Kas 30

En küçük coğrafi bölge olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi yer şekilleri ve Buna bağlı olarak yerleşme ve ekonomik özellikler açısından iki bölüme ayrılmıştır. Bunlar, Orta Fırat Bölümü ve Dicle Bölümü’dür. Bölgeyi bölümlere ayıran sınır Karacadağ volkan konisinden geçer.

Yer şekilleri

Yer şekilleri sade olan bölgede yükseltisi fazla olmayan ova ve platolar geniş yer kaplar.

Dağlar : Bölgenin kuzey kesiminde Toros dağ sırasının güney yamaçları uzanır. Burada asıl Toroslar ile onun önünde ikinci bir kıvrımlı dağ kuşağı uzanır. Bölgenin ortasında 1938 m yükseltiye sahip sönmüş Karacadağ Volkanı yer alır. Bölgenin batısında ise Gaziantep Platosu üzerinde yükselen Kartal Dağları önemli yükseklik oluşturur.

Ovalar : Karadağ’ın batısında Altınbaşak (Harran), Ceylanpınar ve Birecik ovaları yer alır. Dicle nehri ve kollarının toplandığı Diyarbakır Havzası’nda fazla geniş olmayan ancak çok verimli bir ovaya geçilir.

Platolar : Karacadağ’ın batısındaki Şanlıurfa, Gaziantep, Adıyaman platoları Fırat ve kolları tarafından derin bir şekilde yarılmıştır. Karacadağ’ın doğusu ise daha engebeli bir yapı gösterir. Bu bölümün güneyinde Mardin-Midyat Eşiği yer alır.

Akarsular ve Göller

Akarsular

Bölgenin iki önemli akarsuyundan biri olan Fırat, kaynağını Doğu Anadolu Bölgesi’nden alır. Bölgede ise Toroslar’dan gelen Kahta ve Karadağ’dan gelen küçük akarsularla beslenir. Güneydoğu Toroslar’ın güneye bakan yamaçlarından birçok kol halinde çıkan Dicle Nehri ise bölgenin diğer önemli akarsuyudur. Her iki akarsu da Basra Körfezi’ne sularını boşaltır.

Göller

Bölgede doğal oluşumlu göl yoktur. Ancak Fırat ve Dicle üzerinde kurulmuş baraj gölleri bulunmaktadır. Bölgenin ve ülkenin en büyük baraj gölü olan Atatürk Barajı bu bölge sınırları içindedir.

İklim

Denizden uzak olduğu için sıcaklık bakımından karasal iklim özellikleri görülür. Kışlar oldukça soğuk olup, en çok yağış bu mevsimde düşer. Yaz mevsimi ise enlemin, karasallığın ve güneyden esen çöl rüzgarlarının etkisiyle çok sıcak ve kurak geçer. Buharlaşma şiddeti çok fazla odluğundan yaz mevsiminin en kurak geçtiği bölgedir. Ayrıca batıdaki Gaziantep Yöresi’nde belirgin olarak Akdeniz ikliminin ektileri görülür.

Doğal Bitki Örtüsü

Bölgenin doğal bitki örtüsü bozkırdır. İç Anadolu bozkırlarına göre çok fakirdir. Bölgede antropojen bozkırlar da geniş yer kaplamaktadır. Ormanların en az alan kapladığı bölge olan Güneydoğu Anadolu’da mevcut ormanların büyük bölümü de tahrip edilmiştir. Toros Dağları eteklerinde görülebilen ormanlar ise kuraklık nedeniyle çok zayıftır. Dicle Nehri boylarında yer yer kavak ve söğüt toplulukları görülür.

Nüfus ve Yerleşme

Nüfusu en az olan bölgemizdir. Ancak doğum oranının yüksek, yüzölçümünün küçük olması nüfus yoğunluğunun fazla olmasına neden olmuştur. Orta Fırat Bölümü ve özellikle Gaziantep Yöresi yoğun nüfuslanmıştır. Yağışın azaldığı düzlüklerde nüfus azalır. Bölgede ekonomik gelişmenin yavaş olması, terör olayları gibi nedenlerden dolayı göç veren bir bölgedir. Ayrıca mevsimlik işçi göçleri de olmaktadır.

