Oca 30

Türk, mimar. Dünyanın en büyük yapı sanatçılarından biridir. Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğdu, 17 Temmuz 1588′de İstanbul’da öldü. Doğum tarihi kesin değildir. Ailesine ve yaşamına ilişkin kimi zaman yetersiz ve çelişkili bilgiler, çağdaşı Sâi Mustafa Çelebi’nin onun ağzından yazdıklarına, mimarbaşı olduğu dönemden kalan yazışmalara, kendi vakfiyesine ve yazarı bilinmeyen belge ve kitaplara dayanmaktadır. Kaynaklara göre Sinan, I. Selim (Yavuz) padişah olduktan sonra başlatılan ve Rumeli’de olduğu gibi Anadolu’dan da asker devşirmeyi öngören yeni bir uygulama uyarınca 1512′de devşirilerek İstanbul’a getirildi. Orduya asker yetiştiren Acemi Oğlanlar Ocağı’na verildi, 1514′te Çaldıran Savaşı’nda 1516-1520 arasında da Mısır seferlerinde bulundu. İstanbul’a dönünce Yeniçeri Ocağı’na alındı. Devamı »

Yazan :admin

Oca 30

Muhteşem bir devre mühür vuran usta
MİMAR SİNAN

Mimar Sinan deyince, ihtişamlı bir devre haşmetli eserlerle mühür basan, mimarî sahasında en mükemmel eserleri bizlere hediye eden koca ustayı hatırlarız hemen… Hatırlarız ve bir anda gözlerimizin önüne Şehzadebaşı gelir, Süleymaniye gelir, bütün haşmetiyle Selimiye gelir…
Bereketli bir ömürde meydana getirdiği mimari değerleri büyük 366 eserle; aynı zamanda azim ve gayretle çalışmanın karşılıksız kalmayacağını, böyle yüzlerce eserle neticeleneceğini fiilen göstermiş, gelecek nesle örnek olmuş bir büyüğümüzdür. Devamı »

Yazan :admin

Oca 30

Mora’nin elden çikmasiyla, oglu Ibrahim’in Mora valisi olma ümidini kaybeden Misir Valisi M.Ali Pasa, II.Mahmut’tan, yardimlarina karsilik, Suriye’nin idaresini istedi. Bu istegin reddedilmesi üzerine M.Ali Pasa harekete geçti ve Filistin ile Suriye’ye girdi (1831). Akka ve Sam, oglu Ibrahim tarafindan ele geçirildi. Ibrahim Pasa, kisa zamanda Anadolu’ya kadar ilerledi.
Konya yakinlarindaki savasta Osmanli ordusunu yenilgiye ugratti. Her birinin ayri hesabi oldugu büyük devletler, telâslanarak araya girmek istediler. Fransa ve Ingiltere’nin anlasamamasi üzerine, Rusya durumdan faydalandi. Zor durumdaki II.Mahmut, Rus ordusunun ve donanmasinin Istanbul yakinlarina gelmesine müsaade etti. Rusya’nin kârli çikmasindan endiselenen Fransa ve Ingiltere, II.Mahmut ile anlasma yapmasi için M.Ali Pasa’ya baski yaptilar. Neticede Kütahya Antlasmasi imzalandi (1833). Devamı »

Yazan :admin

Oca 30

Fransiz Ihtilâli’nin getirdigi milliyetçi fikirlerle temellendirilen ancak, daha ziyade arkasinda Rusya ve diger Avrupa devletlerinin tesvik ve tahriki olan etnik ve mahallî isyanlar bu dönemde alevlendi. III.Selim zamaninda isyan eden Sirplar, 1812 Bükres Antlasmasi ile bazi imtiyazlar almalarina ragmen, yeniden ayaklandilar. Yeniçeri Ocaginin kaldirildigi tarihlerde Sirplarla kismî bir anlasmaya varildi. Ancak 1830′da bir hatt-i serif ile Sirbistan’in Osmanli hâkimiyetinde bir prenslik olarak varligi kabul edildi. Rusya’nin XIX. yüzyila girerken Osmanliya karsi sürdürdügü savaslarin altinda Balkanlari ve özellikle Rumlari Osmanli Devleti’nden koparmak yatiyordu. Nitekim Odessa’da yeniden örgütlendirilen Etnik-i Eterya adli cemiyetin baskanligina Yunan Isyani sirasinda Çar I.Alexsandre’in yaveri Prens Ipsilanti getirilmisti. Yapilan plana göre Yunanistan, Yanya ve Tuna civarinda isyanlar çikarilacakti. Ipsilanti 1821′de Romanya’ya geçerek Ortodokslari ayaklandirmaya çalisti fakat basarili olamadi. Devamı »

