Yer YuvarlaĞinin Hareketlerİ Ve SonuÇlari

YER YUVARLAĞININ HAREKETLERİ VE SONUÇLARI
Dünyanın uzayda iki türlü hareketi vardır:
Kendi ekseni etrafındaki hareketi,(Günlük Hareketi)
Güneş etrafındaki hareketi,(Yıllık Hareketi)
Dünyanın günlük hareketi sonucunda gece gündüz yıllık hareketi sonucunda ise mevsimler oluşur.
Gece ve Gündüz Süresi
Dünyanın bir yüzü güneş tarafından aydınlatılırken diğer yüzü karanlıkta kalır. Böylece bir gün içinde gece ve gündüz birbirini izler. Dünyanın aydınlık ve karanlık kesimlerini ayıran sınıra aydınlanma çemberi denir. Dünyanın yörünge düzlemine eğiktir. Bu nedenle, güneş yıl içerisinde sürekli olarak aynı noktadan doğup aynı noktadan batmaz. Güneş ışınları sadece 21 Mart ve 23 Eylül tarihlerinde ekvatora dik gelir ve aydınlanma çemberi kutup noktalarından geçer. Bu tarihlerde dünyanın her yerinde gece gündüz süreleri eşit olur. Bu duruma ekinoks denir.
Dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesinin nedenleri şunlardır:
Gece ve gündüz oluşur.
Gece ve gündüz oluşumu sonucunda günlük sıcaklık farklılıkları meydana gelir buna bağlı olarak ;
a)Meltem rüzgarları,
b)Kayaların mekanik çözülmesi gerçekleşir.
Sürekli rüzgarlar ve okyanus akıntılarının yönlerinde çeşitli sapmalar olur.
30* ve 60* kuzey ve güney paralelleri üzerinde dinamik basınç kuşakları oluşur.

Yerel saat farkları oluşur. YERYUVARLAĞININ HAREKETLERİ VE SONUÇLARI

Dünyanın Kendi Ekseni Etrafında Dönmesi (Günlük Hareket)

Kuzey ve güney kutuplarını Dünyanın merkezinden geçerek birleştiren hayali çizgiye yer ekseni denir. Yer ekseni ile Ekvator arasında 90°lik açı vardır. Bu açı hiçbir zaman değişmez.
Dünya kendi ekseni etrafındaki dönüşünü, batıdan doğuya doğru 24 saatte tamamlar. Buna 1 gün denir.
• Kutuplar, Dünyanın merkezine (Ekvatora göre) daha yakındır. Bunun sonucu olarak, yerçekimi Ekvatorda az, kutuplarda daha fazladır.
• Dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüş hızı Ekvatordan kutuplara gidildikçe azalır.
• Ekvatordan kutuplara gidildikçe, paralel boyları ve meridyenler arası mesafe azalır.
• Kutup yıldızının görünüm açısı bulunduğumuz yerin enlem derecesini verir. Çünkü kutup yıldızı, Kuzey kutbuna 90° lik açı ile düşer. Örneğin, 40° Kuzey enlemindeki Ankaradan kutup yıldızı 40° lik açı ile görülür,
• Merkez kaç kuvveti meydana gelir. Bunun sonucunda;
• Sürekli rüzgarların (Alize, Batı, Kutup) yönlerinde sapmalar meydana gelir. Bu rüzgarlar Kuzey Yarımkürede sağa, Güney Yarımkürede sola saparlar.
• Okyanus akıntıları (Gulf - stream, Labrador, vs.) halkalar oluşturur ve yönlerinde sapmalar olur.
• Yerel saat farkları meydana gelir.
• Cisimlerin gün içindeki gölge uzunlukları değişir.
• Güneş doğuda erken doğar, batar ve batıda geç doğar, batar.
• Dinamik basınç kuşakları meydana gelir.
• Dinamik basınç kuşaklarının nasıl oluştuğu iklim konusunda geniş bir şekilde anlatılacaktır.

Dünyanın Güneş Etrafında Dönmesi (Yıllık Hareket)

Dünya, kendi ekseni etrafındaki günlük dönüşünü sürdürürken, bir yandan da Güneşin çevresinde dolanır. Dünya, Güneş etrafındaki dönüşünü elips şeklindeki bir yörünge üzerinde 365 gün 6 saatte tamamlar. Buna 1 yıl denir. Dünya, 939 milyon km lik yörüngesi üzerinde saatte 108 bin km. hızla hareket eder.