İller

Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Mardin, Siirt, Şanlıurfa

Ekonomik Özellikler

Tarım

Tarım halkın temel geçim kaynağıdır. Tarım arazisi geniş olmasına karşın kuraklık nedeniyle tarımın en önemli sorunu sulamadır. Tarım topraklarının çok parçalı, tarım işletmelerinin küçük işletmeler şeklinde olması tarımsal verimi düşürmektedir. Tarım alanlarının üçte biri nadasa alınmaktadır. G.A.P. (Güneydoğu Anadolu Projesi) ile birlikte sulu tarım alanları genişlemekte, nadas arazisi azalmakta, tarım ürünü çeşitliliği artmaktadır.

Tarım Ürünleri

Buğday : Bölgedeki tarım alanlarının yarısından fazlasında buğday ekilir. En fazla ekim alanına sahip Şanlıurfa’yı Diyarbakır izler.

Arpa : Bölgede yetiştirilen diğer önemli tahıl olan arpa, en fazla Şanlıurfa, Siirt ve Adıyaman’da yetiştirilir.

Pamuk : Bölgede en fazla ekilen endüstri bitkileri arasında yer alan pamuk, halen sulanmakta olan Akçakale ve Gaziantep’te yetiştirilir.

Kırmız Mercimek : Kuraklığa dayanıklı bir baklagildir. Türkiye üretiminin tamamına yakınını bu bölge sağlar. En çok Şanlıurfa ve Gaziantep’te yetiştirilir.

Susam : Az bir alanda ekimi yapılmaktadır. Ancak üretimi bölge için önem taşır.

Çeltik : Siverek’te yetiştirilmektedir.

Antep Fıstığı : Bölgenin karakteristik ürünüdür. Üretimin % 90’ı bu bölgede gerçekleşir.

Üzüm : Özellikle Gaziantep çevresinde bağcılık gelişmiştir. Üretilen üzüm yaş olarak tüketilmesinin yanı sıra pekmez, pestil ya da içki yapımında kullanılır.

Zeytin : Akdeniz ikliminin etkileri görülen Gaziantep yöresinde Kilis ve Islahiye çevresinde yetiştirilir.

Tütün : Sulama ile birlikte ekim alanları genişlemektedir. Üretimde Adıyaman ve Batman önde gelir.

Sebze : Sulanabilen alanlarda domates, biber, patlıcan gibi çeşitli sebzeler yetiştirilmektedir.

Meyve : Bölgenin karpuz üretiminde ayrı bir yeri vardır. Özellikle Diyarbakır çevresinde ağırlığı 20 kg’ı aşan karpuz yetiştirilmektedir.

Hayvancılık

Bölgede hayvancılık önemli bir ekonomik faaliyettir. Bölgenin doğal özellikleri ve gelenekleri hayvancılığın gelişmesine zemin hazırlamıştır. Bitki örtüsünün bozkır olması nedeniyle küçükbaş hayvancılık yaygındır. Bölgede en çok koyun yetiştirilir. Koyundan sonra en fazla yetiştirilen kıl keçisidir ve Toros Dağları eteklerinde otlatılır. Ayrıca Toros Dağları’nda arıcılık yapılmaktadır.

Ormancılık

Kuraklık nedeniyle ormanların en az bulunduğu bölgedir. Toroslar’ın eteklerinde bulunan ormanlar da çok zayıftır. Bu nedenle bölgede ormancılık gelişmemiştir.

Madenler ve Enerji Kaynakları

Madenler : Bölge maden bakımından zengin değildir. Gaziantep, Islahiye ve Kilis’te krom ve bakır yatakları bulunur. Kilis-Gölbaşı’nda fosfat çıkartılır. Ayrıca Toros Dağları’nda krom ve çinko yatakları vardır.

