eyl 24

Kozmetik, tıp, enerji ve savunma sanayi başta olmak üzere bütün alanlarda kullanılan malzemelerin yapımın yeni bir boyut getiren nanoteknoloji, bilim dünyasında çığır açıyor.

Bu teknolojiyle yapılan cep telefonları, güzellik kremleri, kıyafetler, kameralar ve gözlükler, teknolojinin sonsuzluğunu gözler önüne seriyor.

İLAÇ VE KOZMETİK SEKKTÖRÜNDE
Kırışıklık kremlerinin nano kapsüller içine konulduğunda cildin tamamına uygulanabilecek. Nanoteknolojinin kanser tedavisine de çok büyük katkılar yapacak. Kanser ilaçlarının nano kapsüllere yüklenecek. Bu ilaçların
vücuda verilmesinin ardından, nano tabancalarla yalnızca istenen bölgelerde
patlatılacak böylece, ilacın sadece tedavi edilecek noktada
uygulanacak ve tedavide yan etkilerin ortadan kalkacak.

Hala kullanmakta olduğumuz lambalar tarihe karışacak ve çok daha az elektrik harcayan yepyeni bir teknoloji gelecek. Bir anlamda, şu anki
elektrik tüketimini arttırmadan, yeni doğalgaz kaynakları ya da yeni nükleer
enerji kaynakları kullanmadan, enerji daha verimli kullanıldığından aynı
aydınlatma çok daha ucuza ve az elektrik tüketilerek elde edilecek

Kullandığımız DVD’lerin kapasiteleri çok daha fazla olacak. Yeni gelişen bu teknolojiyle cep telefonları daha da küçülecek. Nanoteknolojinin termal kameraların gece görüş sistemleri açısından da yenilikler getirerecek

Yazan :admin

Eyl 24

Google’ın online uydu haritası, Irak’ın başkenti Bağdat’taki mezhep savaşından kurtulmak isteyenler için çok önemli yardım sağlıyor.
Bağdat’ta şiddetin giderek artması karşısında bazı Iraklılar internet siteleri aracılığıyla ölüm timlerinden kaçmayı sağlayabilecek bazı önemli uyarılarda bulunuyorlar.

Bu siteler içinde en çok bilineni Irak Birliği, Google Earth’ün ayrıntılı Bağdat haritasını kullanarak, kaçış yollarını ve barikat kurulan yerleri, mezhep çatışmasından kaçmak isteyenlere gösteriyor.

İngiltere’den yayın yapan ve “Eğer yakalanırsanız öldürülür veya işkenceye uğrarsınız” diye açılan Irak Birliği adlı site ayrıca, kullanıcılarına, Google Earth ile saldırganların nereden yaklaştığının da anlaşılabileceğini öğütlüyor.

Tüm Iraklıların şiddetten kaçmalarını sağlamayı hedeflediğini belirten, ancak daha çok Sünni toplumuna hitap eden web sitesi, en büyük riskin yanlış ellere düşmek olduğuna işaret ediyor.

Yakalanmamak için insanların yakınlarına güvenlik eğitimi vermeleri ve şüpheli bir faaliyet gördüklerinde yerel koruma görevlilerini uyarmaları gerektiğine dikkat çeken internet sitesi, Bağdatlıların sürekli yollarını değiştirmeleri ve mümkünse Sünni olmayan bir başka isimle kimlik edinmeleri gerektiğini de salık veriyor.

Google’ın Earth adlı ayrıntılı online harita hizmetini, hedeflerini ayrıntılı incelemek isteyen direnişçilerin de kullandığı düşünülüyor.

Yazan :admin

Eyl 24

McAfee, cep telefonu oparatörlerinden topladığı geri besleme bilgilerini değerlendirdiği çalışmasında, cep telefonlarına yönelik tehlikeli saldırıların 2006 yılında bir önceki yıla göre beş kat arttığını açıkladı.

Çalışmaya katkıda bulunan dünya genelindeki 200 ayrı cep telefonu oparatörünün yüzde 83′ü, kullanıcılarının 2006 yılı içinde bir saldırı ile karşılaştığını belirtiyor. Tehlikenin boyutunun bu noktaya gelmesi, taşınabilir cihazlardaki güvenliği sağlayan çalışmaların artırılması gerektiği fikrini güçlendirdiği bildiriliyor.

Geniş bir kullanıcı kitlesini etkileyen saldırıların Avrupa, Asya ve cep telefonu kullanıcılarının çok olduğu pasifiğe kıyısı olan ülkelerde daha yaygın olarak gerçekleştiği belirtiliyor. Bu bölgelerde saldırıdan etkilenen oparatörlerin sayısının önceki yıla göre iki katına çıktığı bildiriliyor.