Yazan :admin

Oca 30

II.Mahmut devri (1808-1839), hem gerçeklestirilen yenilik hareketleri ile hem de etnik ve siyasî isyanlariyla Osmanli Devleti’nin yol ayrimina girdigi bir dönemi ifade eder. II.Mahmut, öncelikle orduyu bastan asagi düzenlemek ile ise basladi. Yeniliklere karsi çikan Yeniçeri Ocagi bir nizamname ile ortadan kaldirildi. Vak’a-yi Hayriye olarak adlandirilan bu köklü degisiklikle (15-16 Haziran 1826), yeni bir ordu olusturuldu. Ancak yeniçeriler bu düzenlemeye boyun egmeyerek isyan ettiler. Sadrazam’in sarayini basan yeniçeriler sadrazamin ve islahatçilarin baslarini istediler. Ancak At Meydani’nda toplanan yeniçeriler dagitildi, ocaklari bombalandi. Böylece Avrupa tarzinda yeni bir ordunun kurulmasi yönündeki en büyük engel ortadan kaldirilmis oluyordu. II. Mahmut hükûmet teskilâtinda da degisikliklere giderek kabine ve nezaret (bakanlik) usulünü benimsedi. 1836 yilinda Dahiliye ve Hariciye Nazirliklari kuruldu. Avrupa devletleri ile A.B.D ile ticarî anlasmalar yapildi. Iktisadî ve adlî sistemde degisikliklere gidildi. Avrupa tarzinda egitim veren rüstiyeler, Harbiye ve Tibbiye okullarinin açilmasi vb. gibi egitim alaninda da islahatlar gerçeklestirildi.
Fakat, kimi seklî, kimi öze yönelik bu yenilikler devletin içinde bulundugu zorluklari asmasina yetmedigi gibi, Osmanli cografyasindaki parçalanma II.Mahmut döneminde daha da hissedilir hale geldi.

Yazan :admin

Oca 30

a-Nizam-i Cedit
Iyi bir egitim görmüs olan III. Selim bu baris döneminden faydalanarak, devlet içinde, özellikle askerî alanda, islahatlar yapmak istiyordu. Bu maksatla, Nizâm-i Cedit adi verilen ilk islahat hareketiyle, yeni bir ordu kurdu(1793). Yeniçeri Ocagi’ni kaldiramayacagini bildiginden, öncelikle Nizâm-i Cedid denilen bu orduyu batili tarzda düzenleyip, basarisini kanitlamak gerekliydi. Ancak bundan sonra Yeniçeri Ocagi lagvedilebilirdi. Fakat kendileri aleyhine ortaya çikan gelismelerden endise duyan Yeniçeriler, bazi devlet adamlarini da yanlarina çekerek yeniliklere karsi çiktilar ve isyan ettiler. Üstelik bu arada Napolyon Bonapart, bir orduyla Misir’i isgale baslamisti (1798). Osmanlilar, Rusya, Ingiltere ve Sicilya’nin da menfaatlerine dokunan Fransiz isgaline karsi harekete geçti. Ehramlar savasiyla, Misir’i ele geçirip, kuzeye yönelen Bonapart, Akka’da Osmanli savunmasini geçemedi (1799). Kusatmayi kaldiran Napolyon geri dönerken, yerine biraktigi ordu komutanlari da maglûp edildiler. Neticede Fransizlar Misir’i terk etmek zorunda kaldi(1801). Devamı »

Yazan :admin

Oca 30

KİLO ALMA

Kilo alma çabaları da aynı kilo verme kuralları gibidir. Burada da bilimsel kuralları uygulamak ve kilo vermede olduğu gibi yavaş kilo alınmasını hedeflemek önemlidir.

Araştırmalara göre bir sporcunun kilo kazanması haftada 300-600 gr civarında olmalıdır. Bunun aşağısı veya yukarısı pek iyi sonuçlar vermemektedir. Bunun için temelde, genel olarak günlük enerji gereksinimine ilave edilecek 1000 kalori fazlalık yeterli olacaktır. Egzersiz programlarında çalışma açısından da, her kas grubu için az hareket, az set ve tekrarlar uygulanacaktır. Beslenmeye gereğinden fazla yer vermek ise, gereksiz yağ birikme sorunu yaratacaktır.

Burada amaç kas kütlesinin artmasını sağlamaktır. Bu nedenle kilo artışı, uygulanmakta olan sporla birlikte yürütülürse sağlıklı ve verimli olacaktır. Aksi halde fazla kalori alımından dolayı sağlanan kilo artımı yağlanma sorunu yaratacaktır.