Enerji Kaynakları : Petrolün çıkarıldığı tek bölgedir. Diyarbakır Havzası’nda Raman, Garzan, Şelmon yatakları ile Adıyaman’da Yanarsu Havzası’nda çıkartılır. Türkiye’nin petrol boru hatları bu bölge topraklarından geçer. Ayrıca Cizre’de önemli bir enerji kaynağı olan linyit çıkarılır.

Enerji Üretim Tesisleri : Bölge enerji üretiminde giderek önem kazanmaktadır. G.A.P. kapsamında 22 hidroelektrik santral kurulması planlanmıştır. Önemli barajları Atatürk, Kralkızı ve Deve Geçidi’dir.

Endüstri

Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :

Besin : Diyarbakır, Şanlıurfa

İçki : Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır

Pamuklu Dokuma : Gaziantep, Adıyaman, Diyarbakır

Battaniye, Kilim, Halı : Siirt, Gaziantep

Petrol Rafinerisi : Batman

Ulaşım

Bölgede önemli dağ sıralarının olmaması ulaşımı kolaylaştırmıştır. Ancak Güneydoğu Toroslar, İç ve Doğu Anadolu ile olan ulaşıma engel olmaktadır. Irak ve Suriye’ye bağlanan önemli yollar da bölgeden geçmektedir. Bölgede iki ana demiryolu hattı vardır. Bunlardan biri Kurtalan-Diyabakır-Gaziantep üzerinden Doğu ve İç Anadolu ile bağlantıyı sağlar. Diğeri Adana-Gaziantep üzerinden geçerek Nusaybin’e ulaşır. Güneydoğu Anadolu’daki demiryolu hattında çoğunlukla tarımsal ürün ve maden taşınır.

Turizm

Doğal güzellikleri ve tarihi zenginliğine karşın bölge turizm açısından yeterince gelişememiştir. Adıyaman’daki Nemrut Dağı’nda bulunan Komagene krallığına ait mezarlar ve çeşitli anıtlar adeta açık hava müzesi durumundadır. Şanlıurfa’daki Balıklı Göl halk tarafından kutsal sayılmakta, dinsel turizm için potansiyel oluşturmaktadır. Diyarbakır’da bulunan Orta Çağ’a ait surlar, kuleler bölgedeki diğer turistik zenginliklerdir. Ayrıca Gaziantep Yöresi’ndeki Karkamış ve Roma dönemine ait kalıntılar çok fazla turist çekmektedir.

Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri

Bölgenin Türkiye ekonomisine katkısı çok azdır. Doğu Anadolu Bölgesi’nden sonra geri kalmış ikinci bölgemizdir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.