Telefon oparatörleri saldırılardan dolayı müşteri gözünde güvenilirliğini kaybetme endişesi taşırken, bu gelişmelerin kullanıcıları müzik indirmek gibi içeriğe dayalı servislerden uzaklaştırmasından çekiniliyor.

Çalışmaya göre, 1000 ila 100 bin kullanıcıyı etkileyen saldırıların tüm saldırılar içindeki oranı yüzde 15 olarak belirleniyor.

Yazan :admin

Eyl 24

İçerik güvenliği ve tehdit yönetimi konularında faaliyet gösteren Trend Micro’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Skype kullanıcıları, bilgisayarlarındaki her tuş hareketini takip ederek bilgisayar korsanlarına bildiren bir virüs tehlikesi ile karşı karşıya bulunuyor.

‘Tspy_Sskype.A’ adlı virüs, Skype kullanıcılarına sohbet sırasında bir mesaja girilmiş bir link gönderirken, kullanıcı, linkte ne olduğunu merak edip tıkladığında virüsü bilgisayarına yüklüyor.

Solucan sınıfına dahil olan ‘Tspy_Skype.A’, kullanıcının klavye tuşlarına her basışını kaydediyor ve kendisini yazan bilgisayar korsanına gönderiyor.

Açıklamada, antivirüs programı yüklü olmayan bilgisayarlarda virüsün varlığının tespit edilmesinin zor olduğu belirtilirken, virüsün olabildiğince uzun süre sistemde gizlenecek şekilde kodlandığı kaydedildi.

Açıklamada, bu tür virüslere karşı internet güvenlik paketleri kullanılması ve bunların güncel tutulması gerektiğinin altı çizildi.

Yazan :admin

Eyl 24

OTOMOBİL KULLANIMI

30 saniyeden fazla rölantide çalıştırmayın.

Kurşunsuz benzin kullanınız.

95 km./saat hızın üzerinde sürdüğünüz her 8 km/saat için yüzde 10 çok
fazla benzin tüketirsiniz.

TEPSİ FIRINA UYSUN

Yiyecekleri düz tabanlı tencerelerde ve tepsilerde pişiriniz. Tepsiler
fırına uygun olmalı.

Yemek pişerken fırın kapağını, gerekmediği sürece açmayınız. Her kapak
açılışında sıcaklık 25 derece ile 30 derece birden düşer. Devamı »

Yazan :admin

Eyl 24

İnsan organizması açısından tüm zamanların en yıkıcı kimyasal bileşimlerinden biri sayılan eroinin, ilk kez bilim adamları eliyle ve gerçekte son derece iyi niyetli bir amaca hizmet etmek üzere üretildiğini biliyor muydunuz? 1897′de Almanya’daki Bayer laboratuarlarında kanser ve tüberküloz hastaları için “ağrı kesici” olarak hazırlanan “eroin hidroklor”, dehşet verici yan etkileri farkedilince onu ilaç olarak reçetelere yazan hekimler tarafından derhal terkedildi. Ancak iş işten geçmiş ve “şeytanın tozu” hapsedildiği şişeden kaçıp halkın arasına karışmayı başarmıştı bir kez…

Kimya tarihinin ünlü efsanelerinden birine göre, “eroin” maddesi, adını, bu maddeyi deneme amacıyla kolundan enjekte eden bir Bayer mühendisinin o anda yaşadıklarını tanımlamak için kullandığı şu mânidar cümleden almıştı:

“Kendimi bir kahraman gibi hissediyorum!” (“I feel like a hero”)

şte, o günden bu yana eroin, dünyanın dört bir köşesinde, din, dil, ırk ve sosyal sınıf gözetmeksizin yüzmilyonlarca “kahraman” (!) üretmeye devam ediyor. Yalnız, küçük bir sorun var ki, bu sentetik kahramanların büyük bir bölümü kahramanlıklarını pekiştirecek herhangi bir dünyevî icraat yapmaya vakit bulamadan, hayli zamansız bir biçimde toprağın altını boylamaktalar!

Elbette ki, eroin şakası yapılamayacak kadar hassas bir konu. Zaten bizim derdimiz de şaka falan değil, yalnızca bir durum tesbiti yapmak. Ancak, aşağıda aktaracağımız tarihsel gerçekleri okuduktan sonra, şakayı biz mi yoksa şu anlı şanlı bilim dünyası mı yapıyor, ona siz karar vereceksiniz.

İnsan organizması açısından tüm zamanların en yıkıcı kimyasal bileşimlerinden biri sayılan eroin, gerçekte son derece iyi niyetli bir amaca hizmet etmek üzere üretilmişti.

Ölümcül toz icad ediliyor

Saf morfinin asit anhidritle işlenmesi sonucu ortaya çıkan bu ölümcül toz, ilk kez 21 Ağustos 1897 günü, Bayer’in Almanya’nın Elberfeld kentindeki laboratuarında sentezlendi. Sentezleme işlemi, bu tarihten yalnızca bi kaç gün önce aynı laboratuarda “Asprin”i keşfetmiş olan saygın Alman kimyageri Dr. Felix Hoffman tarafından gerçekleştirilecekti. Bayer kayıtları, bizlere bu deneyin hedefinin kuru öksürük, tüberküloz ve kanser gibi önemli hastalıklarda hem şiddetli acıları dindirebilen, hem de tedavi edici yönü bulunan etkili bir ilaç keşfetmek olduğunu bildiriyor. 1868′de Ludwigsburg’da doğan Hoffman, Münih Üniversitesi Farmakoloji Bölümü’nden son derece yüksek derecelerle mezun olmuş, geleceği parlak bir kimyagerdi. Nitekim, Alman ilaç sanayiinin duayenlerinden Adolf von Bayer de onu keşfetmekte gecikmedi. Genç kimyageri şirketinin Ar-Ge bölümüne alan Bayer, onun sayesinde farmakoloji tarihinin en büyük buluşlarından biri olan asetil salisilik asiti günümüzde “Aspirin” adıyla bütün dünyada tanınan ticarî bir markaya dönüştürecekti.

İşte, eroin tam da o günlerde, şirket çalışanlarının “Aspirin”in keşfinin coşkusunu yaşadığı sırada doğdu. Dr. Hoffman büyük buluşunu kayıtlara geçirmesinden yalnızca 11 gün sonra yine aynı laboratuarda, fokurdayan tüplerinin başındaydı. Bunaltıcı Ağustos sıcağına aldırmaksızın gün boyunca aralıksız çalışan ünlü kimyager en sonunda hedefine ulaştı. Deney kabının dibine çökelen beyaz toz, bir süredir kafayı taktığı o yepyeni formülün işe yaradığının da en somut kanıtıydı.

Baz morfinden sekiz kat daha güçlü bir uyuşturucu elde eden Dr. Hoffman, bunun kontrollü şekilde kullanımıyla yukarıda anılan hastalıkların tedavisinde çok önemli bir ilerleme kaydedebileceğini düşünüyordu. Kobaylar üzerindeki deneme çalışmaları bir yıl kadar sürdü ve toz eroin, “heroin hydrochlor” ticarî markasıyla şişelenmiş olarak 20. yüzyılın hemen arefesinde Bayer şirketi tarafından piyasaya sürüldü. Bugün için inanılması bir hayli güç olmakla birlikte, eroin o dönemde başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde eczanelerde rahatça satılıyordu. Hekimler, birçok ağır vak’ada hastalarını “mutluluktan uçuran” bu toza önceleri büyük ilgi gösterdiler. Eroin yalnız tedavi umudu olanlar için değil, tedavisi imkânsız görülen ve ölüm döşeğinde birazcık huzur isteyen hastalar için de gerçek bir umut gibi görülmekteydi.

Madalyonun öteki yüzü

Ancak, madalyonun öteki yüzü kısa sürede ortaya çıktı. Yalnızca bir iki kullanımın ardından “şeytanın tozu”na müptela olanlar şuursuzca ecza depolarına, laboratuarlara saldırıyor ve kendilerine daha fazla ilaç temin etmeye çabalıyorlardı.

Eroin yasal olarak son kez 1. Dünya Savaşı yıllarında ağır yaralı askerlerin tedavisinde kullanıldı, ardından da tıp dünyasındaki güçlü bir konsensus sonucu tedavi prosedürlerinden tümüyle kaldırıldı.

İnsanları çok seven ve mesleğine aşık bir kimyager olan Dr. Hoffman, 8 Şubat 1946′da son nefesini verirken, ilk kez onun laboratuar kaplarında dünyaya gözlerini açan “diasetilmorfin” artık çoktan bir ilaç olmaktan çıkmış, alım-satımı ya da kullanımı bir çok ülkede en ağır şekilde cezalandırılan lanetli bir maddeye dönüşmüştü. Bir daha da hiç bir güç önünü kesmeyi başaramayacaktı…

Yazan :admin

-