İç ve Dış Kuvvetler

YER YUVARLAĞININ YAPISI Ve YER ŞEKİLLERİNİN OLUŞUMU

1) Yer Yuvarlağının yapısı :
- Yer yuvarlağının yapısı; güneş sisteminin ve evrenin oluşumu ile açıklanabilir. 15 milyar yıl önce evren çok yüksek sıcaklık ve yoğunluktaki bir yapıdan, patlama sonucunda oluşmuştur.
-
2) Yer Kabuğunun yapısı :
- Yer, zamanla soğumaya başlamıştır. Ve yerin iç kısmı ise hala sıcaktır. Yer soğumaya başladıkça yeryüzü yavaş yavaş şekillenmiştir.
- Yer yüzünden yerin içine doğru inildikçe her 33 metrede 1 C sıcaklık artmaktadır.
- Yer kabuğu dünyayı dıştan kuşatan bir tabakadır. Taş kürenin en üst katını oluşturur.
- Yer kabuğunun alt katmanı ise bazalt birleşimindeki taşlardan oluşmuştur. Bu yapıya sima denir.
YER KABUĞUNUN MALZEMELERİ (KAYAÇLAR) :
1) Püskürük Taşlar :
a) İç püskürük taşlar : Yer kabuğu altındaki mantonun yer kabuğunun çatlak ve kırık kısımlarından tıkanarak soğumasıyla oluşan taşlardır. (Granit)
b) Dış püskürük taşlar : Yer kabuğu altındaki mantonun yer kabuğunun çatlak ve kırık kısmından yeryüzüne çıkması ve soğuması ile oluşur. (Bazalt ve andezit)
2) Tortul taşlar : Diğer yüzüne dış güçler tarafından getirilen maddelerin tortulanmasıyla (Üst üste birikmesiyle) oluşur. İçerisinde yer yer fosiller bulunur.
a) Mekanik tortullar : Dış güçlerin etkisiyle getirilen çakıl, kum, kil gibi malzemelerin yeryüzünün çukur yerlerine birikmesiyle oluşur. (Kum taşı, kıl taşı)
b) Kimyasal tortullar : Suda erimiş halde bulunan minerallerin suyun geçtiği yere çökelmesi veya tortulanması ile oluşurlar. (Kireç taşı, alçı taşı)
c) Organik tortular : Hayvan, bitki gibi canlı kalıntılarının üst üste birikip katılaşması ile oluşan taşlardır. (Tebeşir)

3) Başkalaşmış taşlar :Tortul ve püskürük taşları yüksek sıcaklık ve basınç altında kalarak değişikliğe uğraması ile oluşur. (Mermer oluşumu)
YER YUVARLAĞININ İÇ YAPISI
- Yer yuvarlağının dış kısmını oluşturan katı tabakanın altında manto denilen bölüm yer alır. Manto, yer çekirdeğinin örtüsü durumundadır.
- Yer küre hacminin %80’nini manto oluşturur.
- Mantodan sonra yer yuvarlağının iç kısmını çekirdek oluşturur.
- Çekirdekte sıcaklık 4500 C bulur.
- Mantonun katı olan üst bölümü yer kabuğu ile birlikte taş küre olarak adlandırılır.
- Taş küre levha denilen büyük parçalar halindedir
JEOLOJİK DEVİRLER
- Dünyamız şimdiki biçimini alıncaya değin değişik evrelerden geçmiştir. Birbirinden farklı bu evrelerden her birine jeolojik zaman denir.
- Jeolojik zamanlar dört tanedir ve yaklaşık 570 milyon yıl sürmüştür. Bu dönemde oluşan tortul taşlar, o dönemde yaşayan canlıların fosillerini içerir.
İÇ ve DIŞ KUVVETLER
- Enerjisini yerin içinden alan kuvvetlere iç kuvvetler denir. (dağ oluşumu, kıta oluşumu ve volkanizma dır.)

