Haz 09

Olaylara Ve Yaşama Bütünsel Bakabilmek

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ , Çukurova Üniversitesi, 2004

Doğal sistemler dinamik bir yapı içerisinde kendilerine özgü ve
süreklilik gösteren bir denge içerisinde işlevlerini sürdürürler.
Sistem de bütün etkileşimler belirli bir denge esasına göre işlediği
için dünyanın herhangi bir noktasında meydan gelebilecek herhangi bir
fiziksel veya biyolojik değişme bir başka bölgede etkisini
gösterecektir. Doğanın bu bütünselliği kendisini yaşamın diğer
alanlarında da gösterebilmektedir. Doğa, yasalarını (gizemini) kolay
kolay açığa vurmadığı için biz bilimciler doğanın yasalarını
tümevarım veya tümdengelim yöntemleri ile çözümlemeye çalışmaktayız.
Doğadaki süreçlerin benzerleri sosyal yaşamımızda da görülebilmekte
fakat çoğu zaman içinde bulunduğumuz girdabın neden ve niçin olduğunu
anlayamayız. Bazen anlamsız tartışmalar ‘yumurta-tavuk’ örneğindeki
duruma dönüşmektedir. Her olayın bir sonuç ve her sonucun da bir
nedeni olduğuna göre, olaya bir bütün olarak uzaktan kuş bakışı ile
bakıp resimdeki karelerin ‘puzzle’ nasıl oluştuğunun görülmesi
gerekir.
Kuş bakışı bakabilmek deyimi aslında temelden olaya uzaktan bakıp onu
bir bütün olarak görebilmektir. Bu şekilde olay ve olgular arasındaki
ilişkiyi görmeyi ve tümevarım ilkesine uygun olarak olayı bir bütün
olarak görebilme şansı sağlamaktadır. Olayı bütünsel olarak göremeyen
veya kavramayan kişinin olayın perde arkasını görme şansı olmadığı
gibi geleceğe yönelik olarak da strateji çizme şansı da pek
olmayacaktır. Örnek olarak seyir halindeki bir aracın şoförünün bir
durumda yukarıdan ucan bir helikopterden veya uydulardan aldığı
görüntülerle önüne çıkacak virajlar veya yol durumu hakkında bilgi
sahibi olması ve ona göre önünü görerek emin bir şekilde hareket
etmesi ile bunun tersi durumda yine seyir halinde yoluna devam etmesi
fakat önüne çıkacak tehlikeleri ve virajları görmeden tam gaz giderek
olası kazaya neden olması g=F
6sterilebilir. Boyu 10 metreleri bulan ağaçlardan oluşan bir ormanda
dolaşan birinin ormanın genel görünümü hakkında sağlıklı bilgi sahibi
olamaması gibi uçaktan ormanlık alanın üzerinden geçerken alanın
peyzajı ve bazı renk tonlarından faydalanarak ormandaki çeşitlilik ve
ekolojik değişimler hakkında bilgi sahibi olması mümkündür.
Sosyal bilimlerde toplumsal olaylara yaklaşımda olayı uzaktan
görebilmek, yeni yaklaşımların ve olası toplumsal hareketlerin
önceden kestirilebilmesi katkıda bulunacaktır. Kuş bakışı yaklaşım
biz bilimciler için araştırma bulgularının yorumlanmasında büyük
katkı sağlamaktadır.
Soğuk savaş döneminin dünyada ve ülkemizde yarattığı olguyu
bütünsel olarak görmeden ve anlamadan her alanda içinde bulunduğumuz
çıkmazı anlamamız mümkün olmayacaktır. Eğitimden askeri yapılanmaya,
sokaktaki insanın yaşam biçiminden dini inançlarımızın yaşanmasına
kadar bir çok konu soğuk savaş döneminde önümüze konulan planın bir
parçası olarak yeni yeni anlaşılmaktadır. Her alandaki ilkesizlik,
kuralı ve çıtası belirli olmayan işlerin temelinde bu anlayışın
sonuçları bulunmaktadır. Soğuk savaşın hedefini bilmeden bugün ülke
olarak içinde bulunduğumuz çıkmazları anlayamayız. Hele Ortadoğu’daki