Kilo verme programlarında olduğu gibi, kilo alma çalışma ve tekniklerinde de önemli olan temel unsur öğün sıklığı ve beslenme maddelerinin çeşididir. Mutlaka iyi bir kahvaltı ile güne başlanmalı ve 3 ana öğün dışında iki kez de ara öğün alınmalıdır. Bu öğünler de genellikle çeşitli besinlerden alınan kaliteli protein ve karbonhidrat içeren yiyeceklerden oluşmalıdır.

Bitkisel proteinlerde, vücut için hayati önemi olan amino asitler bulunmadığından, hayvansal proteinlerce zengin bir beslenme uygulanmalıdır. Ancak maddi sorunlar nedeniyle, hayvansal proteinlere ağırlık verilememesi durumunda, beslenmeyi en azından günde 1 kilo kadar sütle takviye edip, buna 1 yumurta ilavesi ile bu eksiklik giderilebilir. Vejeteryenler’in ise sportif aktiviteleri bu nedenle sorun olabilir. Bunu gidermek için, fındık, ceviz gibi kuru yemişleri, tahıl, baklagiller ve çeşitli kök bitkileri birarada beslenme programlarına alarak, eksik amino asitleri tamamlayıcı bir, çeşitli gıda uygulamasına gidebilirler.

Büyüme çağında spor yapanlarda ise beslenme daha çok önem kazanmaktadır. Aileler genellikle çocuklarının spor yaptığını düşünerek düzgün ve çeşitli besinler içeren sofralar hazırlarlar. Fakat aile yaşantısı düzenli olmayan yetişme çağındaki sporcular tek yönlü dengesiz beslenme alışkanlıkları ile karşı karşıya kalırlar. Örneğin sandviçler, hamburger, lahmacun, tost vb. gibi yiyecekler temel besin haline gelmektedir. Hatta normal aile yaşantısı olanlar dahi bu tür beslenme alışkanlıklarını sürdürmektedirler. Bu durumlarda dahi beslenme mutlaka protein içeren yiyeceklerle takviye edilerek, eğitici ve yöneticilerin de konuyu takip etmek suretiyle, beslenmenin normal hudutlar içine alınmasını sağlamaya çalışarak takip etmesi mümkündür.

Bunların dışında yiyeceklerin mutlaka temiz ve beklememiş olması, vitamin içeriğinin de korunmuş olması çok önemlidir.

Yazan :admin

Oca 29

“Nedensellik ve gerekircilik bilimin temel ilkeleridir ve ve bu ilkeler ışığında götürülür” diye yazıyor TİP in eski genel başkanı M.A.AYBAR….

Önce deneyler yapılır veriler toplanır.Ardından mantık ve matematik kurallarında dayanılarak genellemeler yapılır.En son aşamada bu genellemlerin simgeleştirilmesi ile oluşan teoriler bilimsel(denysel) verilerle karşılaştırılarak doğrulanır veyan yanlışlanır.
Ortaya çıkan yasalar aynı zamanda olayların zorunluluğunu ortaya koyar.Yani gerekircidir.Bu şekilde nedensellik ve gerekircilik bilimin temel ilkesi olur.
19 yy bilim düşüncesi gerekirci ve nedencidir.Bilim doğada olayların neden-sonuç bağıyla birbirine bağlı olduğuna ve bugünün yarını belirlediğine inanmaktadır…

18 yy sonlarında Laplace’ın teorisinde dünya saat gibiydi.Herşeyi bilebilir, herşeyi tahmin edebilirdik.”Her şeyi hanüz bilmiyorsak”,diyordu Laplace “yarın mutlaka daha çok şey bileceğiz…”Laplace göre belirli bir anda doğanın tüm güçlerini bilen ve doğadaki tüm varlıkların karşılıklı konumlarını bilen ve bu verileri analiz edecek genişlikte bir AKIL,o evrenin en büyük cisimlerinin hareketini olduğu kadar,en hafif atomlarını hareketini de aynı formül içinde toplayabilirdi.

Ancak fizik biliminde Laplace teorisinin karşısına dikilen yeni bulgular ortaya çıktı.Elektromanyetik dünya görüşü,nedensel noktaların konum ve hızlarıyla gelceğin sapyanamayacağını,çünkü bu noktaların geçmişi hakkında da fikir sahibi olmak gerektiğini ileri sürdü.
20 yydaki üç bulgu ise bilim dünyasının altını üstine getirdi.Radyoaktivite,görecelik ve Quanta’lar…
Einstein ışık hızının ölçümleri etkiledeği uzayda zaman ve mekan görüşünü ortaya attı.(görecelik teorisi)Bu iddia herşeyin yeni baştan ele alınmasını uzay ile dünya için ayrı ölçütler kullanılmasını gerektiriyordu.

