Husserl için modern bilim; belirli kavramların kabulüyle, deney ve gözlemi bu kavramlara uyarlama işi gibi görünmektedir. Kavramların bu şekilde kullanımı elbette ki psikolojist kuşkuculuğun temelinde yatan subjektif özne ve nesne ilişkisinin kaçınılmaz bir sonucu olarak değerlendirilir. Modern bilim bu kuşkuculuğun yanlışlığından daha çok aslında eksikliğinden kurtulamamaktadır. Peki Husserl için psikolojizm ne demeye gelmektedir ve bilim nasıl olur da bu tavırdan bir türlü kurtulamaz? Devamı »
Bu çarpışmanın (patlama) etki alanı çarpışan atom çekirdeklerinin miktarına göre değişir. İtme kuvveti ve eğer elektron sayısı fazla ise itme kuvveti daha fazladır. Radyasyon’un rüzgara karışması ve daha cok ilerlemesine sebeb olur bu da hasarın merkezden ayrıldıkça hafiflemesini sağlar, eğer olduğu yerde kalsaydı ölüm oranı %39 daha fazla olurdu, çünkü radyasyonun taşınma olayı organik maddeler aracılığıyla olur. Devamı »
Ayrıca, çekirdek kaynaşmasında kullanılacak temel yakıt olan döteryum, çekirdek birleşmesinde kullanılan yakıtlara göre daha boldur. Uzman-lar çekirdek kaynaşmasından enerji üretimine ilişkin teknik güçlüklerin aşılması için daha yıllar gerekeceği kanısındadırlar.
Çekirdek kaynaşmaları genel olarak iki türe ayrılır. Birinci türden çekirdek kay-naşmasında, hafif çekirdeklerdeki proton ve nötronlar, yeni bir gruplaşmayla da-ha ağır çekirdeği oluştururlar. Devamı »
Mühendis ve bilimciler el ele vererek bir ‘bulut makinesi’ tasarladı. Hedef, güneş ısınlarını yansıtacak ve böylece küresel ısınmanın azalmasına yardımcı olacak dev bulutlar üretmek.
Bilimciler, deniz suyunu havaya püskürterek bulut üreten bir yüzer makine tasarladı. Proje hayata geçirilebilirse, gezegenin en güncel ve büyük sorunlarından olan küresel ısınmanın azaltılmasında kullanılabilir.
Yeni tasarlanan makine ‘yüzer bulut beyazlaştırıcı’ olarak adlandırılırdı. Makineyi tasarlayan ekip, ‘yüzer bulutçu’yu Pasifik Okyanusu’nun üzerinde bulut oluşturmak ve güneş ışığının yansıtılmasını sağlayarak soğutucu bir etki yaratmak için kullanmayı düşünüyor. Makine tarafından denizden alınan tuzlu su havaya püskürtülecek ve tuzlu su molekülleri etrafında daha büyük ve beyaz bulutlar oluşması sağlanacak. Devamı »
ABD’de güneşin çekirdeğinideki şartları yaratacak bir deney hazırlanıyor. Deneyin en önemli öğesi olan dünyanın en büyük lazerinin inşası tamamlandı.
Haziran 2009’da nükleer füzyon ile verimli bir yeşil enerjinin olanaklarının test edileceği bir deneye başlanacak. Devamı »
1896 yılında “radyoaktivite” olgusunun keşfedilip Marie Curie tarafından adının konmasından sonra, “enerji” konusuyla ilgili yepyeni bir sorun çıkıvermişti ortaya… Uranyum ve toryum gibi radyoaktif maddeler, şaşılası ölçüde enerjiyle yüklü partiküller neşrediyorlardı. Dahası, radyum, kesintisiz biçimde ve büyük miktarda ısı saçıyordu. Curie’nin hesabına göre, bir ons radyum, saatte 4.000 kalori veriyordu. Üstelik, bu süreç, saatlerce, günlerce, yıllarca sürüyordu, kesintiye uğramaksızın… Devamı »
BM Çevre Programı, Asya kıtasında büyük kentlerden yayılan kirli havanın dünyanın ısınma sorununu “çarpıttığı” görüşünü dile getirdi. Çin’in başkenti Pekin’de konuşan BM Çevre Programı Başkanı Achim Steiner, “Hava kirliliği sorunu, sanayiden karbondioksit salımının dünya atmosferini ısıtmada (sera etkisi) etkisinin tam anlaşılmasını da kötü biçimde örtebiliyor” dedi. Kirli hava katmanı güneş ışığını yaklaşık yüzde 75 oranı gibi anormal ölçüde keserek, sıcaklığı 2 derece düşürebiliyor. Başta fabrikalar ve otomobillerin yarattığı karbondioksit emisyonu ve hava kirliliği, canlıların yaşamı için çok önemli olan su kaynaklarını besleyen buzulları da erimeye ve kirlenmeye itebiliyor. Devamı »
Strasbourg kentindeki ulusal bilimsel araştırma merkezinden yapılan açıklamada, ülkenin güneyindeki Toulon kenti açıklarında 2 bin 500 metre derinlikte 1996 yılında başlanan teleskobun inşasının, son 2 alıcı hattının da yerleştirilmesiyle bu ay başında sona erdiği kaydedildi.
İllüstrasyon François Montanet’e aittir
Şu anda, Antares’in deniz dibinde 4 futbol alanı büyüklüğündeki bir alanda 12 hattının dikildiği ve bu hatların 900 optik modülünün karanlık deniz dibinde nötrinoları incelediği belirtildi.
Mevcut fosil yakıtlarının (petrol, kömür vs.) önümüzdeki 30-40 yıl içinde tükeneceği beklentisinden hareket edilerek, geleceğin enerji gereksinmesinin yarısına yakın bir kısmının nükleer enerji ile karşılanması umulmaktadır. Nükleer enerjinin ortaya çıkarılması iki temel sürece dayanır. Bunlardan birincisi, günümüzdeki reaktörlerin kullandığı fisyon sürecidir. Bu sürecin yakıtları uranyum, toryum gibi ender bulunan elemanlar olup, mevcut teknik olanaklarda bir gelişme olmadığı takdirde elde edilebilen miktarın bu gereksinmeyi ancak bir asır mertebesinde bir süre için karşılaması beklenebilir. Devamı »

