Kas 30

En küçük coğrafi bölge olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi yer şekilleri ve Buna bağlı olarak yerleşme ve ekonomik özellikler açısından iki bölüme ayrılmıştır. Bunlar, Orta Fırat Bölümü ve Dicle Bölümü’dür. Bölgeyi bölümlere ayıran sınır Karacadağ volkan konisinden geçer.

Yer şekilleri

Yer şekilleri sade olan bölgede yükseltisi fazla olmayan ova ve platolar geniş yer kaplar.

Dağlar : Bölgenin kuzey kesiminde Toros dağ sırasının güney yamaçları uzanır. Burada asıl Toroslar ile onun önünde ikinci bir kıvrımlı dağ kuşağı uzanır. Bölgenin ortasında 1938 m yükseltiye sahip sönmüş Karacadağ Volkanı yer alır. Bölgenin batısında ise Gaziantep Platosu üzerinde yükselen Kartal Dağları önemli yükseklik oluşturur.

Ovalar : Karadağ’ın batısında Altınbaşak (Harran), Ceylanpınar ve Birecik ovaları yer alır. Dicle nehri ve kollarının toplandığı Diyarbakır Havzası’nda fazla geniş olmayan ancak çok verimli bir ovaya geçilir.

Platolar : Karacadağ’ın batısındaki Şanlıurfa, Gaziantep, Adıyaman platoları Fırat ve kolları tarafından derin bir şekilde yarılmıştır. Karacadağ’ın doğusu ise daha engebeli bir yapı gösterir. Bu bölümün güneyinde Mardin-Midyat Eşiği yer alır.

Akarsular ve Göller

Akarsular

Bölgenin iki önemli akarsuyundan biri olan Fırat, kaynağını Doğu Anadolu Bölgesi’nden alır. Bölgede ise Toroslar’dan gelen Kahta ve Karadağ’dan gelen küçük akarsularla beslenir. Güneydoğu Toroslar’ın güneye bakan yamaçlarından birçok kol halinde çıkan Dicle Nehri ise bölgenin diğer önemli akarsuyudur. Her iki akarsu da Basra Körfezi’ne sularını boşaltır.

Göller

Bölgede doğal oluşumlu göl yoktur. Ancak Fırat ve Dicle üzerinde kurulmuş baraj gölleri bulunmaktadır. Bölgenin ve ülkenin en büyük baraj gölü olan Atatürk Barajı bu bölge sınırları içindedir.

İklim

Denizden uzak olduğu için sıcaklık bakımından karasal iklim özellikleri görülür. Kışlar oldukça soğuk olup, en çok yağış bu mevsimde düşer. Yaz mevsimi ise enlemin, karasallığın ve güneyden esen çöl rüzgarlarının etkisiyle çok sıcak ve kurak geçer. Buharlaşma şiddeti çok fazla odluğundan yaz mevsiminin en kurak geçtiği bölgedir. Ayrıca batıdaki Gaziantep Yöresi’nde belirgin olarak Akdeniz ikliminin ektileri görülür.

Doğal Bitki Örtüsü

Bölgenin doğal bitki örtüsü bozkırdır. İç Anadolu bozkırlarına göre çok fakirdir. Bölgede antropojen bozkırlar da geniş yer kaplamaktadır. Ormanların en az alan kapladığı bölge olan Güneydoğu Anadolu’da mevcut ormanların büyük bölümü de tahrip edilmiştir. Toros Dağları eteklerinde görülebilen ormanlar ise kuraklık nedeniyle çok zayıftır. Dicle Nehri boylarında yer yer kavak ve söğüt toplulukları görülür.

Nüfus ve Yerleşme

Nüfusu en az olan bölgemizdir. Ancak doğum oranının yüksek, yüzölçümünün küçük olması nüfus yoğunluğunun fazla olmasına neden olmuştur. Orta Fırat Bölümü ve özellikle Gaziantep Yöresi yoğun nüfuslanmıştır. Yağışın azaldığı düzlüklerde nüfus azalır. Bölgede ekonomik gelişmenin yavaş olması, terör olayları gibi nedenlerden dolayı göç veren bir bölgedir. Ayrıca mevsimlik işçi göçleri de olmaktadır.

İller

Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Mardin, Siirt, Şanlıurfa

Ekonomik Özellikler

Tarım

Tarım halkın temel geçim kaynağıdır. Tarım arazisi geniş olmasına karşın kuraklık nedeniyle tarımın en önemli sorunu sulamadır. Tarım topraklarının çok parçalı, tarım işletmelerinin küçük işletmeler şeklinde olması tarımsal verimi düşürmektedir. Tarım alanlarının üçte biri nadasa alınmaktadır. G.A.P. (Güneydoğu Anadolu Projesi) ile birlikte sulu tarım alanları genişlemekte, nadas arazisi azalmakta, tarım ürünü çeşitliliği artmaktadır.

Tarım Ürünleri

Buğday : Bölgedeki tarım alanlarının yarısından fazlasında buğday ekilir. En fazla ekim alanına sahip Şanlıurfa’yı Diyarbakır izler.

Arpa : Bölgede yetiştirilen diğer önemli tahıl olan arpa, en fazla Şanlıurfa, Siirt ve Adıyaman’da yetiştirilir.

Pamuk : Bölgede en fazla ekilen endüstri bitkileri arasında yer alan pamuk, halen sulanmakta olan Akçakale ve Gaziantep’te yetiştirilir.

Kırmız Mercimek : Kuraklığa dayanıklı bir baklagildir. Türkiye üretiminin tamamına yakınını bu bölge sağlar. En çok Şanlıurfa ve Gaziantep’te yetiştirilir.

Susam : Az bir alanda ekimi yapılmaktadır. Ancak üretimi bölge için önem taşır.

Çeltik : Siverek’te yetiştirilmektedir.

Antep Fıstığı : Bölgenin karakteristik ürünüdür. Üretimin % 90’ı bu bölgede gerçekleşir.

Üzüm : Özellikle Gaziantep çevresinde bağcılık gelişmiştir. Üretilen üzüm yaş olarak tüketilmesinin yanı sıra pekmez, pestil ya da içki yapımında kullanılır.

Zeytin : Akdeniz ikliminin etkileri görülen Gaziantep yöresinde Kilis ve Islahiye çevresinde yetiştirilir.

Tütün : Sulama ile birlikte ekim alanları genişlemektedir. Üretimde Adıyaman ve Batman önde gelir.

Sebze : Sulanabilen alanlarda domates, biber, patlıcan gibi çeşitli sebzeler yetiştirilmektedir.

Meyve : Bölgenin karpuz üretiminde ayrı bir yeri vardır. Özellikle Diyarbakır çevresinde ağırlığı 20 kg’ı aşan karpuz yetiştirilmektedir.

Hayvancılık

Bölgede hayvancılık önemli bir ekonomik faaliyettir. Bölgenin doğal özellikleri ve gelenekleri hayvancılığın gelişmesine zemin hazırlamıştır. Bitki örtüsünün bozkır olması nedeniyle küçükbaş hayvancılık yaygındır. Bölgede en çok koyun yetiştirilir. Koyundan sonra en fazla yetiştirilen kıl keçisidir ve Toros Dağları eteklerinde otlatılır. Ayrıca Toros Dağları’nda arıcılık yapılmaktadır.

Ormancılık

Kuraklık nedeniyle ormanların en az bulunduğu bölgedir. Toroslar’ın eteklerinde bulunan ormanlar da çok zayıftır. Bu nedenle bölgede ormancılık gelişmemiştir.

Madenler ve Enerji Kaynakları

Madenler : Bölge maden bakımından zengin değildir. Gaziantep, Islahiye ve Kilis’te krom ve bakır yatakları bulunur. Kilis-Gölbaşı’nda fosfat çıkartılır. Ayrıca Toros Dağları’nda krom ve çinko yatakları vardır.

Enerji Kaynakları : Petrolün çıkarıldığı tek bölgedir. Diyarbakır Havzası’nda Raman, Garzan, Şelmon yatakları ile Adıyaman’da Yanarsu Havzası’nda çıkartılır. Türkiye’nin petrol boru hatları bu bölge topraklarından geçer. Ayrıca Cizre’de önemli bir enerji kaynağı olan linyit çıkarılır.

Enerji Üretim Tesisleri : Bölge enerji üretiminde giderek önem kazanmaktadır. G.A.P. kapsamında 22 hidroelektrik santral kurulması planlanmıştır. Önemli barajları Atatürk, Kralkızı ve Deve Geçidi’dir.