Petrol

Antep Fıstığı

Baklagiller

Üzüm

Pamuk

Hayvancılık

Yazan :admin

Kas 30

Türkiye’ deki Kaplıcalar ve Maden Suları
Kaplıcalar Hakkında Genel Bilgi:
Ilıca olarak da bilinir, maden sularından yararlanma amacıyla kaynarcaların çevresinde kurulan tesislere verilen genel addır.
Araştırmalar sonucunda çeşitli hastalıkların tedavisine yardımcı oldu-
ğu anlaşılan mineral iyonlarıyla yüklü maden sularının oluşumuna ilişkin değişik görüşler vardır. Bu görüşlerden biri, çatlaklardan sızan yerüstü sularının, yolu üzerindeki minarelleri eriterek derinlerdeki ısınmış katmanlara ulaştığı ve buradaki sıcaklığın etkisiyle buharlaşıp yoğunlaşarak yeryüzüne geri döndüğü biçimindedir. Magmaya yakın katmanlarda bazı minarelleri eritmiş durumda bulunan suların buhar-
laşıp yoğunlaşarak tektonik olaylarla yeryüzüne çıktığı görüşü ise baş-
ka bir yaklaşımdır. Maden suları fiziksel özellikleri bakımından çok sıcak, sıcak ve soğuk sular olarak sınıflandırılır. Kimyasal özellikleri bakımından ise bikarbonatlı, sülfatlı, tuzlu, kükürtlü, karbon dioksitli,
demirli, arsenikli, iyotlu, karışık ve radyoaktif madensuları vardır.
Maden suyunun yeryüzüne çıktığı kaynağa kaynarca denir. Bir kaynarca suyunun fiziksel ve kimyasal özelliği bir başkasına, hatta çok yakındaki bir kaynaktan çıkan maden suyunun özelliğine benze-
mez. Bu nedenle tıbbi tedaviye yardım amacıyla kullanımında özenli olmak gerekir. Öte yandan kaplıca sularının hastalıkların iyileştirilme-
sine katkıda bulunma ölçüsü hakkında ayrıntılı ve kesin bilimsel açık-
lama yoktur.
Kaplıca sözcüğü, ılıcanın üstüne bir hamam yapılması sonucunda or-
taya çıkan tesisin “kaplı ılıca” biçiminde tanımlanmasından türemiştir.
Kaplıcalar, özellikleri nedeniyle şifalı sular olarak da bilinen maden sularının yeryüzüne çıktığı kaynarcalar ile bunların çevresinde kurulan
hamam, havuz, klinik, otel gibi tedavi ve konaklama tesislerinden olu-
şur. Tesisler, kaplıca suyundan banyo ve içme kürleriyle yararlanılma-
sına göre farklılıklar gösterir. Üç haftayı bulan banyo kürleriyle hekim
denetiminde fizik tedavi yapılan hidroterapi aygıtlarıyla donatılmış
kaplıcalarda daha geniş tesisler kurulur.
Kaplıcalar sağlık açısından olduğu kadar turizm açısından da önem taşır. İnsanlığın eski çağlardan beri sağlık amacıyla şifalı sulardan ya-
rarlandıkları bilinmektedir. Anadolu’ nun çeşitli yörelerindeki kaplıcaların Yunan ve Roma dönemlerinden beri işletildiğini gösteren
yapı kalıntılarına rastlanır.
Türkiye Kaplıcaları:
Türkiye’ de özellikle kaplıca turizmi bakımından önem taşıyan
başlıca kaplıcalar Yalova, Çekirge, Oylat, Pamukkale, Bolu, Kızılca-
hamam, Gönen ve Haymana kaplıcalarıdır.

Pamukkale
Ege Bölgesi’ nde sıcak maden suyu kaynaklarıdır. Denizli ilinin
Merkez ilçesine bağlı Pamukkale köyünün kuzeydoğusuna düşer.Yak-
laşık 400 m yükseklikteki Pamukkale travertenleri yakınında bulunan antik Hierapolis kenti kalıntılarının çevresinde yer alır.
Doğu-batı doğrultusunda uzanan bir kırık (fay) boyunca breşler ara-sından çıkan kaplıca suyu bikarbonatlı acı maden sularındandır. Sülfat
kalsiyum, sodyum, magnezyum ve karbon de dioksit içeren bu şifalı suların sıcaklığı 33-35.5 derece arasında değişir. Eskiden Hierapolis
kentinin içinde bulunduğu anlaşılan kaynarcalardan çıkan maden sula-
rının sıcaklığının 19. yy başlarında 80 derece olduğuna ilişkin tarihsel
kayıtlar vardır. Daha sonra oluşan bazı tektonik olaylar sonucunda kaynarcaların yer değiştirdiği sanılmaktadır. Toplam debileri yaklaşık
330 lt/sn’ dir.

Pamukkale maden sularından sindirim sistemi, solunum, dolaşım
ve romatizma hastalıklarının tedavisinde yaralanılır.