Dünyanın Güneşe olan uzaklığı sabit değildir. Bazen yaklaşırken, bazen uzaklaşır. Bunun sebebi, Dünya yörüngesinin elips şeklinde olmasıdır. Dünyanın Güneşe en yakın olduğu 3 Ocak tarihine Perihel (Günberi) denir. Dünyanın Güneşten en uzak olduğu 4 Temmuz tarihine ise Afel (Günöte) denir.
Dünyanın Güneşe yaklaşıp uzaklaşması, Dünya üzerindeki sıcaklık dağılışını belirgin olarak etkilemez. Sıcaklık dağılışını etkileyen temel faktör güneş ışınlarının geliş açısıdır.
Dünyanın hızı sabit değildir. Hız, günberi tarihinde artarken, günöte tarihinde azalır.
Bunun sonucunda; , .
- Mevsim süreleri farklıdır.
- Eylül ekinoksu iki günlük gecikmeyle gerçekleşir.
- Şubat ayı iki gün kısa sürer.
Eğer, p_dünya’nın yörüngesi tam daire biçiminde olsaydı, Dünya ile Güneş arasındaki mesafe hep aynı olacağından hız ve mevsim süreleri değişmezdi.
Dünyanın Güneş Etrafındaki Dönüşünün Sonuçları
1. Mevsimlerin oluşmasına ve değişmesine sebep olur.
2. Mevsimlik sıcaklık farkları meydana gelir.
3. Kara ve denizler arası sıcaklık farkları oluşur.
4. Muson rüzgarları meydana gelir.
5. Gece - gündüz uzunlukları değişir.
6. Güneşin ufuk üzerinde doğduğu yer ve saat ile, Güneşin ufukta battığı yer ve saat değişir.
7. Güneş ışınlarının yeryüzüne düşme açıları değişir.
8. Cisimlerin gölge boyları değişir.
9. Aydınlanma çemberi mevsimlere göre yer değiştirir.
10. Güneş ışınları yıl boyunca dönencelere bir kez, dönenceler arasına iki kez dik düşer.

Dünyanın Ekseni Çevresindeki Dönüşünden Doğan Hızlar

1)ÇİZGİSEL HIZ VE SONUÇLARI (Enleme bağlı)

Çizgisel hız en fazla Ekvator üzerindedir (1670 km/h) . Bu hız kutuplara doğru azalır. Bunun sonucunda;
Güneşin doğuş ve batış süresi kutuplara doğru uzar.
Atmosferin kalınlığı Ekvatorda fazla , kutuplarda azdır.
Ekvatorda yerçekimi az , kutuplarda fazladır.

2)AÇISAL HIZ VE SONUÇLARI (Boylama bağlı)

Dünyanın açısal hızı ;
24 saatte: 360°
1 saatte : 15°
4 dakikada :1° dir.