- Enerjisini güneşten alan kuvvetlere ise dış kuvvetler denir. (akarsular, rüzgarlar, dalgalar)
- İç ve dış kuvvetler birbiriyle sürekli mücadele halindedir.
- İç kuvvetler yeryüzünün kabartılarını meydana getirirken; dış kuvvetler ise bunları aşındırarak ortadan kaldırmaya ve seviyesine yakın az engebeli düzlüklere (peneplen) dönüştürürler.
- Dış kuvvetlerin yer yüzünün yüksek kesimlerinin aşındırmasıyla elde ettiği malzemeler yer yüzünün çukur yerlerinde (okyanus, deniz) biriktirmesi ile jeoseklinaller oluşur. Bunların kalınlığı binlerce metreyi bulur.

Yer kabuğunun hareketleri :
- Yer kabuğu bir bütün değildir. Çatlaklardan ve kırık boşluklardan oluşur. Yer kabuğu bir birinden ayrı parçalardan oluşur. Bu her bir parçaya levha denir.
- Bu levhalar manto üzerinde yüzer haldedirler. Yaklaşık yılda 1-2 cm hareket ederler.
DAĞ OLUŞUMU ve TÜRKİYE’DE DAĞ OLUŞUMU
1) Dağ Oluşumu :
- Okyanus ve deniz diplerinde biriken kalın tortul tabakalar (jeosenklinal) kıtalarının levha birbirine yaklaşması sonucu yan basınçlara maruz kalırlar.
- Bu yan basınçlar sonucunda jeosenklinal eğer esnek yapıdaysa kıvrılarak yükselir ve yer yüzünün kıvrım dağlarını oluşturur. (Toros dağı)
- Jeosenklinal eğer sert yapıdaysa veya önceden yükselmiş kıvrım dağları tekrar yan basınçlara maruz kalırsa kırılma olur. Yükselen bölümlere horst, alçakta kalan kısımlara ise grabent denir. Yüksekte kalan horstlar dağı oluştururken, alçakta kalan kısımlar, daha sonra akarsuların gelişmesiyle ovaları oluşturur. (Ege bölgesi kıyı kesimleri. Burada yer alan boz dağlar kırılma sonucu oluşan horstlardır. Bu dağlar arasında bulun ve üzerinde aynı isimli akarsıların geçtiği bakırçay, b.menderes , ovalarında birer çöküntü (grabent) alanlarıdır.)

2) Kıta Oluşumu :
- Yer kabuğunun geniş tabanlı alçalma ve yükselme hareketleridir. Bu alçalma ve yükselme hareketleri çeşitli biçimlerde olabilir.
- Kıtaların yükselmesi sonucunda su seviyesi geri çekilir. Bu olaya denizlerin çekilmesi yani reogresyon denir. Tam tersi durumuna da transregsiyon denir.
3) Volkanizma :
- Yer kabuğu altındaki kızgın mağmanın yer kabuğunun çatlak ve kırık yerlerinden yeryüzüne çıkmasına denir.
- Bu sırada yeryüzüne katı gaz ve akıcı maddeler çıkarır. (karbondioksit, taş, kaya)
- Lavların üst üste birikmesiyle zamanlar volkanik dağlar meydana gelir. (K.Ağrı, Tendirek, Nemrut vb.)
- Volkan küllerinin yıllık birikmesiyle tüf tabakaları oluşur.
4) Deprem :
- Yerkabuğunu oluşturan katmanların yerlerinden oynamalarıyla hissedilen sarsıntılardır.
- Oluşumlarına göre yerel depremler ve tektonik depremler olarak ikiye ayrılır.
- Yerel depremler kısa sürede ve dar alanda etkili olan yıkıcı etkileri az olan sarsıntılardır.
- Tektonik depremler daha şiddetli etkili alanı daha fazla dolayısıyla tahrip gücü daha fazla olandır.

Kategoriler : - Yazar : admin - Gün : Cuma 30 Kasım 2007- Saat : 12:08 -

DÜNYANIN ŞEKLİ ve SONUÇLARI

DÜNYANIN ŞEKLİ ve SONUÇLARI
YER’İN ŞEKLİ
Yer’in şeklinin oluşmasında yerçekimi ve merkezkaç kuvvetinin yanında, yer yapısını oluşturan çeşitli özelliklere sahip maddelerin de etkisi vardır. Yer’in deniz yüzeyinden yüksekte olan kısımlarının atılması ve denizden alçak olan çukurların dikkate alınmaması ile meydana gelen bu şekle Geoid (yerimsi) denir.