2- Kızılcahamam Kaplıcaları
Kızılcahamam turizm yönünden Ankara’nın en hareketli ilçelerinden biridir.Hititlere, Friglere, Lidyalılara, Rumlara ait tarihi kalıntılar, mağaralar ve tarihi eserlerden de anlaşılacağı üzere Kızılcahamam değişik medeniyetlere sahne olmuştur.
İlçenin genel özelliklerini Kaplıcaları ve Milli Parkı belirlemektedir. İçinde bulunan şifalı kaplıcalarıyla Kaplıcalar Diyarı adını haketmiştir. Doğal güzellikleri,ormanları çamur banyoları, tarihi eserleri maden ve memba suları ile meşhurdur. Kaplıcalar ile maden suları dünya çapında üne sahiptir.
Tatil yapmak,dinlenmek,tedavi olmak amacıyla yurt içi ve dışından özellikle Ankara’dan gelen konuklar için yakın olması nedeniyle tercih sebebidir. Kızılcahamam’da konaklama tesislerinin yatak kapasitesi yaklaşık 2500 civarındadır.
Festivalleri, kültürel ve sanatsal programları gezinti yerleri,ormanları piknik alanları, insanının cana yakınlığı,termal tesisleri ve ulaşım kolaylığı ile önemli bir turizm merkezidir.
İlçe ekonomisine büyük katkısı olan kaplıcaların Romatizmal, Dermatolojik, Ortopedik, Nörolojik ve Alerjik bazı hastalıkları tedavi ettiği bilinmektedir.
Genel Turizm Açısından:
- Meşhur soğuksu milli parkı,
- Her derde deva termal ve memba suları
- Kurtboğazı Barajı, Eğrekkaya ve Çamlıdere Barajları,
Aydos Yaylası,
-40 kilometre yakınında Karagöl
-Tarihi yapılar,hamamlar,
-Eski çağlara ait mağaralar
-Kız Kalesi, Gelin Kayası,
-Avcılık, olta balıkçılığı,binicilik
-Kamp ve piknik alanları
-Tertemiz hava, nefis bir tabiat

ÜYÜK KAPLICA :
Büyük Kaplıca
İlçe merkezindedir, modern bir görünümde olup, içmeden ziyade banyo kürleri için kullanılır. Derinden gelen, volkanik sulardandır. Kaplıca bölümü, Türk hamamı bölümü ve kadın ve erkeklere ait havuzlardan oluşur. Sodyum bikarbonatlı, hafif klorürlü bir sudur. Kızılcahamam Belediyesi’nin yönetiminde işletilmektedir. Romatizma,egzama, kırık çıkık tedavi sonucu çıkan ağrılarda, kadın hastalıkları, dolaşım yolları, çocuk hastalıklarına iyi gelir. Suyunun sıcaklığı 50 derecedir.
rKüçük Kaplıca
Büyük Kaplıca kaynağının üst tepelerindedir. Suyun geldiği yerdeki kaya oyularak kubbeli bir hamam halini almıştır. Kaya aralığından çıktığı yerdeki sıcaklığı 51 derecedir. Kurnalı hamamdaki sıcaklığı ise 43 dereceye düşer. Tedavi yönünden Büyük Kaplıca’nın şifa değerini taşır.
,Sey Hamamı Kaplıcası
KIZILCAHAMAM’ a 14 km uzakta Güvem bucağı’ na 3 km uzakta bir dere kenarında kaynar. Sıcaklık 43 derecedir. Meşe ve çam ağaçlarının süslediği bir yerdedir. Su, bir değirmen döndürecek kadar bol akar. Erkeklere ve kadınlara ayrı ayrı hamamları ve havuzları vardır. Sular, havuzların dibinden kaynar. Havuzlara, soğuk su katılmadan girilebilir. Kalsiyum bikarbonatlı olan su içilir. Hazmı kolaylaştırır. Romatizma, nevralji, nevrit, kadın hastalıklarında faydalıdır. Geç tutan kırıklar ve mafsal tutukluklarında iyi sonuç alınır.
Maden Suları:
Çamlık Maden Suları.
Mide,karaciğer ,safrayolları, dolaşım sistemi bozokluklarına , bronşiti olan hastalara kalp yorgunluğu ve yetersizliğine ve iç organları hastalıklarına iyi gelmekte ve hazmı kolaylaştırmaktadır.
Kuruluşu 1957
Nitrit mg/lt yok- 100ml’de kaliform bakteri sayısı 0 olup madensuları yönetmeliğine uygundur.
Tüm işlemler eldeğmeden yapılmaktadır.
As-Koop Maden Suları
Mide,karaciğer ,safrayolları, dolaşım sistemi bozukluklarına , bronşiti olan hastalara kalp yorgunluğu ve yetersizliğine ve iç organları hastalıklarına iyi gelmekte ve hazmı kolaylaştırmaktadır.
Kuruluş 1976
Tüm işlemler el değmeden yapılmaktadır.