*** Açısal hız her enlemde aynıdır. Açısal hız sonucunda yerel saat farkları oluşur.

Kategoriler : - Yazar : admin - Gün : Cuma 30 Kasım 2007- Saat : 12:04 -

Türkiyede Tarim Ve Türkiye Ekonomisindeki Yeri

TÜRKİYE’DE TARIM
Türkiye’de Tarımı Etkileyen Etmenler Dağlık ve engebeli arazi yapısı tarım topraklarının dağınık ve küçük olmasına yol açmıştır. Bu nedenle, küçük işletmeler şeklinde tarımsal faaliyetler daha yoğundur. Topraktan alınan verimin artırılabilmesi için toprağın dinlenmeye bırakılması (nadas) gerekmektedir. Türkiye’de tarımı etkileyen etmenler şunlardır :
Toprak Bakımı ve Islahı Toprağın sürülmesi, havalandırılması, taşlarından ayıklanması, bataklıkların kurutulması, yabancı otların ayıklanması çalışmalarıdır.
Sulama Tarım yapabilmek için toprağın nemli olması gereklidir. Kuraklık görülen bölgelerde sulama ile tarım yapılabilir. Sulanan tarım arazilerinde üretim yıllara göre önemli değişmeler göstermez. Tarım ürünü çeşitliliği artar.
Gübreleme Topraktaki mineral dengesini korumak, toprağı verimli hale getirmek için gübreleme yapılır. Gübrelemenin yapılmadığı yerlerde toprak nadasa bırakılır.
Tohum Islahı Yüksek verimli tohum kullanmak, tarımsal verimi arttırır.
Makineleşme Tarımsal faaliyetlerin kısa sürede tamamlanması toprağın daha iyi işlenmesini sağlar.
Pazarlama Tarım üreticisinin ürününü değerlendirmek, zarar etmesini önlemek için devlet bazı ürünlere taban fiyatı vererek destekleme alımları yapar. Ayrıca ürünün depolanması için silolar, hangarlar, depolar kurar.
Tarımsal Kuruluşlar Zirai araştırma enstitüleri, devlet üretme çiftlikleri, Ziraat Bankası, TMO, Türkiye Ziraat Odaları Türkiye’nin çeşitli bölgelerinin tarımsal yapısını ve özelliklerini incelemek, üretici ve tüketiciyi korumak, çiftçiye kredi, fidan sağlamak gibi amaçlarla kurulan kuruluşlardır.
Türkiye’de Toprakların Kullanımı Ülkemiz topraklarının kullanım amacına göre dağılımı şöyledir:
Ekili dili alan : 174.480.000 dekar
Nadas arazisi : 36.551.000 dekar
Orman : 192.376.000 dekar
Ürün vermeyen : 113.403.000 dekar
Çayır-mera : 123.776.000 dekar Kullanılmayan alanı : 662.195.000 dekar
Ekili - Dikili Alanların Kullanımı Ekili - dikili alanların kullanım amacına göre dağılışı şöyledir :
Ekili - Dikili Alanların Coğrafi Dağılımı Ekili alan (Tarla) 145.178.000 dekar Dikili Alan (Meyveli ağaç) 23.373.000 dekar Sebze-çiçek bahçesi (Sera dahil) 5.929.000 dekar
Ekili - Dikili Alanların Ürünlere Göre Dağılımı Tahıllar % 74 Endüstri bitkileri % 11 Baklagiller % 8 Sebzeler % 5 Yumruklu bitkiler % 2
Türkiye’deki Tarım Bölgeleri Kıyı ve Yakınındaki Tarım Bölgeleri Kıyı bölgelerinde iklime bağlı olarak birbirinden farklı üç tarım bölgesi görülür:
Karadeniz Kıyıları : Kış ılıklığına ve bol neme gereksinim duyan çay, fındık, mısır ile tütün, sebze, meyve, keten, kenevir, ayrıca Doğu Karadeniz kıyılarında turunçgil yetişir.
Akdeniz ve Kıyı Ege : Akdeniz iklimine uyumlu olan, turunçgiller, zeytin, incir, susam, pamuk, pirinç, turfanda sebzeler, muz, çekirdeksiz üzüm, tütün gibi ürünler yetiştirilir.
Marmara : Geçiş iklimi koşullarına bağlı olarak ürün çeşitliliği en fazla olan bölgedir. Başlıca ürünleri ayçiçeği, zeytin, tütün, çeşitli sebze ve meyveler, tahıllar, dut ve fındıktır.
İç Tarım Bölgeleri : Yükselti ve denize göre konuma bağlı olarak çeşitlilik gösteren tarım bölgeleridir.
Karadeniz Ardı : İç Anadolu ile kıyı arasında geçiş özelliği gösterir. Yüksek yerlerinde çavdar, buğday, sulak yerlerde pirinç ve sebze yetiştirilir. Hayvancılığın geliştiği, özellikle tiftik keçisinin yoğun olarak yetiştirildiği alandır.
İç Anadolu ve Çevresi : Bozkırların geniş yer kaplaması nedeniyle koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvancılık yaygındır. Yarı kurak iklim nedeniyle buğday, arpa gibi tahıllar ile fasulye, nohut gibi baklagiller yetiştirilir.
Erzurum - Kars Bölümü : Yazların kısa ve serin geçmesi tarımsal faaliyetleri sınırlamıştır. Buğday, arpa gibi tahıllar yetiştirilir. Yaz yağışlarına bağlı olarak gür otlakların olması büyükbaş hayvancılığı yaygınlaştırmıştır.
Doğu Anadolu ve Dağlık Yerler : Tarım alanlarının sınırlı olduğu bu yerlerde hayvancılık ön plana çıkar. Tahıl tarımı yapılır. Sebze ve meyve üretimi önem taşımaz.
Tarımın Türkiye Ekonomisindeki Yeri
• Nüfusun büyük bir bölümü tarımsal faaliyetlerle geçimini sağlar. Ulusal gelirin ¼ ini tarım sektörü karşılar. İhracatımızda önemli bir paya sahiptir. Türkiye’deki endüstri tesislerinin büyük bölümü tarımsal maddeleri hammadde olarak kullanır. Sanayinin gelişmesinde büyük önem taşır.
• İhracatımızda fındık, turunçgiller, tahıllar, meyve ve sebzeler, pamuk, tütün, yağ bitkileri, zeytin ve çay gibi tarım ürünleri önemli yer tutar.