Son olarak Heisenberg,mekanik yasaların atom dünyasında geçerli olmadığını kanıtladı .Atom dünyasındaki partiküller sanıldığı gibi küçük bir güneş sistemi oluşturmuyordu.Paritiküllerin şimdiki konumundan gelecekteki konumunu mekanik yasalara göre kesinlikle saptamak olanaksızdı.Partiküller değişik yörüngeler izliyor dalga halinde hareket ediyordu.Buna Heisinberg’in “belirsizlik teorisi” adı verildi.
Nedensellik ağır darbe almış,atom dünyasında RASLANTI ya kapılar açılmıştı.bunun üzerine bilim dünyası nedensellik yasalarının yerine “Olasılık Yasalarını” getirdi.Olasılık; elverişli uygun haller rakamının olayların toplam rakamına olan orantısıdır.Elverişili uygun hal bir erkek çocuğun doğması ise ve eğer 100 bin doğumda 51,200 erkek çocuk dünyaya gelmişse,bir erkek çocuğun doğma olasılığı 0,512 dir.Görüldüğü gibi raslantı da bir yasaya bağlanıyor,gelcek hakkında yine de bir tahminde bulunmak olanağı bulunmuş oluyordu.Einstein geri kalan yaşamını Heisenberg’in kesinliksizlik teorisini çürütmeye harcadı ancak olmadı.Raslantıyı da hasaba katmak gerekiyordu.

Sonuç olarak Aybar’ın vardığı sonuç özetle şu.Marks bir 19 yy bilginiydi.Teorisi nedensellik ve gerekircilik üzerine kurdu.Oysaki bilim başka bir boyuta geçti.Bu açıdan Marksın teorisininde düzeltmelerde yapılmalı raslantı da hesaba katılmalıdır.Ancak 20 yy bu tür bir çalışma ortaya konulamamıştır….

Yazan :admin

Oca 29

Matematikte başarılı olmak, yetenekle mi yoksa çalışkanlıkla mı ilgili?

Kimi insanlar için matematik çok zor gelir, başarılı olamadıkları için de bu dalı pek sevmezler. Herkes matematik dáhisi olamaz, ama belli ölçüde matematiği herkes anlayabilir diyor bilim insanları.

Fakat Kanadalı bilim adamları, anne ve babası matematikte başarılı olmayan çocuğun bile matematik yetisini geliştirebileceğini söylüyorlar. Bilim adamları araştırmaları sırasında, okul öncesi döneminde çok iyi öykü anlatabilen çocukların daha sonraları matematikte başarılı olduklarını saptamışlar. Bu nedenle okul öncesi çocuklara, öykü anlatmayı öğretilmesi önerilmekte.

Tamamı

Arşivleri gezinirken okuyunca, paylaşmak istedim. Kimileri matematik için yetenek gerekir, kimileri çalışmak yeterlidir derler.

Çoklu zeka kuramını göz önüne alırsak ve Gardner’ın ortaya koyduğu şekilde mantıksal-sayısal zeka diye ayrı bir kavramı kabul edersek o zaman yeteneği mi ön plana almış oluyoruz?

Matematik konusunda yetersizken çalışıp kendini geliştiren insanları ele alırsak ne söyleyebiliriz?

Matematik yetenek midir? Çalışmak yeterli midir?

Yazan :admin

Oca 26

Modern tıp artık pek çok hastalığın çaresini buluyor, son 10 yılda teknolojide gelinen nokta hayal sınırlarımızı zorluyor. Ancak bütün bu sevindirici gelişmelere karşın, evren ve güzel gezegenimiz Dünya, hikmetini bir türlü çözemediğimiz sırlarla dolu. Üstelik bu konularda yürütülen çalışmalar, araştırmalar da en azından yakın gelecekte pek umut verici görünmüyorlar. Amerikan LiveScience dergisinde, yüzyıllardır gizemi çözülmeye çalışılan, varlığı ve yokluğu tartışılan, somut kanıtlara sahip olunamadığı için ‘sır’ olarak kalmayı sürdüren, bilimin bir türlü kesin ve akla yatkın bir açıklama sunamadığı tuhaf, ürpertici, merak uyandırıcı, en çok konuşulan ‘10 Gizemli Olgu’nun listesi yayımlandı. Hayaletlerden UFO’lara, psişik güçlerden ‘déjà vu’ duygusuna kadar tartışılan ve açıklanamayan 10 fenomen sizi bekliyor. Devamı »

Yazan :admin

-