Altın Memba Suları
Soğuksu Milli Parkı içerisinde ormanın içinde bulunan su kaynağından beslenmektedir. Bu suya ”ALTINSU” adını 17/7/1934 tarihinde ilçeye gelen ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK vermiştir.
Kuruluş 1950 ‘li yıllar
Üretim otomatik makinelerde el değmeden yapılmaktadır
Berrak, renksiz PH=6,5 tortu yoktur.

3- Gönen Kaplıcaları
Marmara Bölgesi’ nde, Balıkesir’ in Gönen ilçesinde yer alan sıcak su kaynaklarıdır. Gönen kent merkezinin kuzey kesiminde bulunan kaplıcalara gelen sıcak sular, yöreden geçen kırık (fay) hattını örten ve geniş bir alan yayılan alüvyon katmanlarının gözeneklerine yerleşmiş durumdadır. Buradaki sıcak su kaynakları Eski kaynak, Çemberli kaynak ve Büyük Kanal adıyla da anılan Mermerli Kuyu’ dur.
Kaynaklar, kaplıca tesislerinin ortasındaki geniş bir parktadır. Eski kaynak suyu 52 derece, Çemberli kaynak suyu 75 derece, Mermerli
Kuyu’ nun suyu da 77 derecedir. Sodyum, sülfat, bikarbonat ve klorür bakımından zengin olan bu kaynak suları, magmatik ve hipotonik su-
lar grubundadır.
Gönen kentine 10 km kadar uzaklıkta Ekşidere Dağ Ilıcası ve Ekşidere Gençlik Suyu kaynakları vardır. Öteki sulardan daha soğuk olan bu kaynaklardan çıkan suların radyoaktivitesi yüksektir. Dağ Ilıcası’ nın suyu 44 derece, Gençlik Suyu ise 18 derecedir.

Gönen Maden sularının banyo olarak romatizma, bağırsak, kan ve kadın hastalıklarında, içme kürleriyle kullanıldığında da sindirim sistemi hastalıklarında olumlu etkisi olduğu bilinir. Gelişmiş ulaşım olanakları ve modern tesisleri olan Gönen Kaplıcaları, kaplıca turizmi
bakımından Türkiye çapında önem taşır ve ilgi görür.

4- Haymana Kaplıcaları
İç Anadolu Bölgesi’ nde maden suyu kaynağıdır. Ankara’ nın
güneydoğusunda, Haymana kasabasındaki tepelik bir alanda yer alır.
Bikarbonatlı ve karbondioksitli sulardandır. Kalker yapılı bir tepecik-
ten kaynaklanır. Yöredeki çöküntü alanında yüzeyden görülmeyen kırıklardan sızan suların geçirimsiz kayaçlar arasından kaynak noktasına doğru çıktığı sanılır.

Yazan :admin

Kas 30

1. Tektonik Depremler:İç kuvvetlerin neden olduğu gerilimlerin boşalması ile meydana gelen yer kabuğu hareketlerinin yol açtığı sarsıntılara Tektonik Depremler adı verilir. Gerek şiddet gerekse etki alanı bakımından en önemli ve en yıkıcı olan depremlerdir. Yeryüzünde olan depremlerin % 90′ı bu gruba girer. Türkiye’de olan depremler de büyük çoğunlukla tektonik depremlerdir.

2. Volkanik Depremler: Bunlar volkanların püskürmesi sonucu oluşurlar. Yerin derinliklerinde ergimiş maddenin yeryüzüne çıkışı sırasındaki fiziksel ve kimyasal olaylar sonucunda oluşan gazların yapmış oldukları patlamalarla bu tür depremlerin meydana geldiği bilinmektedir. Bunlar da yanardağlarla ilgili olduklarından yereldirler ve önemli zarara neden olmazlar. Japonya ve İtalya’da oluşan depremlerin bir kısmı bu gruba girmektedir. Türkiye’de aktif yanardağ olmadığı için bu tip depremler olmamaktadır.