Kategoriler : - Yazar : admin - Gün : Cuma 30 Kasım 2007- Saat : 12:04 -

AKARSU VE GÖLLERİMİZ

Akarsular

Yurdumuz akarsu bakımından zengindir. Akarsularımızın bir kısmı denizlere, bir kısmı da göllere dökülür. Bazı akarsularımız da sıcaklığın etkisiyle buharlaşarak veya yer altına sızarak kaybolur. Suların denize ulaştırmayan alanlara kapalı havza denir.Yurdumuzda Tuz Gölü ve Van Gölü ve çevreleri ile Göller Yöresi birer kapalı havzadır.Bazı akarsular kaynağını yurdumuzdan alır, sınırlarımızın dışında denize ulaşır. Bazı akarsular da sınırlarımızın dışında doğup, yurdumuzda denize dökülür.

Akarsular bakımından en zengin bölgemiz Karadeniz Bölgesidir. Çoruh, Yeşilırmak, Kızılırmak, Yenice, Sakarya gibi büyük akarsularımız Karadeniz’e dökülür.Yeşilırmak taşıdığı alüvyonlarla Çarşamba, Kızılırmak da Bafra delta ovalarını oluşturmuştur.Karadeniz’e ayrıca çok sayıda küçük çay ve dere akar. Topraklarımızda doğup sınırlarımız içerisinde denize dökülen en uzun akarsuyumuz Kızılırmak’tır.

Susurluk Çayı, Marmara denize dökülen akarsuyumuzdur. Bu denizimize dökülen diğer akarsular küçüktür.

Ege Bölgesi’nin akarsuları, kıyıya dik uzanan dağ sıraları arasındaki çukur alanlara yerleşmiştir. En önemlileri Bakırçayı, Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderes’tir. Bu akarsular, atıkları çöküntü alanlarına taşıdıkları alüvyonları biriktirerek alüvyon ovaları oluşturmuşlardır.

Akdeniz’e dökülen başlıca akarsularımız Aksu, Manavgat Çayı, Göksu, Seyhan ve Ceyhan’dır. Göksu, taşıdığı alüvyonlarla Silifke Ovası’nı, Seyhan ve Ceyhan da Çukurova’yı oluşturmuştur.

Kaynaklarını yurdumuzdan alan bazı akarsularımız, sınırlarımızın dışında denize ulaşır. Doğu Anadolu Bölgesi’nden doğan Fırat ile Dicle, Basra Körfezi’ne dökülür. Yine Doğu Anadolu’daki Aras ve Kura ,Hazar Denizi’ne dökülür. Çoruh da komşumuz Gürcistan’da Karadeniz’e ulaşan akarsuyumuzdur

Asi ve Meriç nehirleriyse kaynaklarını sınırlarımızın dışından alıp yurdumuzda denize ulaşır. Asi nehri Akdeniz’e, Meriç ise Ege denizine dökülür.

Akarsularımızın yıl içindeki akışı düzenli değildir. Taşıdıkları su miktarı, mevsimlere ve yağışlara bağlı olarak değişir. Bu nedenle akarsularımız ulaşıma elverişli değildir.