Endüstri

Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :

Besin : Diyarbakır, Şanlıurfa

İçki : Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır

Pamuklu Dokuma : Gaziantep, Adıyaman, Diyarbakır

Battaniye, Kilim, Halı : Siirt, Gaziantep

Petrol Rafinerisi : Batman

Ulaşım

Bölgede önemli dağ sıralarının olmaması ulaşımı kolaylaştırmıştır. Ancak Güneydoğu Toroslar, İç ve Doğu Anadolu ile olan ulaşıma engel olmaktadır. Irak ve Suriye’ye bağlanan önemli yollar da bölgeden geçmektedir. Bölgede iki ana demiryolu hattı vardır. Bunlardan biri Kurtalan-Diyabakır-Gaziantep üzerinden Doğu ve İç Anadolu ile bağlantıyı sağlar. Diğeri Adana-Gaziantep üzerinden geçerek Nusaybin’e ulaşır. Güneydoğu Anadolu’daki demiryolu hattında çoğunlukla tarımsal ürün ve maden taşınır.

Turizm

Doğal güzellikleri ve tarihi zenginliğine karşın bölge turizm açısından yeterince gelişememiştir. Adıyaman’daki Nemrut Dağı’nda bulunan Komagene krallığına ait mezarlar ve çeşitli anıtlar adeta açık hava müzesi durumundadır. Şanlıurfa’daki Balıklı Göl halk tarafından kutsal sayılmakta, dinsel turizm için potansiyel oluşturmaktadır. Diyarbakır’da bulunan Orta Çağ’a ait surlar, kuleler bölgedeki diğer turistik zenginliklerdir. Ayrıca Gaziantep Yöresi’ndeki Karkamış ve Roma dönemine ait kalıntılar çok fazla turist çekmektedir.

Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri

Bölgenin Türkiye ekonomisine katkısı çok azdır. Doğu Anadolu Bölgesi’nden sonra geri kalmış ikinci bölgemizdir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.

Petrol

Antep Fıstığı

Baklagiller

Üzüm

Pamuk

Hayvancılık

Yazan :admin

Kas 30

Türkiye’ deki Kaplıcalar ve Maden Suları
Kaplıcalar Hakkında Genel Bilgi:
Ilıca olarak da bilinir, maden sularından yararlanma amacıyla kaynarcaların çevresinde kurulan tesislere verilen genel addır.
Araştırmalar sonucunda çeşitli hastalıkların tedavisine yardımcı oldu-
ğu anlaşılan mineral iyonlarıyla yüklü maden sularının oluşumuna ilişkin değişik görüşler vardır. Bu görüşlerden biri, çatlaklardan sızan yerüstü sularının, yolu üzerindeki minarelleri eriterek derinlerdeki ısınmış katmanlara ulaştığı ve buradaki sıcaklığın etkisiyle buharlaşıp yoğunlaşarak yeryüzüne geri döndüğü biçimindedir. Magmaya yakın katmanlarda bazı minarelleri eritmiş durumda bulunan suların buhar-
laşıp yoğunlaşarak tektonik olaylarla yeryüzüne çıktığı görüşü ise baş-
ka bir yaklaşımdır. Maden suları fiziksel özellikleri bakımından çok sıcak, sıcak ve soğuk sular olarak sınıflandırılır. Kimyasal özellikleri bakımından ise bikarbonatlı, sülfatlı, tuzlu, kükürtlü, karbon dioksitli,
demirli, arsenikli, iyotlu, karışık ve radyoaktif madensuları vardır.
Maden suyunun yeryüzüne çıktığı kaynağa kaynarca denir. Bir kaynarca suyunun fiziksel ve kimyasal özelliği bir başkasına, hatta çok yakındaki bir kaynaktan çıkan maden suyunun özelliğine benze-
mez. Bu nedenle tıbbi tedaviye yardım amacıyla kullanımında özenli olmak gerekir. Öte yandan kaplıca sularının hastalıkların iyileştirilme-
sine katkıda bulunma ölçüsü hakkında ayrıntılı ve kesin bilimsel açık-
lama yoktur.
Kaplıca sözcüğü, ılıcanın üstüne bir hamam yapılması sonucunda or-
taya çıkan tesisin “kaplı ılıca” biçiminde tanımlanmasından türemiştir.
Kaplıcalar, özellikleri nedeniyle şifalı sular olarak da bilinen maden sularının yeryüzüne çıktığı kaynarcalar ile bunların çevresinde kurulan
hamam, havuz, klinik, otel gibi tedavi ve konaklama tesislerinden olu-
şur. Tesisler, kaplıca suyundan banyo ve içme kürleriyle yararlanılma-
sına göre farklılıklar gösterir. Üç haftayı bulan banyo kürleriyle hekim
denetiminde fizik tedavi yapılan hidroterapi aygıtlarıyla donatılmış
kaplıcalarda daha geniş tesisler kurulur.
Kaplıcalar sağlık açısından olduğu kadar turizm açısından da önem taşır. İnsanlığın eski çağlardan beri sağlık amacıyla şifalı sulardan ya-
rarlandıkları bilinmektedir. Anadolu’ nun çeşitli yörelerindeki kaplıcaların Yunan ve Roma dönemlerinden beri işletildiğini gösteren
yapı kalıntılarına rastlanır.
Türkiye Kaplıcaları:
Türkiye’ de özellikle kaplıca turizmi bakımından önem taşıyan
başlıca kaplıcalar Yalova, Çekirge, Oylat, Pamukkale, Bolu, Kızılca-
hamam, Gönen ve Haymana kaplıcalarıdır.

Pamukkale
Ege Bölgesi’ nde sıcak maden suyu kaynaklarıdır. Denizli ilinin
Merkez ilçesine bağlı Pamukkale köyünün kuzeydoğusuna düşer.Yak-
laşık 400 m yükseklikteki Pamukkale travertenleri yakınında bulunan antik Hierapolis kenti kalıntılarının çevresinde yer alır.
Doğu-batı doğrultusunda uzanan bir kırık (fay) boyunca breşler ara-sından çıkan kaplıca suyu bikarbonatlı acı maden sularındandır. Sülfat
kalsiyum, sodyum, magnezyum ve karbon de dioksit içeren bu şifalı suların sıcaklığı 33-35.5 derece arasında değişir. Eskiden Hierapolis
kentinin içinde bulunduğu anlaşılan kaynarcalardan çıkan maden sula-
rının sıcaklığının 19. yy başlarında 80 derece olduğuna ilişkin tarihsel
kayıtlar vardır. Daha sonra oluşan bazı tektonik olaylar sonucunda kaynarcaların yer değiştirdiği sanılmaktadır. Toplam debileri yaklaşık
330 lt/sn’ dir.

Pamukkale maden sularından sindirim sistemi, solunum, dolaşım
ve romatizma hastalıklarının tedavisinde yaralanılır.

2- Kızılcahamam Kaplıcaları
Kızılcahamam turizm yönünden Ankara’nın en hareketli ilçelerinden biridir.Hititlere, Friglere, Lidyalılara, Rumlara ait tarihi kalıntılar, mağaralar ve tarihi eserlerden de anlaşılacağı üzere Kızılcahamam değişik medeniyetlere sahne olmuştur.
İlçenin genel özelliklerini Kaplıcaları ve Milli Parkı belirlemektedir. İçinde bulunan şifalı kaplıcalarıyla Kaplıcalar Diyarı adını haketmiştir. Doğal güzellikleri,ormanları çamur banyoları, tarihi eserleri maden ve memba suları ile meşhurdur. Kaplıcalar ile maden suları dünya çapında üne sahiptir.
Tatil yapmak,dinlenmek,tedavi olmak amacıyla yurt içi ve dışından özellikle Ankara’dan gelen konuklar için yakın olması nedeniyle tercih sebebidir. Kızılcahamam’da konaklama tesislerinin yatak kapasitesi yaklaşık 2500 civarındadır.
Festivalleri, kültürel ve sanatsal programları gezinti yerleri,ormanları piknik alanları, insanının cana yakınlığı,termal tesisleri ve ulaşım kolaylığı ile önemli bir turizm merkezidir.
İlçe ekonomisine büyük katkısı olan kaplıcaların Romatizmal, Dermatolojik, Ortopedik, Nörolojik ve Alerjik bazı hastalıkları tedavi ettiği bilinmektedir.
Genel Turizm Açısından:
- Meşhur soğuksu milli parkı,
- Her derde deva termal ve memba suları
- Kurtboğazı Barajı, Eğrekkaya ve Çamlıdere Barajları,
Aydos Yaylası,
-40 kilometre yakınında Karagöl
-Tarihi yapılar,hamamlar,
-Eski çağlara ait mağaralar
-Kız Kalesi, Gelin Kayası,
-Avcılık, olta balıkçılığı,binicilik
-Kamp ve piknik alanları
-Tertemiz hava, nefis bir tabiat

ÜYÜK KAPLICA :
Büyük Kaplıca
İlçe merkezindedir, modern bir görünümde olup, içmeden ziyade banyo kürleri için kullanılır. Derinden gelen, volkanik sulardandır. Kaplıca bölümü, Türk hamamı bölümü ve kadın ve erkeklere ait havuzlardan oluşur. Sodyum bikarbonatlı, hafif klorürlü bir sudur. Kızılcahamam Belediyesi’nin yönetiminde işletilmektedir. Romatizma,egzama, kırık çıkık tedavi sonucu çıkan ağrılarda, kadın hastalıkları, dolaşım yolları, çocuk hastalıklarına iyi gelir. Suyunun sıcaklığı 50 derecedir.
rKüçük Kaplıca
Büyük Kaplıca kaynağının üst tepelerindedir. Suyun geldiği yerdeki kaya oyularak kubbeli bir hamam halini almıştır. Kaya aralığından çıktığı yerdeki sıcaklığı 51 derecedir. Kurnalı hamamdaki sıcaklığı ise 43 dereceye düşer. Tedavi yönünden Büyük Kaplıca’nın şifa değerini taşır.
,Sey Hamamı Kaplıcası
KIZILCAHAMAM’ a 14 km uzakta Güvem bucağı’ na 3 km uzakta bir dere kenarında kaynar. Sıcaklık 43 derecedir. Meşe ve çam ağaçlarının süslediği bir yerdedir. Su, bir değirmen döndürecek kadar bol akar. Erkeklere ve kadınlara ayrı ayrı hamamları ve havuzları vardır. Sular, havuzların dibinden kaynar. Havuzlara, soğuk su katılmadan girilebilir. Kalsiyum bikarbonatlı olan su içilir. Hazmı kolaylaştırır. Romatizma, nevralji, nevrit, kadın hastalıklarında faydalıdır. Geç tutan kırıklar ve mafsal tutukluklarında iyi sonuç alınır.
Maden Suları:
Çamlık Maden Suları.
Mide,karaciğer ,safrayolları, dolaşım sistemi bozokluklarına , bronşiti olan hastalara kalp yorgunluğu ve yetersizliğine ve iç organları hastalıklarına iyi gelmekte ve hazmı kolaylaştırmaktadır.
Kuruluşu 1957
Nitrit mg/lt yok- 100ml’de kaliform bakteri sayısı 0 olup madensuları yönetmeliğine uygundur.
Tüm işlemler eldeğmeden yapılmaktadır.
As-Koop Maden Suları
Mide,karaciğer ,safrayolları, dolaşım sistemi bozukluklarına , bronşiti olan hastalara kalp yorgunluğu ve yetersizliğine ve iç organları hastalıklarına iyi gelmekte ve hazmı kolaylaştırmaktadır.
Kuruluş 1976
Tüm işlemler el değmeden yapılmaktadır.

Altın Memba Suları
Soğuksu Milli Parkı içerisinde ormanın içinde bulunan su kaynağından beslenmektedir. Bu suya ”ALTINSU” adını 17/7/1934 tarihinde ilçeye gelen ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK vermiştir.
Kuruluş 1950 ‘li yıllar
Üretim otomatik makinelerde el değmeden yapılmaktadır
Berrak, renksiz PH=6,5 tortu yoktur.

3- Gönen Kaplıcaları
Marmara Bölgesi’ nde, Balıkesir’ in Gönen ilçesinde yer alan sıcak su kaynaklarıdır. Gönen kent merkezinin kuzey kesiminde bulunan kaplıcalara gelen sıcak sular, yöreden geçen kırık (fay) hattını örten ve geniş bir alan yayılan alüvyon katmanlarının gözeneklerine yerleşmiş durumdadır. Buradaki sıcak su kaynakları Eski kaynak, Çemberli kaynak ve Büyük Kanal adıyla da anılan Mermerli Kuyu’ dur.
Kaynaklar, kaplıca tesislerinin ortasındaki geniş bir parktadır. Eski kaynak suyu 52 derece, Çemberli kaynak suyu 75 derece, Mermerli
Kuyu’ nun suyu da 77 derecedir. Sodyum, sülfat, bikarbonat ve klorür bakımından zengin olan bu kaynak suları, magmatik ve hipotonik su-
lar grubundadır.
Gönen kentine 10 km kadar uzaklıkta Ekşidere Dağ Ilıcası ve Ekşidere Gençlik Suyu kaynakları vardır. Öteki sulardan daha soğuk olan bu kaynaklardan çıkan suların radyoaktivitesi yüksektir. Dağ Ilıcası’ nın suyu 44 derece, Gençlik Suyu ise 18 derecedir.

Gönen Maden sularının banyo olarak romatizma, bağırsak, kan ve kadın hastalıklarında, içme kürleriyle kullanıldığında da sindirim sistemi hastalıklarında olumlu etkisi olduğu bilinir. Gelişmiş ulaşım olanakları ve modern tesisleri olan Gönen Kaplıcaları, kaplıca turizmi
bakımından Türkiye çapında önem taşır ve ilgi görür.

4- Haymana Kaplıcaları
İç Anadolu Bölgesi’ nde maden suyu kaynağıdır. Ankara’ nın
güneydoğusunda, Haymana kasabasındaki tepelik bir alanda yer alır.
Bikarbonatlı ve karbondioksitli sulardandır. Kalker yapılı bir tepecik-
ten kaynaklanır. Yöredeki çöküntü alanında yüzeyden görülmeyen kırıklardan sızan suların geçirimsiz kayaçlar arasından kaynak noktasına doğru çıktığı sanılır.

Yazan :admin

Kas 30

1. Tektonik Depremler:İç kuvvetlerin neden olduğu gerilimlerin boşalması ile meydana gelen yer kabuğu hareketlerinin yol açtığı sarsıntılara Tektonik Depremler adı verilir. Gerek şiddet gerekse etki alanı bakımından en önemli ve en yıkıcı olan depremlerdir. Yeryüzünde olan depremlerin % 90′ı bu gruba girer. Türkiye’de olan depremler de büyük çoğunlukla tektonik depremlerdir.

2. Volkanik Depremler: Bunlar volkanların püskürmesi sonucu oluşurlar. Yerin derinliklerinde ergimiş maddenin yeryüzüne çıkışı sırasındaki fiziksel ve kimyasal olaylar sonucunda oluşan gazların yapmış oldukları patlamalarla bu tür depremlerin meydana geldiği bilinmektedir. Bunlar da yanardağlarla ilgili olduklarından yereldirler ve önemli zarara neden olmazlar. Japonya ve İtalya’da oluşan depremlerin bir kısmı bu gruba girmektedir. Türkiye’de aktif yanardağ olmadığı için bu tip depremler olmamaktadır.

3. Çöküntü Depremleri: Bunlar yer altındaki boşlukların (mağara), kömür ocaklarında galerilerin, tuz ve jipsli arazilerde erime sonucu oluşan boşlukları tavan bloğunun çökmesi ile oluşurlar. Hissedilme alanları yerel olup enerjileri azdır fazla zarar getirmezler. Özellikle karstik sahalarda görülürler. Ülkemizde en çok Akdeniz Bölgesindeki karstik mağaraların tavan kısımlarının çökmesi ile meydana gelirler.

Yazan :admin

Kas 30

Akarsular Üzerindeki Etkisi
Akarsuların yatağındaki su miktarı, büyük ölçüde geçtikleri bölgelerin yağış miktarı ve şekline bağlıdır. Örneğin; nehirlerde yağışın arttığı dönemlerde yükselme, azaldığı dönemlerde ise çekilme görülür. Kış yağışlarının kar şeklinde düştüğü bölgelerde nehirlerin akımı azalırken, kar ve buz erimelerinin görüldüğü dönemlerde akım yükselir. Örneğin; Doğu Anadolu Bölgesi. Yıllık yağışın tüm aylara dağıldığı bölgelerde; akarsular tüm aylarda bol su taşıdığından, rejimleri düzenlidir. Örneğin; Karadeniz ve Ekvatoral Bölge. Göl suları ile yer altı sularının seviyesi de yağış ile kar ve buz erimelerine bağlı olarak yıl içinde değişiklik gösterir.

Doğal Bitki Örtüsüne Etkisi

Bir yörenin sıcaklık ve yağış değerleri buharlaşma durumu , o yöredeki bitki örtüsünün türü, sıklığı ve dağılışı üzerinde belirleyicidir. Bu nedenle her iklim tipinin doğal bitki örtüsü farklıdır. Örneğin; Ekvatoral iklimin doğal bitki örtüsü Tropikal yağmur ormanı, Akdeniz ikliminin maki, okyanus ikliminin ise karışık ormandır.

Ekonomik Faaliyet Türüne Etkisi
Sıcaklık ve yağış koşulları, doğal bitki örtüsü, tarım ürünleri, hayvan türleri ve akarsu rejimleri üzerinde belirleyicidir. Bu nedenle ekonomik faaliyetler de iklime bağlı bir dağılış gösterir. Örneğin; Yağış azlığı ve yaz kuraklığına bağlı olarak oluşan bozkırların yaygın olduğu bölgelerde küçükbaş, yaz mevsiminin serin ve yağışlı geçmesine bağlı olarak oluşan çayırların yaygın olduğu bölgelerde büyükbaş hayvancılık yaygındır. Çiçekli bitkilerin yaygın olduğu bölgelerde arıcılık, kışların ılık ve güneşli geçtiği bölgelerde seracılık, yazların sıcak ve kurak geçtiği kıyılarda ise kıyı turizmi gibi ekonomik etkinlikler gelişir.

Erozyon ve Heyelana Etkisi

Yıllık yağış miktarının az, doğal bitki örtüsünün cılız olduğu bölgelerde erozyon (İç Anadolu Bölgesi), yıllık yağış miktarının fazla olduğu engebeli bölgelerde ise heyelan olayları (Karadeniz Bölgesi) görülür.

Giyim Tipine Etkisi
Kutuplara yakın soğuk bölgelerde deri,kürk ve yünlü giysiler yaygın olarak kullanılırken, Arap Yarımadası gibi sıcak bölgelerde açık renk (beyaz) giysiler yaygındır. Orta kuşak ülkeleri gibi, dört mevsimin belirgin olarak yaşandığı yerlerde ise yıl içinde sık giysi değiştirilir.
Vehbi70 Çevrimdışı
Digg’e Bu Mesajı Ekledel.icio.us Mesajı EkleBookmark Post in TechnoratiFurl’e Bu Mesajı EkleSpurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Sponsored Links

Eski 17-11-2006, 10:33 AM #2 (Kalıcı Link)
Vehbi70
Co Administrator

Vehbi70′ın Avatarı

User ID: 4
Giriş Tarihi: 22-10-2006
Mesajlar: 8,630

Standart
Konut Tipine Etkisi

Yıllık yağış miktarının bol olduğu ormanlık bölgelerin kırsal kesimlerinde ahşap evler yaygınken (Karadeniz Bölgesi), yıllık yağış miktarının az olduğu kurak ve yarı kurak bölgelerin kırsal kesimlerinde ise kerpiç evler (İç Anadolu ile Güneydoğu Anadolu Bölgeleri) yaygındır.

Nüfus ve Yerleşmeye Etkisi

Ekvatoral bölge dışında bol yağış alan yerler genelde yoğun nüfuslu iken, az yağış alan kurak bölgeler seyrek nüfusludur. İklim koşulları elverişsiz olan çöl ve kutup bölgeleri de seyrek nüfusludur. Ilıman iklimin görüldüğü orta kuşak bölgeleri ile iklim koşullarının elverişli olduğu deniz kıyıları ile muson iklimi bölgelerinde genelde nüfus yoğundur.

Tarım Faaliyetlerine Etkisi

İklimin tarım faaliyetleri üzerinde ki etkisi oldukça belirgindir. Bir bölgedeki sıcaklık ve yağış koşulları, yağış düzeni ile buharlaşma tarım ürünlerinin verimlerini , tür çeşitliliklerini , olgunlaşma sürelerini ve dağılışlarını etkiler.İklim ayrıca; bir bölgedeki tarım devresinin uzunluğunu, uygulanan tarım yöntemini de etkiler. Örneğin; yaz devresinin erken başladığı bölgelerde tarım ürünleri erken olgunlaşır. Yetişme devresinin uzun olduğu bölgelerde ise aynı tarladan yılda birkaç kez ürün alınabilir. Yazların kurak geçtiği bölgelerde topraklar nadasa bırakılır. Çay, pirinç, mısır bol yağış, kahve, kakao, muz, hurma yüksek sıcaklık isteyen ürünlerdir. Yani her ürünün yetişme koşulları iklim açısından farklıdır. Bu nedenle, iklim çeşitliliği fazla olan bölgelerin tarımsal ürün çeşitliliği de fazladır. Örneğin; Marmara Bölgesi

Toprak Oluşumuna Etkisi
Sıcaklık ve yağış koşulları; hem fiziksel ve kimyasal çözülmeyi, hem de bitki örtüsü türünü belirleyerek, toprak oluşumunu etkiler. Bu nedenle her iklim tipinin toprak çeşidi farklıdır. Örneğin; Akdeniz ikliminin toprağı terra rossa, Ekvatoral iklimin toprağı laterit, sert karasal iklimin toprağı ise çernozyomdur. Ayrıca çok yağış alan bölgelerin topraklarında aşırı yıkanma gözlenirken ( Ekvatoral Bölge, Doğu Karadeniz ) az yağış alan bölgelerin topraklarında az yıkanmadan dolayı tuz ve kireç birikimi ( İç Anadolu ) gözlenir.

Ulaşım Üzerindeki Etkisi

Aşırı yağış, sis, fırtına, kar yağışı, donma gibi iklim olayları ulaşımı olumsuz etkilediği gibi ulaşım maliyetlerini de arttırır. Sisli havalarda hava, deniz ve kara ulaşımı aksar, aşırı yağış ve donma nedeniyle yollar bozulur, fırtına ve tipi ulaşımı aksatır. Çığ ve heyelan yol yapımını zorlaştırır, ulaşım maliyetlerini artırır. Kışların soğuk geçtiği bölgeler de yollar kapanabilir. Örneğin; Doğu Anadolu Bölgesi, Bolu Dağı

Yazan :admin

Kas 30

YER YUVARLAĞININ YAPISI Ve YER ŞEKİLLERİNİN OLUŞUMU

1) Yer Yuvarlağının yapısı :
- Yer yuvarlağının yapısı; güneş sisteminin ve evrenin oluşumu ile açıklanabilir. 15 milyar yıl önce evren çok yüksek sıcaklık ve yoğunluktaki bir yapıdan, patlama sonucunda oluşmuştur.
-
2) Yer Kabuğunun yapısı :
- Yer, zamanla soğumaya başlamıştır. Ve yerin iç kısmı ise hala sıcaktır. Yer soğumaya başladıkça yeryüzü yavaş yavaş şekillenmiştir.
- Yer yüzünden yerin içine doğru inildikçe her 33 metrede 1 C sıcaklık artmaktadır.
- Yer kabuğu dünyayı dıştan kuşatan bir tabakadır. Taş kürenin en üst katını oluşturur.
- Yer kabuğunun alt katmanı ise bazalt birleşimindeki taşlardan oluşmuştur. Bu yapıya sima denir.
YER KABUĞUNUN MALZEMELERİ (KAYAÇLAR) :
1) Püskürük Taşlar :
a) İç püskürük taşlar : Yer kabuğu altındaki mantonun yer kabuğunun çatlak ve kırık kısımlarından tıkanarak soğumasıyla oluşan taşlardır. (Granit)
b) Dış püskürük taşlar : Yer kabuğu altındaki mantonun yer kabuğunun çatlak ve kırık kısmından yeryüzüne çıkması ve soğuması ile oluşur. (Bazalt ve andezit)
2) Tortul taşlar : Diğer yüzüne dış güçler tarafından getirilen maddelerin tortulanmasıyla (Üst üste birikmesiyle) oluşur. İçerisinde yer yer fosiller bulunur.
a) Mekanik tortullar : Dış güçlerin etkisiyle getirilen çakıl, kum, kil gibi malzemelerin yeryüzünün çukur yerlerine birikmesiyle oluşur. (Kum taşı, kıl taşı)
b) Kimyasal tortullar : Suda erimiş halde bulunan minerallerin suyun geçtiği yere çökelmesi veya tortulanması ile oluşurlar. (Kireç taşı, alçı taşı)
c) Organik tortular : Hayvan, bitki gibi canlı kalıntılarının üst üste birikip katılaşması ile oluşan taşlardır. (Tebeşir)

3) Başkalaşmış taşlar :Tortul ve püskürük taşları yüksek sıcaklık ve basınç altında kalarak değişikliğe uğraması ile oluşur. (Mermer oluşumu)
YER YUVARLAĞININ İÇ YAPISI
- Yer yuvarlağının dış kısmını oluşturan katı tabakanın altında manto denilen bölüm yer alır. Manto, yer çekirdeğinin örtüsü durumundadır.
- Yer küre hacminin %80’nini manto oluşturur.
- Mantodan sonra yer yuvarlağının iç kısmını çekirdek oluşturur.
- Çekirdekte sıcaklık 4500 C bulur.
- Mantonun katı olan üst bölümü yer kabuğu ile birlikte taş küre olarak adlandırılır.
- Taş küre levha denilen büyük parçalar halindedir
JEOLOJİK DEVİRLER
- Dünyamız şimdiki biçimini alıncaya değin değişik evrelerden geçmiştir. Birbirinden farklı bu evrelerden her birine jeolojik zaman denir.
- Jeolojik zamanlar dört tanedir ve yaklaşık 570 milyon yıl sürmüştür. Bu dönemde oluşan tortul taşlar, o dönemde yaşayan canlıların fosillerini içerir.
İÇ ve DIŞ KUVVETLER
- Enerjisini yerin içinden alan kuvvetlere iç kuvvetler denir. (dağ oluşumu, kıta oluşumu ve volkanizma dır.)