Geoid şeklinin temel özelliği; Ekvator’da şişkin kutuplardan basık, ancak genel anlamda yuvarlak olmasıdır.
Dünya’nın Ekvator çevresinde şişkin, kutuplarda basık olması, Dünya’nın ekseni çevresinde dönmesinden kaynaklanan koriolis kuvvetinin sonucudur.
Yer’in Geoid Şeklinin Doğurduğu Sonuçlar:
Yer’in Ekvator çevresinden şişkin kutuplardan basık olmasının doğurduğu en belirgin sonuçlar; kutup yarıçapının Ekvator yarıçapından kısa olması, Ekvator’un çevre uzunluğunun herhangi bir tam meridyenden daha uzun olması ve yerçekiminin kutuplarda Ekvator’dan daha fazla olmasıdır. Bunun dışındaki sonuçlar genel anlamda yerin yuvarlak bir şekle sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Bu sonuçları şöyle sıralayabiliriz:

1.
1. Dünya’nın dönüş hızı (çizgisel hız) kutuplara doğru azalır. Ekvatorda bulunan bir nokta saatte 1670 km hız yaparken, kutup noktalarında bu hız sıfırdır.
2. Paraleller Yer’in geoid şeklinden dolayı çemberdirler.
3. Bir noktadan başlayarak hep aynı yönde ilerleyen bir hareketli, tekrar başladığı noktaya gelir.
4. Paralel dairelerin çevre uzunlukları Ekvator’dan kutuplara doğru kısalır.
5. Meridyenler arasındaki uzaklık Ekvator’dan kutuplara doğru azalır ve bütün meridyenler kutuplarda birleşir.
6. Harita yapımı esnasında Dünya üzerindeki kara ve denizlerin boyutlarında bozulmalar olur.
7. Atmosfer’in kalınlığı Ekvator’dan kutuplara doğru azalır.
8. Yerden yükseldikçe görülen alan genişler.
9. Dünya’nın her zaman yarısı aydınlık yarısı karanlık olur.
10. Güneş ışınlarının düşme açısı Ekvator’dan kutuplara doğru daralır. Bun nedenle:
1. Sıcaklıklar Ekvator’dan kutuplara doğru azalır.
2. Sıcaklık ve iklim kuşakları oluşmuştur.
3. Doğal bitki örtüsü, tarım ürünleri ve hayvan türleri kuşaklara ayrılmaktadır.
4. Buzul alt sınırı ile orman, tarım, yerleşme ve doğal bitki örtüsü üst sınırı kutuplara doğru gidildikçe deniz seviyesine yaklaşmıştır.

Herhangi bir olayın Ekvator’la kutuplar arasında değişkenlik göstermesinin temel nedeni Yer’in şeklinin Geoid olmasıdır. Buna enlem etkisi denir.

Kategoriler : - Yazar : admin - Gün : Cuma 30 Kasım 2007- Saat : 12:08 -

Coğrafi Bölgeler (7 bölgenin hepsi birden)

KARADENİZ BÖLGESİ

KONUMU, SINIRLARI VE KOMŞULARI:
Yurdumuzun kuzeyinde, Sakarya’nın doğusundan Gürcistan’a kadar Karadeniz’e paralel olarak bir şerit gibi uzanır.
Gürcistan, D. Anadolu, İç Anadolu ve Marmara Bölgeleriyle ve adını aldığı deniz ile komşudur.

ALANI VE NÜFUSU:
Gerçek alanı olan 143.537 Km2 ile Türkiye topraklarının %18’ini kaplar. Alan bakımından 3. Büyüklükteki bölgemizdir. Bölge Doğu-Batı doğrultusunda 1400 Km, Kuzey-Güney doğrultusunda 100-200 Km ile bir şeride benzer.
Nüfusu 2000 sayımına göre 8.4 milyondur. Nüfus yoğunluğu Km2’ye 59 kişidir. Bu Türkiye ortalamasının altındadır. (Türkiye ortalaması Km2’ye 83 kişi)