kanı ve gözyaşını anlamamız hiç mümkün olmayacaktır.
Bilimcilerin uyarılarına karşın trafikte gördüğümüz ‘bize
bir şey olmaz, ne olacak canım’ gibi düz sözlerin yarattığı yıkımdan
alınacak ders yerine bireysel suçlama, sorumluluk almamak, sürekli
şikayet gibi yollara sapılmaktadır. Gelişmiş kişiler ve toplumlarda
ise ‘bundan alınacak bir ders mutlaka vardır’ diyerek olay irdelenir
ve sebep-sonuç ilişkisi cesurca ve soğukkanlılıkla incelenir ve
çıkarılan derse göre kişi tavrını belirler. Bizim gibi duygusal
toplumların eğitim sisteminde artık bütünsel bakış açısının
öğretilmesi zorunlu görülmektedir. Bütünsel bakabilme bir diyalektik
bakış açısı olup ‘ne neden olur? Nasıl olur? Ne olursa ne olur veya
ne olmaz?’ Bu tür sorular sistematik yöntem bilimi içerisinde
irdelenirse daha öğretici ve aydınlatıcı olacaktır. Bu yöntem
öğretisi kişiye farkına varma bilinci kazandırmakt
adır. Bütünsel düşünme yöntemi ve öğretisi içinde kişinin her olayda
sorumluluğu olduğunun bilinci öğretilmelidir. Ekosistem bilgisi
içerisinde herşey bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlı olduğu
gibi her olayda bizlerin bireysel olarak sorumluluğu bulunmaktadır.
Ayrıca bu öğretide her durumda ‘yapabileceğin bir şey vardır ve bunu
yapmakla yükümlüsün’ eğitimi verilmelidir. Dr. Erdal Atabek buna
‘etkinlik eğitimi’ diyor. Ve bunun insanı hiçlikten, değersizlikten
ve ruhsuzluktan kurtardığını belirtiyor. Böylece kişiye kendi
varlığının bilinci ile özgüveni gelir ve sorumluluk duyar olaylara ve
olgulara karşı.
Son yıllarda her yağıştan sonra bir ilimiz sele kurban gider,
hep göz yaşı, hep perişan aileler ve bildik sözler. Çoğumuz sormayız
ne oluyor da bugüne kadar sele yenik düşmeyen alanlar şimdilerde sel
baskınına uğruyor. Hızla gelişen tarım dışı arazi kullanımı ve
kentleşme ile artan sel baskınları arasında yüksek düzeyde ilişki
bulunmaktadır. Artan yoksulluk, göç, çarpık kentleşme ve sanayileşme
kırsal kesimden kentlere yüksek bir göç dalgası yaratmıştır. Uzak
görüşlü ve sistematik düşünme alışkanlığı ve yeteneği olmayan
toplumumuzda önce sonuç oluşur, yani kaza yada sel oluşur, sonra onun
gereği düşünülür.
Bütünsel bakamamaya bir diğer örnek de İstanbul’da alt yapısı
hazırlanmadan açılan Olimpiyat Stadyumunda oynatılan maçta
görülmüştür. Yol yetersiz ve on binler gidişte ve gelişte yollarda
perişan. Hani derler ya tam ‘Türk işi’. Bunun anlamı plansızlık ve
programsızlıktır. Çağdaş toplumlarda bu tür durumlarda çok yönlü
olarak olay düşünülür, planlanır ve son aşamada ise harekete geçilir.
Tabii bir tek yanlış yapan biz değiliz. Eski Sovyetler Birliğinde
tarım bilimcileri iyi niyetle Aral gölünü besleyen tatlı su
kaynaklarının tarım alanlarına yönlendirerek birim alandan daha fazla
ürün almayı hedefliyorlardı. Nihayet kanallar açıldı, ilk yıllarda
verim artışı sağlandı fakat kısa süre sonra Aral gölü kurumaya
başladı, tarım toprakları tuzlulaşarak verimsizleşti. Sonuç ekolojik
felaket, bölgeye özgü binlerce bitki ve su canlıları yok oldu.
Sonunda Arala yakın kentler kuruyan gölden esen kum fırtınalarının
etkisinde kaldı. İşte tek yönlü fakat iyi niyetli düşünmenin sonucu

Yazan:


Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için lütfen Giriş Yapınız.

-