- Enerjisini güneşten alan kuvvetlere ise dış kuvvetler denir. (akarsular, rüzgarlar, dalgalar)
- İç ve dış kuvvetler birbiriyle sürekli mücadele halindedir.
- İç kuvvetler yeryüzünün kabartılarını meydana getirirken; dış kuvvetler ise bunları aşındırarak ortadan kaldırmaya ve seviyesine yakın az engebeli düzlüklere (peneplen) dönüştürürler.
- Dış kuvvetlerin yer yüzünün yüksek kesimlerinin aşındırmasıyla elde ettiği malzemeler yer yüzünün çukur yerlerinde (okyanus, deniz) biriktirmesi ile jeoseklinaller oluşur. Bunların kalınlığı binlerce metreyi bulur.

Yer kabuğunun hareketleri :
- Yer kabuğu bir bütün değildir. Çatlaklardan ve kırık boşluklardan oluşur. Yer kabuğu bir birinden ayrı parçalardan oluşur. Bu her bir parçaya levha denir.
- Bu levhalar manto üzerinde yüzer haldedirler. Yaklaşık yılda 1-2 cm hareket ederler.
DAĞ OLUŞUMU ve TÜRKİYE’DE DAĞ OLUŞUMU
1) Dağ Oluşumu :
- Okyanus ve deniz diplerinde biriken kalın tortul tabakalar (jeosenklinal) kıtalarının levha birbirine yaklaşması sonucu yan basınçlara maruz kalırlar.
- Bu yan basınçlar sonucunda jeosenklinal eğer esnek yapıdaysa kıvrılarak yükselir ve yer yüzünün kıvrım dağlarını oluşturur. (Toros dağı)
- Jeosenklinal eğer sert yapıdaysa veya önceden yükselmiş kıvrım dağları tekrar yan basınçlara maruz kalırsa kırılma olur. Yükselen bölümlere horst, alçakta kalan kısımlara ise grabent denir. Yüksekte kalan horstlar dağı oluştururken, alçakta kalan kısımlar, daha sonra akarsuların gelişmesiyle ovaları oluşturur. (Ege bölgesi kıyı kesimleri. Burada yer alan boz dağlar kırılma sonucu oluşan horstlardır. Bu dağlar arasında bulun ve üzerinde aynı isimli akarsıların geçtiği bakırçay, b.menderes , ovalarında birer çöküntü (grabent) alanlarıdır.)

2) Kıta Oluşumu :
- Yer kabuğunun geniş tabanlı alçalma ve yükselme hareketleridir. Bu alçalma ve yükselme hareketleri çeşitli biçimlerde olabilir.
- Kıtaların yükselmesi sonucunda su seviyesi geri çekilir. Bu olaya denizlerin çekilmesi yani reogresyon denir. Tam tersi durumuna da transregsiyon denir.
3) Volkanizma :
- Yer kabuğu altındaki kızgın mağmanın yer kabuğunun çatlak ve kırık yerlerinden yeryüzüne çıkmasına denir.
- Bu sırada yeryüzüne katı gaz ve akıcı maddeler çıkarır. (karbondioksit, taş, kaya)
- Lavların üst üste birikmesiyle zamanlar volkanik dağlar meydana gelir. (K.Ağrı, Tendirek, Nemrut vb.)
- Volkan küllerinin yıllık birikmesiyle tüf tabakaları oluşur.
4) Deprem :
- Yerkabuğunu oluşturan katmanların yerlerinden oynamalarıyla hissedilen sarsıntılardır.
- Oluşumlarına göre yerel depremler ve tektonik depremler olarak ikiye ayrılır.
- Yerel depremler kısa sürede ve dar alanda etkili olan yıkıcı etkileri az olan sarsıntılardır.
- Tektonik depremler daha şiddetli etkili alanı daha fazla dolayısıyla tahrip gücü daha fazla olandır.

Yazan :admin

Kas 30

DÜNYANIN ŞEKLİ ve SONUÇLARI
YER’İN ŞEKLİ
Yer’in şeklinin oluşmasında yerçekimi ve merkezkaç kuvvetinin yanında, yer yapısını oluşturan çeşitli özelliklere sahip maddelerin de etkisi vardır. Yer’in deniz yüzeyinden yüksekte olan kısımlarının atılması ve denizden alçak olan çukurların dikkate alınmaması ile meydana gelen bu şekle Geoid (yerimsi) denir.

Geoid şeklinin temel özelliği; Ekvator’da şişkin kutuplardan basık, ancak genel anlamda yuvarlak olmasıdır.
Dünya’nın Ekvator çevresinde şişkin, kutuplarda basık olması, Dünya’nın ekseni çevresinde dönmesinden kaynaklanan koriolis kuvvetinin sonucudur.
Yer’in Geoid Şeklinin Doğurduğu Sonuçlar:
Yer’in Ekvator çevresinden şişkin kutuplardan basık olmasının doğurduğu en belirgin sonuçlar; kutup yarıçapının Ekvator yarıçapından kısa olması, Ekvator’un çevre uzunluğunun herhangi bir tam meridyenden daha uzun olması ve yerçekiminin kutuplarda Ekvator’dan daha fazla olmasıdır. Bunun dışındaki sonuçlar genel anlamda yerin yuvarlak bir şekle sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Bu sonuçları şöyle sıralayabiliriz:

1.
1. Dünya’nın dönüş hızı (çizgisel hız) kutuplara doğru azalır. Ekvatorda bulunan bir nokta saatte 1670 km hız yaparken, kutup noktalarında bu hız sıfırdır.
2. Paraleller Yer’in geoid şeklinden dolayı çemberdirler.
3. Bir noktadan başlayarak hep aynı yönde ilerleyen bir hareketli, tekrar başladığı noktaya gelir.
4. Paralel dairelerin çevre uzunlukları Ekvator’dan kutuplara doğru kısalır.
5. Meridyenler arasındaki uzaklık Ekvator’dan kutuplara doğru azalır ve bütün meridyenler kutuplarda birleşir.
6. Harita yapımı esnasında Dünya üzerindeki kara ve denizlerin boyutlarında bozulmalar olur.
7. Atmosfer’in kalınlığı Ekvator’dan kutuplara doğru azalır.
8. Yerden yükseldikçe görülen alan genişler.
9. Dünya’nın her zaman yarısı aydınlık yarısı karanlık olur.
10. Güneş ışınlarının düşme açısı Ekvator’dan kutuplara doğru daralır. Bun nedenle:
1. Sıcaklıklar Ekvator’dan kutuplara doğru azalır.
2. Sıcaklık ve iklim kuşakları oluşmuştur.
3. Doğal bitki örtüsü, tarım ürünleri ve hayvan türleri kuşaklara ayrılmaktadır.
4. Buzul alt sınırı ile orman, tarım, yerleşme ve doğal bitki örtüsü üst sınırı kutuplara doğru gidildikçe deniz seviyesine yaklaşmıştır.

Herhangi bir olayın Ekvator’la kutuplar arasında değişkenlik göstermesinin temel nedeni Yer’in şeklinin Geoid olmasıdır. Buna enlem etkisi denir.

Yazan :admin

Kas 30

KARADENİZ BÖLGESİ

KONUMU, SINIRLARI VE KOMŞULARI:
Yurdumuzun kuzeyinde, Sakarya’nın doğusundan Gürcistan’a kadar Karadeniz’e paralel olarak bir şerit gibi uzanır.
Gürcistan, D. Anadolu, İç Anadolu ve Marmara Bölgeleriyle ve adını aldığı deniz ile komşudur.

ALANI VE NÜFUSU:
Gerçek alanı olan 143.537 Km2 ile Türkiye topraklarının %18’ini kaplar. Alan bakımından 3. Büyüklükteki bölgemizdir. Bölge Doğu-Batı doğrultusunda 1400 Km, Kuzey-Güney doğrultusunda 100-200 Km ile bir şeride benzer.
Nüfusu 2000 sayımına göre 8.4 milyondur. Nüfus yoğunluğu Km2’ye 59 kişidir. Bu Türkiye ortalamasının altındadır. (Türkiye ortalaması Km2’ye 83 kişi)

BÖLÜMLERİ:
1.Batı Karadeniz
2.Orta Karadeniz
3.Doğu Karadeniz

YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ:
Kıyıları:
Dağlar kıyıya paralel olarak uzandığı için kıyılar az girintili-çıkıntılıdır. Bu kıyı tipine Boyuna Kıyı Tipi denir.
Tek doğal limanı Sinop’tur. Arkasındaki dağların ulaşımı zorlaştırması nedeniyle fazla gelişmemiştir. Buna rağmen Trabzon, Samsun gibi limanlar yapay olmasına rağmen ulaşımları sayesinde gelişmişlerdir.
Bu kıyı tipinde bir kıyı aşındırma şekli olan Falez (Yalıyar) çok görülür.
Dağları:
Batı K.: Küre (İsfendiyar) Dağları, Bolu Dağları, Ilgaz Dağları, Köroğlu Dağları
Orta K.: Canik Dağları
Doğu K..Karadeniz (Rize) Dağları ( Zirvesi: Kaçkar D.3932), Giresun Dağları,
Çimen, Kop, Mescit, Akdağ ve Yalnızçam Dağları
D. Karadeniz’de Zigana ve Kop geçitleri vardır.
Akarsuları:
Bartın Çayı (Ulaşım yapılabilir.), Yenice (Filyos) Çayı
Kızılırmak (Türk.’nin en uzun ırmağı), Yeşilırmak ve Çoruh (Gürcistan’dan dökülür.)
Ovaları:
Kastamonu, Bolu ve Düzce Ovaları. Bafra ve Çarşamba Delta Ovaları
Gölleri:
Sera ve Tortum gölleri (Heyelan Gölleri), Abant ve Yedigöller. Baraj Gölleri: Almus, Suat Uğurlu, Hasan Uğurlu (Yeşilırmak), Hirfanlı ve Altınkaya (Kızılırmak), Sarıyar (Sakarya)

İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ:
Bölgenin kıyı kesiminde Karadeniz İklimi görülür. İklim bu alanlarda her mevsim yağışlı ve ılımandır. En fazla yağışı sonbaharda, en azını yazın alır. Bitki örtüsü Ormandır. Bölge orman bakımından ilk sırada gelir. Yağışlı ve ılık olduğu için yangın çok azdır. En fazla yağış alan bölgemizdir. Rize’de en fazla alan şehirdir.
İç kesimlerde iklim karasallaşır. Dağların bu güney yamaçlarında yazları sıcak ve kurak kışları soğuk ve kar yağışlı bir iklim görülür. En fazla yağışı ilkbaharda, en azını yazın alır. Bitki örtüsü ise buralarda Bozkırdır.
Yağışın bol olması sayesinde orman ve akarsuların debileri (su miktarları) fazladır. Yağışın yeterli olması sayesinde nadasa bırakmanın en az olduğu bölgemizdir. Bölge kuzeye yakın olduğu için güneşten yararlanma süresi azdır, gölge boyu uzundur, gece-gündüz süresi arasında fark en fazladır. Kimyasal çözülmenin de en fazla olduğu bölgemizdir.

TARIM VE HAYVANCILIK:
Fındık: Ordu ve Giresun çevresinde. Türkiye’de ve Dünyada 1.Sıradadır.
Çay: Rize kıyılarında. Bol yağış ve yıkanmış toprak ister. Türkiye’de 1.Sıradadır.
Tütün: Orta Karadeniz ve Bolu-Düzce ovası. Yağışı sevmez. Türkiye’de 2.Sıradadır.
Mısır: Bölgenin yağışlı kıyılarında. Bölgede tüketilir. Türkiye’de 1.Sıradadır.
Şekerpancarı: Orta Karadeniz’de, Soya Fasulyesi ve Keten-Kenevir: Kastamonu, Sinop, Zonguldak ve Ordu’da. Tahıl: Karasal iklimin görüldüğü iç kesimlerde. Sebze ve Meyve: Sulamanın yapılabildiği kıyı ve iç ovalarda. Zeytin ve Turunçgiller: D. Karadeniz’de az bir alanda yetiştirilir.
Kıyı kesiminde yağışlı ve gür otlaklara sahip alanlarda büyükbaş hayvan, iç kesimdeki düzlüklerde ise küçükbaş hayvan yetiştirilir. Arıcılık ve balıkçılıkta diğer hayvancılık faaliyetleridir.

YER ALTI ZENGİNLİKLERİ:
Taşkömürü: Zonguldak , Bartın ve Kastamonu’da. Türkiye’de tek.
Bakır: Murgul (Artvin), Küre (Kastamonu), Çayeli (Rize). Türkiye’de 1.Sıradadır.
Linyit: Bolu, Çankırı, Amasya, Samsun, Ankara’da. Demir: Ordu’da.
Manganez: Trabzon, Artvin, Amasya ve Kastamonu’da çıkarılır.

ENDÜSTRİ:
Demir-Çelik Sanayisi: Karabük ve Ereğli’de. Bakır Tesisleri: Samsun’da.
Şeker Sanayisi: Turhal, Amasya, Suluova, Çorum, Kastamonu ve Çorum’da.
Tütün Sanayisi: Samsun ve Tokat’ta. Kağıt Sanayisi: Batı Karadeniz’de.
Çay Sanayisi: Rize ve çevresi. Fındık Sanayisi: Ordu ve çevresi.
Gıda ve Dokuma Sanayisi: Büyük kentlerin yakınlarında Kurulmuştur.

NÜFUS VE YERLEŞME:
2000 Sayımına göre bölgenin nüfusu 8.4 Milyondur. .Nüfus yoğunluğu Km2’ye 59 kişidir. Nüfus yoğunluğu bakımından Doğu Anadolu’dan sonra en az 2. yoğunluktaki bölgedir. Bu Türkiye ortalamasının altındadır. Çünkü bölgenin geçim kaynakları kısıtlı olduğu için çok göç verir. Nüfus kıyı bölümüne, iç ovalara ve Batı Karadeniz’deki maden ve sanayi alanlarına toplanmıştır.
Nüfus Artış Hızı %o 4’tür (Türkiye %o18.34) Yeryüzü şekilleri nedeniyle Dağınık Kır Yerleşmesi çok görülür. Ev yapımında ağaç sık kullanılır. Nüfusun %51’i kırsal kesimde yaşar (Türkiye’de % 35) , Halkı genellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşır.

TURİZM:
Bolu’da Abant Gölü ve Yedigöller. Kastamonu’da Safranbolu Evleri. Bolu-Kartalkaya ve Ilgaz Dağlarında Kayak Turizmi. Samsun ve Tokat’ta Kaplıcalar. Trabzon-Maçka’da Sümela Manastırı.
Plajlar ve Karadeniz Yaylalar.

TARİHİ ÖNEMİ:
Samsun M. Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Anadolu’ya ayak bastığı yerdir. Havza, Tokat ve Amasya Milli Mücadeledeki diğer önemli kentlerdir.
Kastamonu’da M. Kemal’in şapka takarak. Kılık Kıyafet İnkılabını başlattığı şehirdir.

BÖLGE HAKKINDA NOTLAR:
Ø Alan bakımından %18 ile 3. Büyük bölgemizdir.
Ø Kırsal nüfusun en fazla olduğu bölgemizdir.
Ø Ormanlarımızın %27’sine sahip olarak 1.Sıradadır.
Ø En fazla yağış alan bölgedir.
Ø Nadasa bırakmanın en az olduğu bölgedir.
Ø Temel geçim kaynağı tarımdır.
Ø En çok göç veren bölgedir.
Ø Güneşten yararlanma oranı en az bölgedir.
Ø Gölge uzunluğu en fazla bölgedir.
Ø Gece-Gündüz süresi arasındaki farkın en fazla olduğu bölgedir.
Ø Kimyasal çözülmenin en fazla olduğu bölgedir.
Ø En fazla heyelan olan bölgedir.
Ø En fazla falez (yalıyar) olan bölgedir.
Ø Çay, Fındık, Mısır, Keten-Kenevir, Soya Fasulyesi üretiminde 1. Sıradadır.
Ø Taşkömürünün tamamı ve Bakırın yarısı bu bölgeden sağlanır.
Ø Kereste en çok Sinop, Kastamonu ve Bolu’da üretilir.
Ø Boyuna kıyı tipi görülür.
Ø Sıcaklık ortalaması 14-15 derece, yağış ortalama 1000 mm’dir.
Ø Çatalağzı Termik Santrali bu bölgededir.
Ø Kızılırmak Türkiye’nin en uzun ırmağıdır.
Ø Batın Çayının kısa bir bölümünde akarsu ulaşımı yapılabilmektedir.
Ø Yeryüzü şekilleri nedeniyle İnsan ve hayvan gücüyle tarım yaygındır.

Yazan :admin

Kas 30

Türkiye’de görülen toprak tipleri;

v Podzollar:İğne yapraklı orman örtüsü altında oluşan topraklardır.Toprağın aşırı yıkanması nedeniyle organik maddelerin çoğu taşınmıştır. Açık renkli topraklardır.Çay tarımına uygun topraklardır.
v Kahverengi orman toprakları: Orman örtüsü altında oluşan topraklardır.Humus yönünden zengindirler.
v Kırmızı Topraklar:Kızılçam ve maki örtüsü altında oluşan topraklardır. Demir oksitler bakımından zengin olduğu için renkleri kırmızımsıdır. Kalkerler üzerinde oluşanlara “terra rossa” adı verilir.Bu topraklar turunçgil tarımına en uygun topraklardır.
v Kestane ve Kahverenkli Step Toprakları: Yarı kurak iklim koşulları ve step bitki örtüsü altında oluşan topraklardır. Yüksek sıcaklık nedeniyle kızılımsı renktedirler.Zayıf bitki örtüsü nedeniyle organik maddeler ince bir örtü oluşturur.Tahıl tarımına uygun topraklardır.
v Vertisoller: Genellikle kireç bakımından zengin,killi,marnlı tortullar üzerinde oluşan toprak horizonlarının henüz gelişimini tamamlamadığı topraklardır.Aşırı miktarda kil içeren vertisoller yağışlı dönemde çok su çeker, kurak dönemde aşırı su kaybedip çatlar.
v Litosoller: Dağlık alanlarda,eğimli yamaçlarda veya volkanik (genç bazalt platolarının bulunduğu) düzlüklerde görülen ana kayanın ufalanmış örtüsüdür.Genelde derinliği 10 cm kadardır,ve toprak horizonları gelişmemiştir.
v Alüvyal Topraklar: Akarsuların denize ulaştığı yerlerde görülür.Çeşitli yerlerden taşınan,farklı özellikteki taşların ufalanmasıyla oluşan bu topraklar mineral yönünden zengin ve çok verimlidir.

!DİPNOT:
Yerkabuğu üstünde ince bir örtü halinde bulunan toprak çeşitli katmanlardan oluşur.Bu katmanlara horizon adı verilir.Toprağın 4 temel horizonu vardır.
1) A Horizonu: En üstte, iyice ayrışmış ve organik maddelerce zengin tabakadır. Ekim-dikim işleri burada yapılır (40cm).
2) B -Horizonu: Üstte yıkanan tuz ve kil gibi maddelerin biriktiği kattır.
3) C Horizonu: Temeldeki ana kayanın iri parçalarından oluşan katmandır.
4) D Horizonu: Henüz çözülmeye uğramamış ana kayadır.

EROZYON: Erozyon, dış kuvvetlerin etkisiyle toprak örtüsünün aşındırılarak başka alanlara taşınmasıdır.

Erozyonda Etkili Faktörler:

1) Arazinin çok engebeli olması,
2) Arazinin yanlış kullanımı: Eğimli arazilerde, arazinin eğime paralel sürülmesi.
3) Bitki örtüsünün tahrip edilmesi: Orman yangınları, tarla açmak amacıyla ağaçların kesilmesi, otlaklarda aşırı otlatılma yapılması, anız örtüsünün yakılması gibi.
4) Toprağın aşırı işlenmesi.
5)Yağışların sağanak yağış şeklinde olması.
6)Yağış rejiminin düzensiz olması
7)Akarsu taşkınları

Erozyonun Sonuçları:

1)Toprağın verimi düşer, çölleşme olur
2)Barajlar dolar.
3)Tarım alanları daralır.
4)Bozulan doğal dengeye bağlı olarak bir çok bitki ve hayvan türü yok olmaktadır.

TOPRAK EROZYONUNU ÖNLEME YOLLARI:

a-)Mevcut ormanlar korunmalıdır.Bunun için;
ü Orman yangınları önlenmeli
ü Usûlsüz ağaç kesimi engellenmeli
ü Ormana zarar veren hayvanlar (kıl keçileri) ormana sokulmamalı,
ü Ormanlar aleyhine tarlalar genişletilmemelidir.
b-)Çıplak bölgeler ağaçlandırılmalıdır
c-)Fazla eğimli alanlarda tarım faaliyetlerine izin verilmemelidir.
d-)Çok eğimli yamaçlar teraslanarak suların akış hızı yavaşlatılmalıdır.
e-)Az eğimli tarlalarda tarlalar eş yükselti eğrilerine paralel (eğime dik) olarak sürülmelidir.
f-)Mevcut meralar korunmalı, aşırı ve erken otlatma yapılmamalıdır.
g-)Toprakların, ormanların ve meraların korunabilmesi için halk eğitilerek çevre bilinci oluşturulmalıdır.

Türkiye’de Toprak Erozyonu

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de toprak kaybı sürecinin en önemli etkeni erozyondur. Arazi eğimi, iklim, bitki örtüsü ve toprak özelliklerinin etkileşimi sonucu oluşan doğal erozyonun yanı sıra, insanın doğaya müdahalesi temeline dayanan bir dizi yapay etken, erozyonu bir afet niteliğine dönüştürmektedir.
Türkiye kara yüzeyinin %90′ında çeşitli şiddetlerde erozyon cereyan etmektedir. Arazinin %63′ü çok şiddetli ve şiddetli, %20′si ise orta şiddetli, % 7′si ise hafif şiddetli erozyonla karşı karşıyadır. Ülke genelinde yaklaşık 67 milyon hektarlık bir arazide toprak giderek yok olmaktadır. Erozyon büyük ölçüde tarım alanlarında yaşanmaktadır.
İşlenen tarım alanların %75′inde (yaklaşık 20 milyon Ha) yoğun erozyon görülmektedir. Diğer bir anlatımla Türkiye tarım alanlarının ancak 5.0 milyon hektarlık bölümünde erozyon yoktur. Su ve rüzgar erozyonu tüm ülke topraklarının %86.5′inde cereyan etmekte, rüzgar erozyonu 506 bin hektarlık bir yayılımla daha çok kural iklime sahip olan Konya ve dolaylarında görülmektedir.
Türkiye’de akarsularla birlikte alandan taşınan toprak, ABD’nin 7, Avrupa’nın 17 ve Afrika’nın 22 katı daha fazla düzeydedir. Fırat Nehri, yılda 108 milyon ton, Yeşilırmak 55 milyon ton toprak taşımaktadır. Her yıl Keban barajı’na 32 milyon, Karakaya Barajı’na 31 milyon ton toprak birikmektedir. Erozyonla yılda 90 milyon ton bitki besin maddesi toprak birlikte yitirilmektedir. Her yıl tarım alanlarından 500 milyon ton, tüm ülke yüzeyinden 1,4 milyar ton verimli üst toprak, erozyonla kaybedilmektedir. Kaybedilen bu topraklar, 25 cm kalınlığında, yaklaşık 400 bin hektar genişliğinde bir araziye eşdeğerdir.
Amaç dışı arazi kullanımı, hatalı tarım teknikleri, kent, sanayi, ulaşım ve benzeri yatırımların yanlış konumlanması süreci ise erozyonun hızını arttırdı. Afet nitelikli erozyon yetmezmiş gibi, tarım arazileri, özellikle de verimli tarım arazileri, tarım dışı kullanımlarla açık bir saldırı ve talanla karşı karşıya. 1978-1996 yıllarında amaç dışı tarım toprağı %33 artmış ve betonlaşarak elden çıkan verimli tarım toprağı 600 bin hektara, yani verimli alanların yaklaşık onda birine yaklaşmıştır.

Yazan :admin

Kas 30

HEYELAN (TOPRAK KAYMASI)

Heyelan, toprağın üst kısmı ile birlikte alttaki ana kayanın bulunduğu yerden kayarak

yer değiştirmesidir.

Heyelanda Etkili Faktörler

1)Eğimin fazla olması.

2)Yağışların fazla olması

3)Toprak özellikleri (killi olması)

4)Tabakaların uzanış doğrultusu: Tabakalar eğime paralel ise heyelan daha fazla görülür.

5)Beşeri faktörler: Yol yapım çalışmaları ile yamaç denge profilinin bozulması.

6)Depremler

Türkiye’de heyelan olayı en fazla Karadeniz Bölgesinde Doğu Karadeniz Bölümünde

görülür. Sebepleri: Yağışın ve eğimin fazla olmasıdır. Ayrıca toprağın killi olmasıdır.

En fazla görüldüğü dönem ilkbahardır. Sebebi kar erimeleri ile toprağın suya doygun hale gelmesidir.

EROZYON

Erozyon, dış kuvvetlerin etkisiyle toprak örtüsünün aşındırılarak başka alanlara

taşınmasıdır. Akarsu ve rüzgar erozyonunun birlikte etkili olduğu yerlerin ortak özelliği

bitki örtüsü bakımından fakir olmalarıdır.

Erozyonda Etkili Faktörler

1) Arazinin çok engebeli olması,

2) Eğimli arazilerde arazinin eğime dik sürülmesi.

3) Bitki örtüsünün tahrip edilmesi: Orman yangınları, tarla açmak amacıyla ağaçların

kesilmesi, otlaklarda aşırı otlatılma yapılması, anız örtüsünün yakılması gibi.