Akarsularımızdan içme ve kullanma suyu sağlamada, tarım alanlarını sulamada yararlanırız. Su ürünleri elde ederiz. Bazı akarsularımızı turizm ve su sporları açısından değerlendiririz. Çoruh nehrinde yapılan rafting sporu uluslar arası niteliktedir. Elektrik enerjisi ihtiyacımızı da akarsular üzerine kurulan hidroelektrik santrallerinden sağlarız.

Ülkemizdeki akarsular üzerine birçok baraj yapılmıştır. Barajlarda biriken sular, pek çok şehrimizin içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılamaktadır. Bu sularla ayrıca tarıma elverişli alanlar sulanmakta böylece üretim büyük ölçüde artmaktadır.

Baraj göllerine biriken suyun enerjisi hidroelektrik santrallerinde elektrik enerjisine dönüştürülür. En ucuz elektrik enerjisi, hidroelektrik santrallerinden elde edilir. Sayıları gittikçe artan hidroelektrik santrallerinden yurdumuzun enerji ihtiyacının büyük bölümü karşılanmaktadır.

Fırat ve Dicle nehirleri ile kollarını kapsayan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) adıyla bir proje uygulamaya konulmuştur. Bu proje ile Fırat ve Dicle’nin suları geniş tarım alanlarına akıtılmaktadır. Ayrıca elektrik enerjisi üretimimiz büyük ölçüde artacaktır. Bu proje, aşama ,aşama tamamlanmaktadır.

GAP kapsamında Fırat nehri üzerine yapılan Atatürk Barajı, dünyanın sayılı barajlarından biridir. Atatürk Barajının gölü, Van Gölü ile Tuz Gölü’nden sonra 3. büyük gölü olmuştur.

Hirfanlı (Kızılırmak), Karakaya (Fırat), Keban (Fırat) baraj gölleri yurdumuzun büyük baraj göllerindendir.

Göller

Karalar üzerindeki çukur alanlarda biriken durgun sulara göl denir. Yurdumuzda irili, ufaklı 200’e yakın göl vardır. Göllerimizin bölgelerimizdeki dağılımı düzenli değildir. Akdeniz Bölgesi’ndeki Göller Yöresinde,birbirine yakın pek çok göl varken, Güneydoğu Anadolu’da göl yoktur.göllerimiz derinlik ve büyüklük açısından da farklılık gösterir.

Van Gölü, Tuz Gölü gibi dışarıya akışı olmayan göllerimizin suları tuzlu ve acıdır. Sapanca Gölü, Beyşehir Gölü gibi dışarıya akışı olan göllerimizin suları tatlıdır.

En büyük gölümüz Doğu Anadolu’da yer alan Van Gölüdür. Bir iç deniz görünümündeki bu gölün suyu sodalıdır.üzerinde feribotla ulaşım yapılmaktadır.Türkiye’den İran’a ulaşan demir yolunun Tatvan-Van arasındaki bölümünde ulaşım feribotlarla sağlanmaktadır. Hazar, Çıldır, Nazik, Erçek ve Nemrut gölleri de bu bölgededir.

İç Anadolu Bölgesi’ndeki Tuz Gölü, ikinci büyük gölümüzdür. Ülkemizdeki tuz ihtiyacının büyük bir bölümü bu gölden sağlanır. Akşehir, Ilgın ve Eber gölleri de İç Anadolu’daki diğer göllerdir.

Yurdumuzun göl yönünden en zengin yeri Akdeniz Bölgesi’dir. Beyşehir, Burdur, Eğirdir ve Acıgöl’ün yer aldığı yöreye Göller Yöresi denir.

Marmara denizi çevresinde irili ufaklı göller vardır..Başlıcaları Küçük Çekmece, Büyük Çekmece, Ulubat, İznik , Sapanca ve Kuş Gölü’dür.Bu göllerin dışarıya akıntısı olduğu için suları tatlıdır. Kuş Gölü’nde çok çeşitli kuş türü barınır. Bu özelliğiyle kuş cenneti olarak bilinen dünyaca tanınan bir göldür.

Abant ve Yedigöller , Karadeniz Bölgesindeki göllerdir.