3. Çöküntü Depremleri: Bunlar yer altındaki boşlukların (mağara), kömür ocaklarında galerilerin, tuz ve jipsli arazilerde erime sonucu oluşan boşlukları tavan bloğunun çökmesi ile oluşurlar. Hissedilme alanları yerel olup enerjileri azdır fazla zarar getirmezler. Özellikle karstik sahalarda görülürler. Ülkemizde en çok Akdeniz Bölgesindeki karstik mağaraların tavan kısımlarının çökmesi ile meydana gelirler.

Yazan :admin

Kas 30

Akarsular Üzerindeki Etkisi
Akarsuların yatağındaki su miktarı, büyük ölçüde geçtikleri bölgelerin yağış miktarı ve şekline bağlıdır. Örneğin; nehirlerde yağışın arttığı dönemlerde yükselme, azaldığı dönemlerde ise çekilme görülür. Kış yağışlarının kar şeklinde düştüğü bölgelerde nehirlerin akımı azalırken, kar ve buz erimelerinin görüldüğü dönemlerde akım yükselir. Örneğin; Doğu Anadolu Bölgesi. Yıllık yağışın tüm aylara dağıldığı bölgelerde; akarsular tüm aylarda bol su taşıdığından, rejimleri düzenlidir. Örneğin; Karadeniz ve Ekvatoral Bölge. Göl suları ile yer altı sularının seviyesi de yağış ile kar ve buz erimelerine bağlı olarak yıl içinde değişiklik gösterir.

Doğal Bitki Örtüsüne Etkisi

Bir yörenin sıcaklık ve yağış değerleri buharlaşma durumu , o yöredeki bitki örtüsünün türü, sıklığı ve dağılışı üzerinde belirleyicidir. Bu nedenle her iklim tipinin doğal bitki örtüsü farklıdır. Örneğin; Ekvatoral iklimin doğal bitki örtüsü Tropikal yağmur ormanı, Akdeniz ikliminin maki, okyanus ikliminin ise karışık ormandır.

Ekonomik Faaliyet Türüne Etkisi
Sıcaklık ve yağış koşulları, doğal bitki örtüsü, tarım ürünleri, hayvan türleri ve akarsu rejimleri üzerinde belirleyicidir. Bu nedenle ekonomik faaliyetler de iklime bağlı bir dağılış gösterir. Örneğin; Yağış azlığı ve yaz kuraklığına bağlı olarak oluşan bozkırların yaygın olduğu bölgelerde küçükbaş, yaz mevsiminin serin ve yağışlı geçmesine bağlı olarak oluşan çayırların yaygın olduğu bölgelerde büyükbaş hayvancılık yaygındır. Çiçekli bitkilerin yaygın olduğu bölgelerde arıcılık, kışların ılık ve güneşli geçtiği bölgelerde seracılık, yazların sıcak ve kurak geçtiği kıyılarda ise kıyı turizmi gibi ekonomik etkinlikler gelişir.

Erozyon ve Heyelana Etkisi

Yıllık yağış miktarının az, doğal bitki örtüsünün cılız olduğu bölgelerde erozyon (İç Anadolu Bölgesi), yıllık yağış miktarının fazla olduğu engebeli bölgelerde ise heyelan olayları (Karadeniz Bölgesi) görülür.

Giyim Tipine Etkisi
Kutuplara yakın soğuk bölgelerde deri,kürk ve yünlü giysiler yaygın olarak kullanılırken, Arap Yarımadası gibi sıcak bölgelerde açık renk (beyaz) giysiler yaygındır. Orta kuşak ülkeleri gibi, dört mevsimin belirgin olarak yaşandığı yerlerde ise yıl içinde sık giysi değiştirilir.
Vehbi70 Çevrimdışı
Digg’e Bu Mesajı Ekledel.icio.us Mesajı EkleBookmark Post in TechnoratiFurl’e Bu Mesajı EkleSpurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Sponsored Links

Eski 17-11-2006, 10:33 AM #2 (Kalıcı Link)
Vehbi70
Co Administrator

Vehbi70′ın Avatarı

User ID: 4
Giriş Tarihi: 22-10-2006
Mesajlar: 8,630

Standart
Konut Tipine Etkisi

Yıllık yağış miktarının bol olduğu ormanlık bölgelerin kırsal kesimlerinde ahşap evler yaygınken (Karadeniz Bölgesi), yıllık yağış miktarının az olduğu kurak ve yarı kurak bölgelerin kırsal kesimlerinde ise kerpiç evler (İç Anadolu ile Güneydoğu Anadolu Bölgeleri) yaygındır.

Nüfus ve Yerleşmeye Etkisi

Ekvatoral bölge dışında bol yağış alan yerler genelde yoğun nüfuslu iken, az yağış alan kurak bölgeler seyrek nüfusludur. İklim koşulları elverişsiz olan çöl ve kutup bölgeleri de seyrek nüfusludur. Ilıman iklimin görüldüğü orta kuşak bölgeleri ile iklim koşullarının elverişli olduğu deniz kıyıları ile muson iklimi bölgelerinde genelde nüfus yoğundur.

Tarım Faaliyetlerine Etkisi

İklimin tarım faaliyetleri üzerinde ki etkisi oldukça belirgindir. Bir bölgedeki sıcaklık ve yağış koşulları, yağış düzeni ile buharlaşma tarım ürünlerinin verimlerini , tür çeşitliliklerini , olgunlaşma sürelerini ve dağılışlarını etkiler.İklim ayrıca; bir bölgedeki tarım devresinin uzunluğunu, uygulanan tarım yöntemini de etkiler. Örneğin; yaz devresinin erken başladığı bölgelerde tarım ürünleri erken olgunlaşır. Yetişme devresinin uzun olduğu bölgelerde ise aynı tarladan yılda birkaç kez ürün alınabilir. Yazların kurak geçtiği bölgelerde topraklar nadasa bırakılır. Çay, pirinç, mısır bol yağış, kahve, kakao, muz, hurma yüksek sıcaklık isteyen ürünlerdir. Yani her ürünün yetişme koşulları iklim açısından farklıdır. Bu nedenle, iklim çeşitliliği fazla olan bölgelerin tarımsal ürün çeşitliliği de fazladır. Örneğin; Marmara Bölgesi

Toprak Oluşumuna Etkisi
Sıcaklık ve yağış koşulları; hem fiziksel ve kimyasal çözülmeyi, hem de bitki örtüsü türünü belirleyerek, toprak oluşumunu etkiler. Bu nedenle her iklim tipinin toprak çeşidi farklıdır. Örneğin; Akdeniz ikliminin toprağı terra rossa, Ekvatoral iklimin toprağı laterit, sert karasal iklimin toprağı ise çernozyomdur. Ayrıca çok yağış alan bölgelerin topraklarında aşırı yıkanma gözlenirken ( Ekvatoral Bölge, Doğu Karadeniz ) az yağış alan bölgelerin topraklarında az yıkanmadan dolayı tuz ve kireç birikimi ( İç Anadolu ) gözlenir.

Ulaşım Üzerindeki Etkisi

Aşırı yağış, sis, fırtına, kar yağışı, donma gibi iklim olayları ulaşımı olumsuz etkilediği gibi ulaşım maliyetlerini de arttırır. Sisli havalarda hava, deniz ve kara ulaşımı aksar, aşırı yağış ve donma nedeniyle yollar bozulur, fırtına ve tipi ulaşımı aksatır. Çığ ve heyelan yol yapımını zorlaştırır, ulaşım maliyetlerini artırır. Kışların soğuk geçtiği bölgeler de yollar kapanabilir. Örneğin; Doğu Anadolu Bölgesi, Bolu Dağı

Yazan :admin

-