Oca 30

V. Murad’ın yerine tahta geçen, II. Abdülhamid yurttaşların yönetime katılmalarını sağlayacak bir anayasa kabul ve ilan edeceğine söz vermişti. Nitekim tahta çıkar çıkmaz I. Meşrutiyeti ilan etti ve bir anayasa hazırlattı. Bu İlk Anayasa (Kanun-i Esasi) 23 Aralık 1876′da ilan edildi.
Anayasa ilan edildikten kısa bir süre sonra 1877-1878 Osmanlı – Rus Savaşı başladı. Devamı »

Yazan :admin

Oca 30

Türk Ordusu
Türk milleti gibi, Türk ordusunun da şanlı, şerefli bir tarihi vardır. Türklerde siyasî hayat, orduyla birlikte doğmuş ve gelişmiştir. Ordu-millet bütünlüğü, tarihin her devrinde değişmeyen bir gelenektir. Türk tarihinin bu geleneği, Orta Asya’daki ana yurtlarında ve göçlerden sonra dünya tarihinde önemli roller oynamıştır. Orta Asya’da kurulan Hun İmparatorluğu, ilk Türk Devleti kabul edilir. Bunu, Göktürk ve Uygur devletleri takip etmektedir.
Orta Asya’da hüküm süren Türk devletlerinin düzenli orduları vardı. Süvari birlikleri, ordunun esasını teşkil ediyordu. Cesur ve cengâver askerlere sahip bu ordular, Asya’ya hakim oldukları gibi, Avrupa’nın içlerine kadar ilerlemişlerdir. Devamı »

Yazan :admin

Oca 30

Kazasker (Kadıasker)
Osmanlı Devletinde askerî sınıfa âit şer’î ve hukukî dâvâlara bakan hâkim. Kazaskerlik, ilmiye mesleğinin en yüksek mertebelerinden biri olup, teşkilât târihi bakımından ordu kâdısı demektir.
İlk olarak Abbâsîlerde kâdılkudâtlık şeklinde görülen kazaskerlik; Harizmşahlarda, Anadolu Selçuklu Devletinde, Eyyûbîlerde, Memlûklerde hattâ Karamanoğullarında da vardı. Osmanlılarda kâdılık iki kısımdı. Biri kânun ile teşkil edilmiş askerî sınıfların, diğeri ise askerlerin dışındaki halkın dînî (şer’î) ve hukûkî işlerine bakarlardı. Kâzaskerler sefere katılırlardı. Sulhte sivil dâvâlara bakarlardı. Devamı »

Yazan :admin

Oca 30

Gazi Osman Paşa 1832 yılında Tokat’da dünyaya geldi. Babası’nın işi nedeni ile 1840 yılında İstanbul’a taşındılar , Beşiktaş Askeri Rüştiye okuluna 1844 yıl’ı tahsiline başladı.
Beş yıllık öğrenimden sonra Harbiye okuluna girdi ve dört yıllık eğitimini 1853 yıl’ında tamamladı. Harbiye’de okulunu üçüncülük ile bitirerek, Erkanı harbiyeye kayd oldu,ancak Kırım savaşı çıkması nedeniyle okulunu ertelemek zorunda kaldı , cepheye savaşmaya gitti. Kırım harbinde 21 mart 1855 de gösterdiği kahramanlık ve yararlılıklarından dolayı,rütbesi mülazim evveliğe/Üsttemenliğe terfi edildi. 8 eylüll 1855 Sivastopol savaşında Osmanlı Devleti galip geldi ve Osman Paşa 1857 yılında yüzbaşı rütbesi ile İstanbul’a dönerek Harp Akademisine devam etti. Devamı »

Yazan :admin

Oca 30

Osmanli Devletinin ilk zamanlarindan itbaren bastirilan ve kullanilan gümüs para birimi. Ilk sikkede gümüsten imal edildigi için Ak (beyaz, temiz, parlak) para manasinda akçe denilmistir. Ayrica Ak kelimesi müsbet yönde bir manaya sahiptir. ‘Alni ak’ gibi. Nitekim renginden dolayi altina kizil ve sari denildigi bilinmektedir. ‘Ak akçe kara gün içindir’ atasözü de bu paranin beyaz gümüsten imal edildigini ifade ettigi gibi, geçerliligini de belirtmektedir. Ilk zamanlar gümüs para manasinda kullanilan akçe on besinci yüzyildan sonra umûmî mânâda Osmanli parasi karsiligi olarak kullanilmistir. Osmanli para birimi olan Akçe-i Osman! adiyla kullanildigi gibi, pâdisâhlarin zamanlarina göre degisik isimler almistir. Bu para Osmanlilara mahsus olup, Selçuklu ve diger islâm devletlerinin paralariyla ilgisi yoktur, ilk akçe, doksan ayar gümüsten olup, alti kirat 1,154 gram agirliginda idi. Zamanla ayari düsük ve degisik agirlikta akçeler de basilmistir. Devamı »

Yazan :admin

Oca 30

Timarlı Sipahi
Timar sâhibi süvâri askeri. Osmanlı ordusunun esâsı ve en büyük kısmını timarlı sipâhi denilen atlı ordusu teşkil etmekteydi. Timarlı sipâhiler kapıkulu sınıfları gibi maaşlı değildi. Leventler ve akıncılar gibi ganimetlerle geçinmezler, yaşamaları için devlet toprak verirdi. Toprağın üzerinde köylü vardı. O köylüden vergiyi timarlı sipâhi toplar. Bununla hem kendini geçindirir, hem de atları ve silâhları devamlı hazır bulundururdu. Timar, ordunun er ve subaylarına sürekli askerlik hizmetlerine ve kendilerinin ve adamlarının harbe hazır olmaları, sefere çıkarıldığında hazineye yük olmadan getirdikleri silâh, malzeme ve yiyeceklere karşılık ödenen bir maaş gibiydi. Devamı »

Yazan :admin

Oca 30

Gazi Osman Paşa ordusu 30 000 civarında idi, yeni saldırı hazırlıkları olması nedeniyle Osman Paşa ilave takviye birlikler gönderilmesini talep etti. Zira Plevne çok stratejik bir önem arz ettiğinden dolayı ,nihayi savaşın kaderi burada belli olacağı kesindi.

25 Ağustos 1877 tarihinde Ruslar ve Romenler Plevne şehrini beş gün durmaksızın şiddetli top ateşine tutarak, 29 Ağustos 1877 de hücuma başladılar.

Üçüncü Plevne savaşı Ruslar ve Romenler için tam bir hezimet oldu,Romanya prensi Tuna nın diğer tarafına orduları çekmeyi Çar II Aleksandar’a önerdi,Rus Çarı çekilmeyi kabul etmedi ve ilave güçler getirdi. Devamı »

Yazan :admin

Oca 30

İKİNCİ PLEVNE SAVAŞI 18 Temuz 1877 de Ruslar Plevne’ye yeniden saldırıya geçti ve ikinci Plevne savaşı başladı.
Savaş bütün gün şiddetli bir şekilde devam etti, bazı istihakamlardan Osman Paşa askerleri ricat etmek zorunda kaldı.
Osman Paşa gelen ilave 10 000 askeri güçü, harbe sokarak, Ruslara karşı taaruza geçti. Bu kanlı savaşta Ruslar önde Osman Paşa askerlerinin tüfeklerinden çıkan kurşunlarla ölmekte ve ricat etmeye çalıştıkları zaman da Osman paşanın toplarla vurduğu Rusların arkasında kapana kısılmış kalmışlardı. Ruslar perişan bir durumda bu saldırıda 8000 ölü ve 15000 yaralı verdi.

Osman Paşa ordusu yalnız 100 şehit ve 300 yaralı verdi,bu hücumdan da büyük bir zaferle çıkarak,Plevnenin savaş ile alınamayacığını kanıtladı.Osman Paşanın ikinci Plevne savaşı ile dünya harp sahnesine ,yeni tabya ve istihkam düzeni ilk defa savaş alanında uyguladı ve başarılı oldu. İkinci Plevne zaferi Osmanlıda olduğu gibi, tüm dünyada büyük yankı buldu ve mutelif halklardan taktir ve destek gördü. Plevne savaşı devam ederken Avrupada ,Osman Paşanın savaş stratejisi askeri ders kitaplarına girdi.

Ruslar bu ağır yenilgiden sonra ,artık Plevne’nin savaş ile alınmasının imkansız olduğu şüphesine düştüler. Bu malübiyetten sonra Rus Çarı ikinci Aleksander ,bizzat ordusunun başına gelerek, bütün Avrupaya ve dünyaya bu savaşı kazanacaklarını ilan ederek ve Romanya prensliğinden yardım isteyerek,ordusunun asker sayısını ilave takviyelerle 100 000 askerden daha fazla topladılar ve top sayısı 232 adetten fazla idi.

Yazan :admin

Oca 30

BİRİNCİ PLEVNE SAVAŞI

Plevne küçük bir kasaba, savunulması zor ve açıkta olan bir şehir olmasından dolayı,Osman Paşa gelir gelmez ,askerleri dinlenmeden ,istihkam hazırlıklarına geceli gündüzlü bir çalışma yaparak, savunma hattı oluşturdu. O zamanın harp bilgisine göre üstün mühendislik istihkamları hazırlayarak ,yeni savunma yöntemini tarih sayfalarına yazdırdı.İstihkamlar derin ve hilal biçiminde bir biri ile bağlantılı bir şekilde ve çıkarılan toprak da başka yere taşındığından dolayı, düşmanın siperleri fark etmesi imkansızdı. Savaş öncesi Osman Paşa nın ordusu Plevne’de 13 000 askerden ibaretti.
Devamı »

Yazan :admin

Oca 30

17 Devlete Baş Eğdiren Büyük İslâm Kahramanı
FATİH SULTAN MEHMED HAN

“İmtisal-i câhidû-fillah oluptur niyyetim.

Dîn-i İslâmın mücerred gayretidir gayretim”

diyen Fatih, ömrünü bu gaye uğruna cihat etmekle geçirmiş büyük İslâm kahramanıdır.

Osmanlı Devletini dünyanın en muhteşem imparatorluğu haline getiren, ortaçağı kapatıp Yeniçağı başlatan, Bizans’ın paslı kilidini kırarak güzel belde İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmed Han; sadece askerî sahada değil, ilim, irfan, medeniyet ve adalet sahalarında da dünyaya örnek olacak müşahhas örnekler sergilemiş ve İslama hakkıyle bağlılığın bütün ilerlemenin ana kaynağı olduğunu fiilen ispatlamış bir devlet büyüğüdür. Devamı »

Yazan :admin

-