Göllerimizden içme ve kullanma suyu sağlamada yararlanırız. Bazı göllerimizde balık avlanır.

Göllerimiz doğal güzellikleriyle turizme hizmet edecek niteliklere sahiptir. Abant , Yedigöller ve Kuş Gölü’nden turistik amaçlarla yararlanılmaktadır.

Bütün turistik değerlerimiz gibi, akarsu ve göllerimizin de doğal güzelliklerini korumalıyız. Bize böylesine yararlı olan akarsu ve göllerimiz, kirlilik tehdidi altındadır. Akarsu ve göllerimizin çevresindeki yerleşim birimlerinin kanalizasyon suları buralara atılmaktadır. Çevredeki sanayi kuruluşları atık sularını çoğu kez arıtmadan akarsu ve göllere boşaltmaktadır. Bu nedenle akarsu ve göllerimizde yoğun bir kirlenme görülmektedir. Bu kirlilik, burada yaşayan canlıların gittikçe azalmasına yol açmakta ; sularını da kullanılmaz hale getirmektedir. Ülkemizin doğal zenginlik kaynakları olan suların kirletilmemesi için gerekli önlemler alınmaktadır. Atık sular , arıtılmadan akarsu ve göllere akıtılmamalıdır.

Çoruh , Aras , Kura , Fırat ve Dicle nehirleri yurdumuzdan başka ülkelerin topraklarını da sular. Özellikle komşularımız Suriye ile Irak , Fırat ve Dicle nehirlerinin suları konusunu politik sorun haline getirmektedir. GAP kapsamında , bu iki akarsuyumuzun üzerine yapılan barajlar komşularımızı rahatsız etmektedir. Çünkü , bu nehirlerin suları baraj göllerinde toplanınca kendilerine yeterli su verilmeyeceğini düşünmektedirler. Ancak bu konuda yapılmış anlaşmalar vardır. Türkiye bu anlaşma hükümleri uyarınca su konusunda hiçbir kısıtlamaya gitmemiştir. Yıllar önce Keban Barajı’nın yapımına başlandığında ortaya çıkan su sorunu, GAP ile daha da büyümüştür. Oysa suları yazın azalıp kışın çoğalan bu nehirler üzerine yapılan barajlar, su akışını düzenlemektedir. Böylece bu ülkenin uğrayacağı olası su baskınları da önlenmektedir. Türkiye uluslar arası anlaşmalara ve Atatürk’ün “Yurtta barış dünyada barış.” İlkesine uygun olarak komşularıyla iyi ilişkiler içinde olmak istemektedir.

Kategoriler : - Yazar : admin - Gün : Cuma 30 Kasım 2007- Saat : 12:03 -

Yeraltı Suları ve Kaynaklar

Yeraltı Suları ve Kaynaklar

Yer altı Suyu (Taban Suyu)

Yağış olarak yeryüzüne düşen ya da yeryüzünde bulunan suların, yerçekimi etkisiyle yerin altına sızıp, orada birikmesiyle oluşan sulardır. Yer altı suyunun oluşabilmesi için beslenme ve depolanma koşullarının uygun olması gerekir. Yer altı suyunun beslenmesini etkileyen en önemli etmen yağışlardır. Depolama koşulları ise yüzeyin eğimine, bitki örtüsüne ve yüzeyin geçirimlik özelliğine bağlıdır.

Yer altı Sularının Bulunuş Biçimleri

Bol yağışlı ve zemini geçirimli taşlardan oluşan alanlarda yer altı suyu fazladır. Az yağış alan, eğimi fazla ve geçirimsiz zeminlerde ise, yer altı suyunun oluşumu zordur. Kum, çakıl, kumtaşı konglomera, kalker, volkanik tüfler, alüvyonlar, geçirimli zeminleri oluşturur. Bu nedenle alüvyal ovalar ve karstik yöreler yer altı suyu bakımından zengin alanlardır. Kil, marn, şist, granit gibi taşlar ise geçirimsizdir. Yer altı suyu oluşumunu engeller. Yeraltında biriken sular

Taban suyu

Artezyen

Karstik Yeraltı Suyu

olarak bulunur.

Taban Suyu

Altta geçirimsiz bir tabaka ile sınırlandırılan, geçirimli tabaka içindeki sulardır. Bu sular genellikle yüzeye yakındır. Marmara Bölgesi’ndeki ovalar, Ege Bölgesi’ndeki çöküntü ovaları, Muş, Erzurum ve Pasinler ovalarındaki yer altı suları bu gruba girer.

Artezyen

Bu tür sular basınçlı yeraltı sularıdır. İki geçirimsiz tabaka arasındaki geçirimli tabaka içinde bulunan sulardır. Tekne biçimli ovalar ve vadi tabanlarında bu tür sular bulunmaktadır.

İç Anadolu Bölgesi artezyen suları bakımından zengindir.

Karstik Yer altı Suyu

Karstik yörelerdeki kalın kalker tabakalar arasındaki çatlak ve boşluklarda biriken yer altı sularıdır. En önemli özelliği birbirinden bağımsız taban suları oluşturmasıdır. Karstik alanların geniş yer kapladığı Akdeniz Bölgesi karstik yeraltı suları bakımından zengindir.

Kaynak

Yeraltı sularının kendiliğinden yeryüzüne çıktığı yere kaynak denir. Türkiye’de kaynaklara pınar, eşme, bulak ve göze gibi adlar da verilir.

Kaynaklar, yer altı suyunun bulunuş biçimine, yüzeye çıktığı yere ve suların sıcaklığına göre gruplandırılabilir. Sularının sıcaklığına göre kaynaklar, soğuk ve sıcak su kaynakları olarak iki gruba ayrılır :

Soğuk Su Kaynakları

Yağış sularının yeraltında birikerek yüzeye çıkması sonucunda oluşurlar. Genellikle yüzeye yakın oldukları için dış koşullardan daha çok etkilenirler. Bu nedenle suları soğuktur. Soğuk su kaynakları yeraltında bulunuş biçimine ve yüzeye çıktığı yere göre üç gruba ayrılır :

Tabaka Kaynağı : Geçirimli tabakaların topoğrafya yüzeyi ile kesiştikleri yerden suların yüzeye çıkmasıyla oluşan kaynaklara tabaka kaynağı denir.

Vadi Kaynağı : Yeraltına sızan suların bulunduğu tabakanın bir vadi tarafından kesilmesi ile oluşan kaynaktır. Genellikle vadi yamaçlarında görülür.

Karstik Kaynak (Voklüz) : Kalın kalker tabakaları arasındaki boşlukları doldurmuş olan yer altı sularının yüzeye çıktığı kaynaktır. Bol miktarda kireç içeren bu kaynakların suları genellikle sürekli değildir. Yağışlarla beslendikleri için karstik kaynakların suları soğuktur. Toroslar üzerindeki Şekerpınarı en tanınmış karstik kaynak örneklerinden biridir.

Sıcak Su Kaynakları

Yerkabuğundaki fay hatları üzerinde bulunan kaynaklardır. Fay kaynakları da denir. Suları yerin derinliklerinden geldiği için sıcaktır ve dış koşullardan etkilenmez. Sular geçtikleri taş ve tabakalardaki çeşitli mineralleri eriterek bünyelerine aldıkları için mineral bakımından zengindir. Bu tür kaynaklara; kaplıca, ılıca, içme gibi adlar verilir. Sıcak su kaynaklarının özel bir türüne gayzer denir.

Gayzer : Volkanik yörelerde yeraltındaki sıcak suyun belirli aralıklarla fışkırması ile oluşan kaynaklardır.

UYARI : Yerin derinliklerinde bulunan suların sıcaklığı yıl içinde fazla bir değişme göstermez. Fay kaynakları volkanik ve kırıklı bölgelerde görülür.

Türkiye’de Sıcak Su Kaynaklarının Dağılışı

Türkiye kaplıca ve ılıca bakımından zengin bir ülkedir. Bursa, İnegöl, Yalova, Bolu, Haymana, Kızılcahamam, Sarıkaya, Erzurum, Sivas Balıklı Çermik, Afyon, Kütahya, Denizli çevresindeki kaplıca ve ılıcalar en ünlüleridir.

Kategoriler : - Yazar : admin - Gün : Cuma 30 Kasım 2007- Saat : 12:03 -

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »