Ara 01

edebiyatin birey ve toplum hayatindaki önemi

Özet

Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin görüşleri dayanak alınarak ortaöğretim Türk dili ve edebiyatı programını değerlendirmektir. Araştırmanın örneklemini Diyarbakır, Gaziantep ve Siirt illerinin merkezinde çalışan toplam 110 edebiyat öğretmeni oluşturmaktadır. Verilerin analizi için yüzde (%) kullanılmıştır. Araştırmanın bazı önemli sonuçları şöyledir: Öğretmenlerin yarısından fazlasına göre, öğrencilerin Türk dili ve edebiyatı dersine ilgileri orta düzeydedir. Öğretmenlerin büyük çoğunluğuna göre, Türk dili ve edebiyatı programının içeriği öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarını karşılamada az yeterlidir. Yine öğretmenlerin çoğunluğu Türk dili ve edebiyatı programında günümüz edebiyatına daha fazla ağırlık verilmesi gerektiği görüşündedir.

Anahtar Sözcükler: Türk dili, dil öğretimi, Türk dili ve edebiyatı programı, Türk dili ve edebiyatı öğretimi.

Abstract

The purpose of this study is to evaluate high school Turkish language and literature program, based on teachers’ opinions. The subjects of the study consist of 110 literature teachers, working at the city centres of Diyarbakır, Gaziantep and Siirt provinces. Percentage (%) will be used to analyse the data. Some of the important findings of the study are summarised below: More than half the teachers think that the interest level of the students towards the Turkish language and literature course is moderate. According to most of the teachers, the contents of the courses are not adequate to meet the meet the needs and interests of the students. Most of the teachers suggest that more importance should be given to contemporary literature.

Key words : Turkish language, language teaching, Turkish Language and Literature Program, Turkish language and literature teaching

1. Giriş

Toplumsal kültürün öğelerinden birisi olan dil, aynı zamanda kültürün kuşaklar arasında aktarılmasını sağlayan en önemli araçtır. İnsanların birbirleriyle anlaşmaları, kaynaşmaları ve bu şekilde bir toplum oluşturmaları onların ortak bir dile sahip olmalarına bağlıdır. Her ulusun bir dili vardır. Yaşamı boyunca doğal çevresi, yaptığı işler ve denemeler, kullandığı araçlar, yetiştirdiği ve yararlandığı hayvanlar, uğradığı saldırılar, yaptığı savaşlar, duyduğu üzüntüler, sevinçler, ulusun diline yansır. Ulus bunlar için ayrı ayrı sözcükler yaratır. Yaşamından çıkardığı sonuçları söyler; bunlar birer atasözü olur. Yaşadığı büyük olayları öyküler, böylece o ulusun destanları doğar. Atasözlerini, destanlarını söyleyiş yolu, o ulusun dilde güzellik anlayışını, söz sanatlarını yansıtır (Göğüş, 1978: 1). Diğer bir ifadeyle, bir ulusun kültürü bütün yönleriyle dile yansır, dil ortamında yaşayarak gelecek kuşaklara aktarılır. Böylece sağlanan bilgi birikimi, toplumsal ilerlemenin, bilim ve teknolojideki gelişmenin de sağlayıcısı olur.

Dil toplumsal yaşam açısından olduğu kadar, birey açısından da önemlidir. O, bir yandan bireylerin soyutlama yapabilmeleri, soyut düşünceler tasarlayabilmelerini sağlarken, diğer yandan da bu düşüncelerin bireyler arasında paylaşılmasını, öğrenmeyi, anlaşma ve kaynaşmayı sağlar; bireyin toplumla iyi ilişkiler kurabilmesinin aracı olur.

Ünlü düşünür Konfüçyüs’e (İ.Ö. 551-479) atfedilen şu cümleler, dilin birey ve toplum açısından ne kadar önemli bir araç olduğunun yaklaşık iki bin beş yüz yıl önce anlaşılması açısından ilginçtir.

“Konfüçyüs’e sorarlar:

- Bir ülkeyi yönetmeye çağrılsaydınız ilk olarak ne yapardınız?

Büyük düşünür şöyle karşılık verir:

-Hiç kuşkusuz, dili gözden geçirmekle işe başlardım. Ve dinleyenlerin meraklı bakışları karşısında sözlerine devam eder:

-Dil kusurlu olursa, sözcükler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılmazsa, yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz. Ödevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. İşte bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir.”

Dilin önemine ilişkin bu açıklamadan sonra, edebiyatın birey ve toplum hayatındaki önemine değinmekte yarar var.

Edebiyat, aracı ve ortamı dil olan bir güzel sanat dalıdır. İnsanın kendisini, çevresini, doğayı ve dünyayı tanıması, daha sağlıklı bir biçimde değerlendirmesi ve duyarlık kazanması için, edebiyat eğitimi büyük önem taşır. Dil ve edebiyat eğitiminde temel hedef, bir şey belletmek ve öğrenciye bilgi yüklemek değil, dili sevdirmek, dilin düzgün kullanılmasını öğretmek ve güzel yazılardan hoşlanma duygusunu aşılamaktır (Kavcar, 1994: 853).

Birey edebi eserleri okuyarak, dilinin geniş anlatım olanaklarının farkına varır. Dil duyarlılığı, sevgisi ve bilinci kazanır. Bu alanda sağlanan birikim, düşüncelerin sözlü ve yazılı olarak etkin bir biçimde anlatılmasının da sağlayıcısı olur.

Aynı zamanda birey okuduğu eserlerden etkilenir, eserin telkin ettiği şeyler sezgi ve yaşantı yoluyla bireyin davranışı haline gelir. Böylece ailenin ve okulun bireye kazandırmak için çaba harcadığı, çoğu zaman bilişsel yönü ağır basan davranışlar, edebi eserlerin okunması yoluyla, sezgi ve yaşantıya dayalı olarak bireye kazandırılmış olur.

Dilin önemine ilişkin bu açıklamalar, ülkemizde “Türkçenin gereği gibi öğretilip öğretilmediği; Türkçe ve Türk dili ve edebiyatı dersleri ile, çocuklar ve gençlerde okuma alışkanlığı, dil duyarlılığı, dil sevgisi ve bilinci uyandırılıp uyandırılamadığı ve bunun doğal bir sonucu olarak, ülkemizde insanların iletişim sürecinde Türkçe’yi doğru ve etkin bir biçimde kullanıp kullanmadığı?” sorularını akla getirmektedir.

Yazan:admin


Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için lütfen Giriş Yapınız.

-