Eki 31
Avrupa Birliği’nin kamuoyu yoklamalarından sorumlu birimi Eurobarometre tarafından gerçekleştirilen bir çalışma, Türkiye’deki evlerdeki sabit ya da cep telefonu oranının AB ortalamasını geçtiğini ortaya koydu. Araştırmaya göre Türkiye’de sabit telefon ya da cep telefonu bulunan hanelerin oranı yüzde 96 olarak belirlenirken bu alandaki AB ortalaması yüzde 95′te kaldı. Çalışma, bilgisayar alanında ise Türkiye’nin daha çok adım atması gerektiğini ortaya koyuyor.
Telefon bulundurma konusunda AB’nin en önde gelen ülkeleri, yüzde 100 oranla Lüksemburg, Hollanda, İsveç ve Malta. Bu oranın en düşük olduğu ülkeler ise yüzde 87′yle Macaristan, yüzde 85′le Bulgaristan ve yüzde 77′yle Romanya.
Hem sabit hem cep
Hem cep telefonu hem de sabit telefon bulunan hanelerin oranı ise Türkiye’de yüzde 57 olurken AB’nin bu alandaki ortalaması yüzde 58 olarak belirlendi. Bu alanda ilk üç sırada İsveç (yüzde 87), Malta (yüzde 86) ve Hollanda (yüzde 85) yer alırken son üç sıradaki ülkeler Macaristan (yüzde 31) ile Litvanya (yüzde 30) ve Romanya (yüzde 30) oldu.
Eurobarometre araştırması, en az bir bilgisayar bulunan hanelerin oranının Türkiye’de oldukça düşük olduğunu ortaya koydu. Bu alanda Türkiye, yüzde 14 ortalamayla son sırada yer alırken AB ortalaması yüzde 54 oldu. Hanelerinde en az bir bilgisayar bulunan ülkeler sıralamasında ilk üçte, Danimarka ve Hollanda (yüzde 83) ile İsveç (yüzde 76) yer aldı
Yazan :admin
Eki 31
Birleşmiş Milletler Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli üçüncü raporunu bu hafta açıklıyor. Raporda, önlem alınması halinde küresel ısınmanın durdurulabileceği vurgulanacak.
BANGKOK – Uzmanların, dünyanın ısınmasının korkunç sonuçlarını önlemek amacıyla ne gibi önlemler alınacağını tartışacakları Hükümetler Arası İklim Değişikliği Konferansı Tayland’ın başkenti Bangkok’ta başladı.
Bangkok’ta 1 hafta sürecek konferansa katılacak bilim adamları ve diplomatlar, dünyanın karbondioksit, metan ve diğer ısı tutan gazların artan seviyelerinin nasıl azaltılacağına dair hazırlanan rapor taslağına son şeklini verecek.
Konferans boyunca üzerinde değişiklikler yapılması beklenen taslakta, ülkelerin, 2030’a kadar dünya genelinde emisyonları azaltacak siyasetler benimsedikleri takdirde iklimi koruyabilecekleri belirtiliyor.
Taslakta, yenilebilir enerji kaynakları, nükleer santraller, biyo-yakıtların kullamının artırılması çözüm önerileri arasında gösteriliyor. Alınacak önlemlerin gelecek 20 yılda dünya ekonomisine milyarlarca dolara mal olabileceği ama sağlık sorunlarının ve hava kirliliğinin azalmasıyla bu maliyetin de telafi edilebileceği belirtiliyor.
Rapor taslağında kömür gibi karbon ağırlıklı yakıtlardan vazgeçildiği, enerji verimliliği artırıldığı ve tarım sektöründe reformlar yapıldığı takdirde emisyonların şimdiki seviyenin altına düşürülebileceği de ifade ediliyor.
Taslak raporda, insanların mevcut teknolojileri kullanarak 2030’a kadar karbon salımını karbon salımını 26 milyar ton azaltabileceği belirtiliyor.
Bu konferansta yayımlanacak rapor, sanayileşmiş ülkelerin oluşturduğu G8’in Haziran’da yapacağı toplantıda ele alınacak
Yazan :admin
Eki 31
Cape Canaveral Üssü’nden havalanan özel yapım jet uçağı, Stephen Hawking, doktorları ve hemşireleri ile diğer yolcularla birlikte Atlantik Okyanusu üzerinde önce 7 bin 315 metre irtifaya çıktı. Bundan sonra hemşireleri, ünlü fizikçi Hawking’i uçağın önüne taşıyıp, özel bir köpükten yapılma yastığa yerleştirdi.
Ardından jet önce 9 bin 754 metre yüksekliğe çıktı, ardından yeniden 7 bin 315 metreye parabolik dalış yaptı. Bu sırada Hawking ve diğer yolcular, 25 saniye süreyle yerçekimsiz bir ortamda kaldılar.
65 yaşındaki Hawking, “Sıfır Çekim Şirketi”nin düzenlediği özel “yerçekimsizlik deneyimi” uçuşlarına katılan ilk engelli insan oldu.
Sıfır Çekim Şirketi’nin 2004 yılı sonunda başladığı bu uçuşlara şimdiye dek 2 bin 700 kadar kişi katıldı.
Hawking, uçuştan önce gazetecilere yaptığı açıklamada, “Tahmin edebileceğiniz gibi çok heyecanlıyım. Yaklaşık 40 yıldır tekerlekli sandalyeye bağlıyım. Sıfır çekimde serbestçe uçmak muhteşem olacak” dedi. Hawking, 2 saat süren uçuştan sonra da “Olağanüstüydü, büyüleyiciydi” diye konuştu.
Hawking ile birlikte uçaşa katılanlar arasında projenin mali destekçilerinin yanısıra, uçuş için 150 bin dolar ödeyen yolcular vardı.
Yazan :admin
Eki 31
Microsoft, Students to Business (S2B) Programı kapsamında öğrencilere Microsoft iş ortaklarında staj imkanları sunuyor. Aktif olarak 62 iş ortağının bulunduğu programda şimdiye kadar 36 öğrenci staja yerleştirildi. Temmuz sonuna kadar toplamda 200 öğrencinin staja yerleştirileceği programa başvurular devam ediyor.
Microsoft Students to Business (S2B) Program Yöneticisi Mehmet Nuri Çankaya; “Kasım ayında Türkiye’de başlattığımız S2B programı yoğun ilgi gördü ve pilot olarak uygulanan ülkeler arasında Türkiye yaratılan iş fırsatları konusunda öncü ülke oldu. Özellikle yaz döneminde staj yapacak öğrencilerin programa 15 Mayıs’a kadar başvurularını yapmalarını bekliyoruz.” dedi.
Microsoft Başkanı Bill Gates tarafından 9 Kasım’da Brüksel’de duyurulan program Türkiye’nin de dahil olduğu 10 ülkede yürütülüyor, 2008 yılında tüm dünyada uygulanması hedefleniyor.
S2B programı, öğrencilere gerçek iş deneyimi sağlamak, yaratıcılığı desteklemek için gereken beceri ve yetenekleri kazandırmak, işe alma süreçlerini geliştirmek ve yeni nesil öğrencilerin iş bulmalarını kolaylaştıracak niteliklere sahip olmalarını sağlamak üzere üniversitelerle Microsoft iş ortaklarını bir araya getiriyor.
S2B programının amacı, yerel işletmelerin yeni yeteneklerden neler beklediklerini ifade etmelerini, gereken becerileri sağlamak için Microsoft ve üniversitelerin olanaklarından yararlanmalarını ve yerel bölgelerde öğrencilerin gerçek projelerde çalışmasını sağlamak. Program Yöneticisi Mehmet Nuri Çankaya; S2B Programı sayesinde öğrencilerin “İşe Hazır” olarak yetiştiklerini belirtiyor.
Yaz dönemi için staj yapmayı isteyen öğrencilerin www.s2bprogram.com/turkey adresine girerek kayıt olmaları ve detaylı olarak kendileri hakkında bilgileri doldurmaları gerekiyor.
Yazan :admin
Eki 25
Gize Piramitleri, Ayasofya Müzesi’nin de aday olduğu dünyanın ”7 yeni harikası” yarışması adayları arasından çıkarıldı. İsviçreli maceraperest Bernard Weber’in 1999 yılında başlattığı yarışmanın ”www.new7wonders.com” adresindeki internet sitesinde yapılan açıklamada, dünyanın 7 harikası arasında günümüzde sağlam kalan tek yapı olan Gize Piramitleri’nin ”Dünyanın 7 yeni harikası” yarışmasının onur ödülü adayı olmasına karar verildiği bildirildi.
Bernard Weber’in 1999 yılında başlattığı yarışmaya 200 aday gösterilmişti. Bu adaylar arasında Ayasofya Müzesi’nin yanısıra Eyfel Kulesi, Özgürlük Anıtı ve Tac Mahal bulunuyor.
Organizasyonun bu kararı, daha önce bu yarışmaya karşı olduğunu açıklayan Mısır’ın tepkisini çekti. Mısır Antik Eserler Kurumu Başkanı Zahe Havas, yaptığı açıklamada, ”Weber saçma sapan konuşuyor. Bu projeye karşıyım. Bir Yunan tarihçinin, dünyanın 7 harikasını, kendisinden sonra bir turizm acentası yenilerini seçsin diye belirlemiş olmasını kabul edemem” dedi.
Yunanlı tarihçi Bizanslı Philon’un belirlediği sanılan dünyanın 7 harikasından Babil’in Asma Bahçeleri, Zeus Heykeli, Artemis Tapınağı, Rodos Heykeli, İskenderiye Feneri ve Kral Mausoleus’un mezarı günümüze dek kaybolmuş, bir tek Gize Piramitleri sağlam kalmıştı. Yarışmanın internet sitesinden ya da telefon aracılığıyla yapılan oylamanın 6 Temmuz 2007′ye dek süreceğini belirten organizatörler, ”7 yeni harikayı” 7 Temmuz, yani 07.07.2007′de açıklayacaklar.
Yazan :admin
Eki 25
NASA’nın astrobiyologlarından Margaret Turnbull, “20 yıl içinde Dünya gibi bir gezegen bulabileceğimizi düşünüyorum. Karaları olan gezegenleri tespit edebilme teknolojimiz olduğu sürece, ivedilikle ilginç bir şeyler bulacağız. Mikrop gibi basit yaşam biçimleri veya bitkiler ya da ilkel hayvanlar bulunabilir” diye konuştu.
Gök bilimcilerin, 1995′ten bu yana gelişkin teleskopların yardımıyla 200 kadar dışgezegen keşfettiklerini belirten Turnbull, ancak bunların büyük bölümünün Dünya’nın 4 veya 5 katı büyüklüğünde Jüpiter gibi gaz devleri olduklarını ve Samanyolu’nun uzak noktalarındaki yıldızların etrafında döndüklerini söyledi.
Şu an keşfedilmesi için Dünya’nın ikizi gezegenlerin çok küçük olduğunu kaydeden Turnbull, bu küçük gezegenlerin çekim güçlerinin etraflarında döndükleri yıldızın hareketini çok az etkilediğini, bunun da dışgezegenleri tespit etmenin iki yönteminden birisi olduğunu belirtti.
Margaret Turnbull, uzak gezegenleri tespit etmek için ikinci yöntemin gezegenin geçişi sırasında yıldızındaki gölgesini gözlemlemek olduğunu belirterek, “Avrupa’nın Corot ve NASA’nın Kepler programlarının çok ilginç şeyler bulma şansı var” dedi.
Aralık’ta fırlatılan Fransız uydusu Corot, güneş sistemine yakın orta boydaki gezegenleri bulmaya olanak sağlayacak yıldız fotometri aygıtlarına sahip bulunuyor.
Yazan :admin
Eki 25
Güneş sistemi dışında “yaşamaya uygun olabilecek” ilk gezegen keşfedildi. Dünya’dan 20.5 ışık yılı uzakta keşfettikleri gezegende uygun şartlar olabilceği açıklandı…
“Astronomy and Astrophysics” adlı derginin son sayısındaki makaleye göre, astronomlar, Güneş sistemi dışında, Dünya’dan 20.5 ışık yılı uzakta keşfettikleri gezegenin, insanların yaşamasına elverişli şartlar taşıyabileceğini düşünüyor.
Şili’deki La Silla adlı Avrupa rasathanesinde bulunan “Harps” teleskopunu kullanan uzmanlar, “Gliese 581″ yıldızının etrafında dolaşan gezegenin, hem sıvı hem de katı yüzeye sahip olduğunu, yüzeydeki sıcaklığın da dünyadaki gibi seyrettiğini belirledi.
Yeni gezegenin arz ettiği özelliklerin, hayat bulunduğunu akla getirdiğini vurgulayan astronomlara göre, gezegen yüzeyindeki ortalama sıcaklık 0 ile 40 santigrad derece arasında oynuyor. Bu da yüzeyde sıvı halde su bulunabileceğini düşündürüyor. Gezegenin yarıçapının, dünyadan 1.5 kat büyük olduğunu hesaplayan astronomlara göre, gezegenin yüzeyi karalar ve denizlerle kaplı. Astronomların hesaplamalarına göre, kitlesi dünyadan 5 kat fazla olan gezegendeki yerçekimi ise dünyadakinden 2.2 kat fazla.
Gezegen, “Gliese 581″ güneşinin etrafında 13 günde dönüyor. Gezegen, kendi güneşinin yörüngesinde Dünya’nın Güneş’e uzaklığının 14′te biri mesafede seyrediyor. “Gliese 581″, kitlesi Güneş’in ancak üçte biri kadar olan “kırmızı cüce” adlı yıldız türünden. Çok küçük kitleye sahip bu yıldızlar, yaşanabilir gezegen arayışında ilk bakılan noktaları oluşturuyor.
Uzmanlara göre, makul yüzey sıcaklığı ve Dünya’ya nispeten yakın oluşu, bu gezegeni uzayda hayat aramaya yönelik müstakbel uzay çalışmalarının öncelikli hedefi haline getirebilir. 2 yıl önce de aynı yıldızın etrafında dolaşan bir gezegen, aynı ekip tarafından keşfedilmişti. Kitlesi dünyadan 15 kat büyük olan gezegen Neptün’ü andırıyordu
Yazan :admin
Eki 25
Ulaştırma Bakanı Yıldırım, 2012′de Türkiye’de sadece Dijital Yayın olacağını söyledi.
Görüntü kirliliğine neden olan televizyon vericileri 2008 sonuna kadar kaldırılmış olacak. Dijital yayına geçiş süreci ise 2012′ye kadar tamamlanacak. Ulaştırma Bakanı Yıldırım ise dijital yayınların tek merkezden kontrol edileceğini söyledi.
Dijital yayınla birlikte, televizyon kanalı sayısı yaklaşık 4 katı artacak ve daha iyi ses ve görüntü kalitesinin yanında televizyonlarda etkileşimli programlar gibi yeni uygulamalar mümkün olacak. Ayrıca eski televizyonlar bir cihazla dijital yayınları gösterebilecek şekilde ayarlanabilecek.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, dijital yayıncılığın tek merkezden kontrol edilmesi amacıyla, 10 gün içinde Anten A.Ş. adlı bir firma kurulacağını açıklarken, bütün ulusal kanalların bu firmanın ortağı olacağını ve anten kurma masrafından kurtuldukları gibi görüntü kirliliğinin de önüne geçeceklerini açıkladı.
Kaynak: www.chip.com.tr
Yazan :admin
Eki 25
Google, 100 dilden akademik düzeyde eksiksiz çeviri yapacak bir program geliştirdi. İstediğiniz dilden bir metni Google’e girdiğinizde 1 saniye içinde tam tercümesi karşınıza geliyor.
Google’ın Los Angeles laboratuvarında geliştirdiği sistem şu an internette yer alan çeviri programlarından/sayfalarından çok farklı bir şekilde çalışıyor. Varolan sözlükler ya da simultane tercüme programları çeviri yaptıkları dilin gramer kuralları dahilinde cümle içindeki kelimelerin teker teker anlamlarına bakarak çeviri gerçekleştiriyor.
Google’ın geliştirdiği sistem ise şimdiye kadar bire bir çevrilen milyonlarca dokümanı referans alarak çeviri yapacak. Google bilgisayarlarına aylardan beri Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’nin dünyanın çok değişik dillerine çevrilmiş olan binlerce dokümanı yükleniyor. Bu metinler daha sonra yeni çeviriler için kaynak olarak kullanılacak.
Yani siz Çince bir metni Google’e girdiğinizde Google bilgisayarları hemen o metinde yer alan ifadeleri daha önce veritabanına kaydettiği metinlerde arayıp hemen karşılığını bularak size ulaştıracak. Tabi ki bu bahsettiğimiz çeviri işlemi 1 saniyeden daha kısa bir sürede gerçekleşecek.
Tek bir tıklama ile tamamı Çince olan web sitesini karşınızda Türkçe olarak, hem de mükemmel bir çeviri ile göreceksiniz. Google’ın otomatik çeviri çalışmalarının yürütüldüğü laboratuvarların başındaki 3 dil bilen Alman asıllı mühendis Franz Och var. Özellikle Çince, Arapça ve Rusça’da büyük başarıya ulaştıklarını söyleyen Och, “Uzun zamandır otomatik çeviri işi içinde olan insanlar bizim Arapça-İngilizce çeviri çalışmalarımızı gördüklerinde, sonuçların ’şaşırtıcı’ve ’çığır açıcı’olduğunu söylediler” dedi.
Google’ın hedefi projeyi aralarında Türkçe’nin de olduğu 100 dilde çeviri yapacak şekilde genişletmek. Arapça, Çince ve Rusça çeviriyi denemek için adres:
http://www.google.com/language_tools?hl=en
Yazan :admin
Eki 17
İngiliz müzik devi EMI’ın bundan böyle internetten indirilecek müzik parçalarına veri koruma önlemleri koymama kararı geniş yankı buluyor.
Independent kararı EMI’ın internet korsanları karşısında yenilgiyi kabul etmesi olarak yorumluyor.
Guardian müzik devrimi yönünde büyük bir adım olarak ifade ettiği kararı şöyle ifade ediyor:
“İlk kez, Coldplay, Robbie Williams, Norah Jones gibi sanatçıların parçaları hangi internet satış mağazasından alınmış olursa olsun, tüm cihazlarda çalınabilecek. Ayrıca kullanımına hiç bir kısıtlama getirilmeyecek. Yani hem cihazınızın mutlaka bir Ipod olması gerekmeyecek hem de CD’lerde olduğu gibi, parçalarınızı arkadaşınızla paylaşabileceksiniz.”
Daha yüksek kalitede olacak yeni korumasız parçalar, diğerlerine göre biraz daha yüksek fiyatla satılacak.
İsteyenler ellerindeki parçaları ek ücretle güncelleyebilecekler.
Tüm gazeteler, EMI’ın adımını diğer büyük müzik şirketlerinin izleyeceği öngörüsünde bulunurken, Ipod’ların üreticisi Apple pazarın rekabete açılmasını memnuniyet verici bulduğunu ifade ediyor.
Yazan :admin