BÖLÜMLERİ:
1.Batı Karadeniz
2.Orta Karadeniz
3.Doğu Karadeniz

YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ:
Kıyıları:
Dağlar kıyıya paralel olarak uzandığı için kıyılar az girintili-çıkıntılıdır. Bu kıyı tipine Boyuna Kıyı Tipi denir.
Tek doğal limanı Sinop’tur. Arkasındaki dağların ulaşımı zorlaştırması nedeniyle fazla gelişmemiştir. Buna rağmen Trabzon, Samsun gibi limanlar yapay olmasına rağmen ulaşımları sayesinde gelişmişlerdir.
Bu kıyı tipinde bir kıyı aşındırma şekli olan Falez (Yalıyar) çok görülür.
Dağları:
Batı K.: Küre (İsfendiyar) Dağları, Bolu Dağları, Ilgaz Dağları, Köroğlu Dağları
Orta K.: Canik Dağları
Doğu K..Karadeniz (Rize) Dağları ( Zirvesi: Kaçkar D.3932), Giresun Dağları,
Çimen, Kop, Mescit, Akdağ ve Yalnızçam Dağları
D. Karadeniz’de Zigana ve Kop geçitleri vardır.
Akarsuları:
Bartın Çayı (Ulaşım yapılabilir.), Yenice (Filyos) Çayı
Kızılırmak (Türk.’nin en uzun ırmağı), Yeşilırmak ve Çoruh (Gürcistan’dan dökülür.)
Ovaları:
Kastamonu, Bolu ve Düzce Ovaları. Bafra ve Çarşamba Delta Ovaları
Gölleri:
Sera ve Tortum gölleri (Heyelan Gölleri), Abant ve Yedigöller. Baraj Gölleri: Almus, Suat Uğurlu, Hasan Uğurlu (Yeşilırmak), Hirfanlı ve Altınkaya (Kızılırmak), Sarıyar (Sakarya)

İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ:
Bölgenin kıyı kesiminde Karadeniz İklimi görülür. İklim bu alanlarda her mevsim yağışlı ve ılımandır. En fazla yağışı sonbaharda, en azını yazın alır. Bitki örtüsü Ormandır. Bölge orman bakımından ilk sırada gelir. Yağışlı ve ılık olduğu için yangın çok azdır. En fazla yağış alan bölgemizdir. Rize’de en fazla alan şehirdir.
İç kesimlerde iklim karasallaşır. Dağların bu güney yamaçlarında yazları sıcak ve kurak kışları soğuk ve kar yağışlı bir iklim görülür. En fazla yağışı ilkbaharda, en azını yazın alır. Bitki örtüsü ise buralarda Bozkırdır.
Yağışın bol olması sayesinde orman ve akarsuların debileri (su miktarları) fazladır. Yağışın yeterli olması sayesinde nadasa bırakmanın en az olduğu bölgemizdir. Bölge kuzeye yakın olduğu için güneşten yararlanma süresi azdır, gölge boyu uzundur, gece-gündüz süresi arasında fark en fazladır. Kimyasal çözülmenin de en fazla olduğu bölgemizdir.

TARIM VE HAYVANCILIK:
Fındık: Ordu ve Giresun çevresinde. Türkiye’de ve Dünyada 1.Sıradadır.
Çay: Rize kıyılarında. Bol yağış ve yıkanmış toprak ister. Türkiye’de 1.Sıradadır.
Tütün: Orta Karadeniz ve Bolu-Düzce ovası. Yağışı sevmez. Türkiye’de 2.Sıradadır.
Mısır: Bölgenin yağışlı kıyılarında. Bölgede tüketilir. Türkiye’de 1.Sıradadır.
Şekerpancarı: Orta Karadeniz’de, Soya Fasulyesi ve Keten-Kenevir: Kastamonu, Sinop, Zonguldak ve Ordu’da. Tahıl: Karasal iklimin görüldüğü iç kesimlerde. Sebze ve Meyve: Sulamanın yapılabildiği kıyı ve iç ovalarda. Zeytin ve Turunçgiller: D. Karadeniz’de az bir alanda yetiştirilir.
Kıyı kesiminde yağışlı ve gür otlaklara sahip alanlarda büyükbaş hayvan, iç kesimdeki düzlüklerde ise küçükbaş hayvan yetiştirilir. Arıcılık ve balıkçılıkta diğer hayvancılık faaliyetleridir.