4) Toprağın aşırı işlenmesi.

5)Yağışların sağanak yağış şeklinde olması.

6)Yağış rejiminin düzensiz olması

7)Akarsu taşkınları

Erozyonun Sonuçları

1)Toprağın verimi düşer, çölleşme olur.

2)Barajlar dolar.

3)Tarım alanları daralır.

4)Bozulan doğal dengeye bağlı olarak bir çok bitki ve hayvan türü yok olmaktadır.

Erozyonu önlemek için;

1)Mevcut bitki örtüsü korunarak ağaçlandırma yapılmalıdır.

2)Eğimli tarım alanlarında tarla eğime paralel sürülmeli ve taraça (seki) yapılmalıdır.

3)Nöbetleşe tarım yöntemi uygulanmalı (bu yöntemde asıl amaç erozyonu önlemek

değildir. Verimi artırmaktır.)

4)Otlaklarda erken ve aşırı otlatma yapılmamalıdır.

5)Baraj gölü yamaçları ağaçlandırılmalıdır

Yazan :admin

Kas 30

Sıcaklık terselmesi nedir, nasıl olur?
Normalde yeryüzünden yükseklere çıkıldıkça, sıcaklık her 200 metrede 1°C azalır. Ancak bazı durumlarda yerden yükseldikçe sıcaklık azalmaz, tersine artar. İşte bu olaya sıcaklık terselmesi ( inversiyon ) denir. Sıcaklık terselmesi daha çok soğuk kış mevsiminde görülür. Yeryüzünün karla örtülü olduğu, durgun ve bulutsuz kış gecelerinde yerden yansıma çok olduğundan yeryüzü çok soğur. Oysa yerden yüksek olan katmanlarda, soğuma bu kadar hızlı gerçekleşmediğinden, bu katmanlar yeryüzüne oranla sıcak kalır. Bu nedenle yukarı çıkıldıkça hava soğuyacağı yerde, belirli bir yükseltiye kadar ısınır. “İGLO” Adı Verilen Eskimo Evleri Neden Kar ve Buzdan Yapılır?
Eskimoların yaşadığı yerler kutuplara yakın bölgelerdir. Bu bölgelerde sıcaklık yıl boyunca çok düşük olduğundan, her taraf kar ve buzla kaplıdır. Dolayısıyla; ev yapımında malzeme olarak ağaç ve taş kullanma imkanı yoktur. Bu nedenle; ev yapımı için en uygun malzeme, çevrede yaygın olarak bulunan kar ve buz örtüsüdür. 180 Meridyeni Aşılınca Neden Tarih Değişir?
180’i doğuda 180’i batıda olmak üzere 360 meridyen vardır. İki meridyen arası zaman farkı 4 dakika olduğuna göre, 360 meridyen arası 360×4 =1440 dakika, yani 24 saattir. Bu nedenle 180° meridyeninin iki yanı arasında 24 saatlik yani bir günlük zaman farkı vardır. Bu durum ise tarih değişikliğine neden olur. Bu nedenle; batıdan doğuya gidilerek 180° meridyeni geçilirse tarih bir gün geri; doğudan batıya doğru gidilerek,180° meridyeni geçilirse, tarih bir gün ileri alınır.Akarsular Araziyi Neden Deniz Seviyesine Kadar Aşındırır?
Akarsuların hedefi denize ulaşabilmektir. Arazi deniz seviyesine kadar aşındırılmadığı sürece eğim olacağından, akarsu belirli bir hızla akar ve araziyi aşındırır. Oysa yatağını deniz seviyesine (sıfır metre) kadar aşındıran bir akarsu denge profiline ulaşmış olur ve derine aşındırması sona erer.Ay’da Neden Atmosfer Yoktur?
Ay’ın kütlesi dünya kütlesinin 1/6 ‘sı kadardır. Bu yüzden Ay’da çekim daha azdır ve çevresini saran gaz tabakası uzay boşluğuna kaçmıştır, dolayısıyla atmosferi yoktur.Ay’da Neden Volkanizma ve Deprem Olayları Görülmez?
Dünya ve Ay; aynı kızgın kütleden kopmalarına rağmen, Ay’ın tamamı soğuyup; katılaştığı halde, dünyanın içi sıcaktır. Çünkü Ay’ın kütlesi dünyanınkine oranla küçüktür ve tamamen soğuyup katılaşmıştır. Bu nedenle Ay’da volkanizma ve deprem gibi olaylar görülmez.Başlangıç meridyeni nasıl seçilmiştir?
Başlangıç meridyeni seçilmeden önce her ülkenin harita yapımcıları başlangıç boylamı olarak kendi ulusal gözlemevinden geçen meridyeni esas alıyorlardı ABD’liler Washington, Fransızlar Paris, İngilizler Greenwich gibi… Ancak coğrafi keşifler ve harita yapımcılığı konularında İngilizler önde olduklarından birçok ülkenin gemicileri İngiliz haritaları kullanıyordu. Bu nedenle 1884 yılında Greenwich diğer ülkelerce de başlangıç meridyeni kabul edilmiştir. Greenwich’in başlangıç meridyeni seçilmesinin diğer bir nedeni de 0° meridyeni ile tam bir çember oluşturan 180° meridyeninin dünyada tarih değişikliğine yol açmasıdır. Greenwich başlangıç kabul edildiğinde 180° meridyeni Büyük Okyanusun tam ortasından geçtiğinden birkaç küçük ada ülkesi dışında tarih değişikliğine yol açmaz. Bazı ağaçların yaprakları niçin kışın dökülmez?
Çam, köknar, servi, ladin ve ardıç gibi bazı bitkiler kış mevsiminde yaprak dökmezler; yalnızca yaprak değiştirirler Çünkü bu ağaçlarda iğne yaprak yüzeyinin küçük olması terleme yoluyla olan su kaybını azaltır. Ayrıca ağaçlar yıl boyunca yeşil kaldıklarından sürekli besin üretirler. Soğuk kış günlerinde bile besisuyu bunların yapraklarına kadar dağılabilir. Bu nedenle bu tür ağaçlar yaprak dökme ihtiyacı hissetmezler.
Bir haftada niçin 7 gün vardır?
Dünya’nın yörüngesi Ay, Dünya çevresindeki hareketini yaklaşık 28 günde tamamlar. Bu süre içinde yeniay, birinci dördün, dolunay, ikinci dördün olarak dört farklı görünüş ortaya çıkar. Dolayısıyla 28 gün 4’e bölündüğünde haftanın 7 günü bulunmuş olur. Bir haftanın 7 güne bölünmesi Keldanilerden kalma bir yöntemdir.
Bir yılda niçin 12 ay vardır?
Dünya Güneş çevresindeki turunu bir yılda; yani 365 günde tamamlar. Dünya çevresindeki bir turunu yaklaşık 28 günde tamamlayan Ay, bir yıllık sürede dünya çevresinde yaklaşık 12 kez dönmüş olur. Dolayısıyla bir aylık süre Ay’ın dünya çevresindeki bir turu, 12 ay ise bir yıllık turunun süresidir.
Bulutlar neden gökyüzünde hareket eder?
Bulutlar havada asılı su zerreciklerinden oluşurlar. Yeryüzünde hava durgun olsa bile, bulutların bulunduğu yüksek tabakalarda esen rüzgârlar bulutların yerini değiştirir. Bu nedenle yükseklerdeki bulutlar hareket etmiş olur.
Bulutsuz Kış Gecelerinde Neden Ayaz (Soğuk) Olur?
Atmosferdeki gazların varlığı ve yoğunluk,güneşten yeryüzüne gelen ve yeryüzünden yansıyan ışınların tutulmasında önemli bir etkendir. Bulutsuz kış gecelerinde havadaki su buharı az olduğundan yeryüzünde ısı birikimi azalır, yerden yansıyan ışınlar tutulamaz. Bu nedenle hava çok çabuk soğur ve ayaz olur.
Buz Matken, Kar Neden Beyazdır?
Cisimlerin renkli algılanmaları cismin göze yansıttığı ışığın rengiyle ilgilidir. Güneş ışınları kar kristalleri tarafından eşit oranda yutulduğundan yani; hiç biri diğerinden fazla yansıtılmadığından beyaz görünür. Kar da kristal yapıda olduğundan, ışığın tüm renklerini yansıtır ve bu nedenle beyaz görünür.
Buzlanmaya karşı yollara neden tuz dökülür?
Tuz buzun içine girdiğinde asetik özelliği nedeniyle onu çözer. Saf su 0°C’de donarken, çözülen tuzlu su donma noktasını düşürdüğünden sıfırın altındaki sıcaklıklarda dahi donmadan kalmasını sağlayabilir. Bu nedenle tuzlu su daha düşük bir sıcaklıkta donar. Böylece yolların buz tutması ve kayganlaşması önlenmiş olur.

Yazan :admin

-