YER ALTI ZENGİNLİKLERİ:
Taşkömürü: Zonguldak , Bartın ve Kastamonu’da. Türkiye’de tek.
Bakır: Murgul (Artvin), Küre (Kastamonu), Çayeli (Rize). Türkiye’de 1.Sıradadır.
Linyit: Bolu, Çankırı, Amasya, Samsun, Ankara’da. Demir: Ordu’da.
Manganez: Trabzon, Artvin, Amasya ve Kastamonu’da çıkarılır.

ENDÜSTRİ:
Demir-Çelik Sanayisi: Karabük ve Ereğli’de. Bakır Tesisleri: Samsun’da.
Şeker Sanayisi: Turhal, Amasya, Suluova, Çorum, Kastamonu ve Çorum’da.
Tütün Sanayisi: Samsun ve Tokat’ta. Kağıt Sanayisi: Batı Karadeniz’de.
Çay Sanayisi: Rize ve çevresi. Fındık Sanayisi: Ordu ve çevresi.
Gıda ve Dokuma Sanayisi: Büyük kentlerin yakınlarında Kurulmuştur.

NÜFUS VE YERLEŞME:
2000 Sayımına göre bölgenin nüfusu 8.4 Milyondur. .Nüfus yoğunluğu Km2’ye 59 kişidir. Nüfus yoğunluğu bakımından Doğu Anadolu’dan sonra en az 2. yoğunluktaki bölgedir. Bu Türkiye ortalamasının altındadır. Çünkü bölgenin geçim kaynakları kısıtlı olduğu için çok göç verir. Nüfus kıyı bölümüne, iç ovalara ve Batı Karadeniz’deki maden ve sanayi alanlarına toplanmıştır.
Nüfus Artış Hızı %o 4’tür (Türkiye %o18.34) Yeryüzü şekilleri nedeniyle Dağınık Kır Yerleşmesi çok görülür. Ev yapımında ağaç sık kullanılır. Nüfusun %51’i kırsal kesimde yaşar (Türkiye’de % 35) , Halkı genellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşır.

TURİZM:
Bolu’da Abant Gölü ve Yedigöller. Kastamonu’da Safranbolu Evleri. Bolu-Kartalkaya ve Ilgaz Dağlarında Kayak Turizmi. Samsun ve Tokat’ta Kaplıcalar. Trabzon-Maçka’da Sümela Manastırı.
Plajlar ve Karadeniz Yaylalar.

TARİHİ ÖNEMİ:
Samsun M. Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Anadolu’ya ayak bastığı yerdir. Havza, Tokat ve Amasya Milli Mücadeledeki diğer önemli kentlerdir.
Kastamonu’da M. Kemal’in şapka takarak. Kılık Kıyafet İnkılabını başlattığı şehirdir.

BÖLGE HAKKINDA NOTLAR:
Ø Alan bakımından %18 ile 3. Büyük bölgemizdir.
Ø Kırsal nüfusun en fazla olduğu bölgemizdir.
Ø Ormanlarımızın %27’sine sahip olarak 1.Sıradadır.
Ø En fazla yağış alan bölgedir.
Ø Nadasa bırakmanın en az olduğu bölgedir.
Ø Temel geçim kaynağı tarımdır.
Ø En çok göç veren bölgedir.
Ø Güneşten yararlanma oranı en az bölgedir.
Ø Gölge uzunluğu en fazla bölgedir.
Ø Gece-Gündüz süresi arasındaki farkın en fazla olduğu bölgedir.
Ø Kimyasal çözülmenin en fazla olduğu bölgedir.
Ø En fazla heyelan olan bölgedir.
Ø En fazla falez (yalıyar) olan bölgedir.
Ø Çay, Fındık, Mısır, Keten-Kenevir, Soya Fasulyesi üretiminde 1. Sıradadır.
Ø Taşkömürünün tamamı ve Bakırın yarısı bu bölgeden sağlanır.
Ø Kereste en çok Sinop, Kastamonu ve Bolu’da üretilir.
Ø Boyuna kıyı tipi görülür.
Ø Sıcaklık ortalaması 14-15 derece, yağış ortalama 1000 mm’dir.
Ø Çatalağzı Termik Santrali bu bölgededir.
Ø Kızılırmak Türkiye’nin en uzun ırmağıdır.
Ø Batın Çayının kısa bir bölümünde akarsu ulaşımı yapılabilmektedir.
Ø Yeryüzü şekilleri nedeniyle İnsan ve hayvan gücüyle tarım yaygındır.

Kategoriler : - Yazar : admin - Gün : Cuma 30 Kasım 2007- Saat : 12:07 -

Türkiye’de görülen toprak tipleri(erozyon)

Türkiye’de görülen toprak tipleri;

v Podzollar:İğne yapraklı orman örtüsü altında oluşan topraklardır.Toprağın aşırı yıkanması nedeniyle organik maddelerin çoğu taşınmıştır. Açık renkli topraklardır.Çay tarımına uygun topraklardır.
v Kahverengi orman toprakları: Orman örtüsü altında oluşan topraklardır.Humus yönünden zengindirler.
v Kırmızı Topraklar:Kızılçam ve maki örtüsü altında oluşan topraklardır. Demir oksitler bakımından zengin olduğu için renkleri kırmızımsıdır. Kalkerler üzerinde oluşanlara “terra rossa” adı verilir.Bu topraklar turunçgil tarımına en uygun topraklardır.
v Kestane ve Kahverenkli Step Toprakları: Yarı kurak iklim koşulları ve step bitki örtüsü altında oluşan topraklardır. Yüksek sıcaklık nedeniyle kızılımsı renktedirler.Zayıf bitki örtüsü nedeniyle organik maddeler ince bir örtü oluşturur.Tahıl tarımına uygun topraklardır.
v Vertisoller: Genellikle kireç bakımından zengin,killi,marnlı tortullar üzerinde oluşan toprak horizonlarının henüz gelişimini tamamlamadığı topraklardır.Aşırı miktarda kil içeren vertisoller yağışlı dönemde çok su çeker, kurak dönemde aşırı su kaybedip çatlar.
v Litosoller: Dağlık alanlarda,eğimli yamaçlarda veya volkanik (genç bazalt platolarının bulunduğu) düzlüklerde görülen ana kayanın ufalanmış örtüsüdür.Genelde derinliği 10 cm kadardır,ve toprak horizonları gelişmemiştir.
v Alüvyal Topraklar: Akarsuların denize ulaştığı yerlerde görülür.Çeşitli yerlerden taşınan,farklı özellikteki taşların ufalanmasıyla oluşan bu topraklar mineral yönünden zengin ve çok verimlidir.

!DİPNOT:
Yerkabuğu üstünde ince bir örtü halinde bulunan toprak çeşitli katmanlardan oluşur.Bu katmanlara horizon adı verilir.Toprağın 4 temel horizonu vardır.
1) A Horizonu: En üstte, iyice ayrışmış ve organik maddelerce zengin tabakadır. Ekim-dikim işleri burada yapılır (40cm).
2) B -Horizonu: Üstte yıkanan tuz ve kil gibi maddelerin biriktiği kattır.
3) C Horizonu: Temeldeki ana kayanın iri parçalarından oluşan katmandır.
4) D Horizonu: Henüz çözülmeye uğramamış ana kayadır.

EROZYON: Erozyon, dış kuvvetlerin etkisiyle toprak örtüsünün aşındırılarak başka alanlara taşınmasıdır.

Erozyonda Etkili Faktörler:

1) Arazinin çok engebeli olması,
2) Arazinin yanlış kullanımı: Eğimli arazilerde, arazinin eğime paralel sürülmesi.
3) Bitki örtüsünün tahrip edilmesi: Orman yangınları, tarla açmak amacıyla ağaçların kesilmesi, otlaklarda aşırı otlatılma yapılması, anız örtüsünün yakılması gibi.
4) Toprağın aşırı işlenmesi.
5)Yağışların sağanak yağış şeklinde olması.
6)Yağış rejiminin düzensiz olması
7)Akarsu taşkınları

Erozyonun Sonuçları:

1)Toprağın verimi düşer, çölleşme olur
2)Barajlar dolar.
3)Tarım alanları daralır.
4)Bozulan doğal dengeye bağlı olarak bir çok bitki ve hayvan türü yok olmaktadır.

TOPRAK EROZYONUNU ÖNLEME YOLLARI:

a-)Mevcut ormanlar korunmalıdır.Bunun için;
ü Orman yangınları önlenmeli
ü Usûlsüz ağaç kesimi engellenmeli
ü Ormana zarar veren hayvanlar (kıl keçileri) ormana sokulmamalı,
ü Ormanlar aleyhine tarlalar genişletilmemelidir.
b-)Çıplak bölgeler ağaçlandırılmalıdır
c-)Fazla eğimli alanlarda tarım faaliyetlerine izin verilmemelidir.
d-)Çok eğimli yamaçlar teraslanarak suların akış hızı yavaşlatılmalıdır.
e-)Az eğimli tarlalarda tarlalar eş yükselti eğrilerine paralel (eğime dik) olarak sürülmelidir.
f-)Mevcut meralar korunmalı, aşırı ve erken otlatma yapılmamalıdır.
g-)Toprakların, ormanların ve meraların korunabilmesi için halk eğitilerek çevre bilinci oluşturulmalıdır.

Türkiye’de Toprak Erozyonu

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de toprak kaybı sürecinin en önemli etkeni erozyondur. Arazi eğimi, iklim, bitki örtüsü ve toprak özelliklerinin etkileşimi sonucu oluşan doğal erozyonun yanı sıra, insanın doğaya müdahalesi temeline dayanan bir dizi yapay etken, erozyonu bir afet niteliğine dönüştürmektedir.
Türkiye kara yüzeyinin %90′ında çeşitli şiddetlerde erozyon cereyan etmektedir. Arazinin %63′ü çok şiddetli ve şiddetli, %20’si ise orta şiddetli, % 7’si ise hafif şiddetli erozyonla karşı karşıyadır. Ülke genelinde yaklaşık 67 milyon hektarlık bir arazide toprak giderek yok olmaktadır. Erozyon büyük ölçüde tarım alanlarında yaşanmaktadır.
İşlenen tarım alanların %75′inde (yaklaşık 20 milyon Ha) yoğun erozyon görülmektedir. Diğer bir anlatımla Türkiye tarım alanlarının ancak 5.0 milyon hektarlık bölümünde erozyon yoktur. Su ve rüzgar erozyonu tüm ülke topraklarının %86.5′inde cereyan etmekte, rüzgar erozyonu 506 bin hektarlık bir yayılımla daha çok kural iklime sahip olan Konya ve dolaylarında görülmektedir.
Türkiye’de akarsularla birlikte alandan taşınan toprak, ABD’nin 7, Avrupa’nın 17 ve Afrika’nın 22 katı daha fazla düzeydedir. Fırat Nehri, yılda 108 milyon ton, Yeşilırmak 55 milyon ton toprak taşımaktadır. Her yıl Keban barajı’na 32 milyon, Karakaya Barajı’na 31 milyon ton toprak birikmektedir. Erozyonla yılda 90 milyon ton bitki besin maddesi toprak birlikte yitirilmektedir. Her yıl tarım alanlarından 500 milyon ton, tüm ülke yüzeyinden 1,4 milyar ton verimli üst toprak, erozyonla kaybedilmektedir. Kaybedilen bu topraklar, 25 cm kalınlığında, yaklaşık 400 bin hektar genişliğinde bir araziye eşdeğerdir.
Amaç dışı arazi kullanımı, hatalı tarım teknikleri, kent, sanayi, ulaşım ve benzeri yatırımların yanlış konumlanması süreci ise erozyonun hızını arttırdı. Afet nitelikli erozyon yetmezmiş gibi, tarım arazileri, özellikle de verimli tarım arazileri, tarım dışı kullanımlarla açık bir saldırı ve talanla karşı karşıya. 1978-1996 yıllarında amaç dışı tarım toprağı %33 artmış ve betonlaşarak elden çıkan verimli tarım toprağı 600 bin hektara, yani verimli alanların yaklaşık onda birine yaklaşmıştır.

Kategoriler : - Yazar : admin - Gün : Cuma 30 Kasım 2007- Saat : 12:07 -

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »