Osmanli’da Para ( Akce )
Osmanli Devletinin ilk zamanlarindan itbaren bastirilan ve kullanilan gümüs para birimi. Ilk sikkede gümüsten imal edildigi için Ak (beyaz, temiz, parlak) para manasinda akçe denilmistir. Ayrica Ak kelimesi müsbet yönde bir manaya sahiptir. ‘Alni ak’ gibi. Nitekim renginden dolayi altina kizil ve sari denildigi bilinmektedir. ‘Ak akçe kara gün içindir’ atasözü de bu paranin beyaz gümüsten imal edildigini ifade ettigi gibi, geçerliligini de belirtmektedir. Ilk zamanlar gümüs para manasinda kullanilan akçe on besinci yüzyildan sonra umûmî mânâda Osmanli parasi karsiligi olarak kullanilmistir. Osmanli para birimi olan Akçe-i Osman! adiyla kullanildigi gibi, pâdisâhlarin zamanlarina göre degisik isimler almistir. Bu para Osmanlilara mahsus olup, Selçuklu ve diger islâm devletlerinin paralariyla ilgisi yoktur, ilk akçe, doksan ayar gümüsten olup, alti kirat 1,154 gram agirliginda idi. Zamanla ayari düsük ve degisik agirlikta akçeler de basilmistir. Umûmî olarak bir yüzünde “La ilahe illallah Muhammedün resûlullah” ibaresiyle bu ibarenin dört tarafinda Peygamber efendimizin dört halîfesinin ismi, diger yüzünde de parayi bastiran pâdisâhin ismi, basilis yeri, târihi ve Osmanlilarin mensûb olduklari Kayi boyunun damgasi bulunurdu. Onbesinci asirdan itibaren para mânâsinda kullanilan akçeye; Lala Yürgûç akçesi, avariz akçesi, geçer akçe, kalp akçe gibi çesitli adlar verilmistir. Ayrica deger düsüsü neticesinde; zilyûf akçe, kirpik akçe, kizil akçe, çil akçe adlarini da almistir. Çürük akçe deyimi ile kullanilan para ise bakir sikkeyi ifâde etmektedir.
Osmanli Devleti’nin kurulus yillarinda Selçuklular veya diger devletler tarafindan bastirilan çesitli paralar kullaniliyordu, ilk Osmanli sikkesini Osman Gazi bastirdi. Bu gümüs para, 15 mm. çapinda ve 0,68 gr. agirligindaydi. Basildigi yer ve târih belli olmayan bu paranin yüzünde “Darebe Osman bin Ertugrul” ibaresi yaziliydi. Elde mevcûd en eski Osmanli akçesi, ikinci Osmanli pâdisâhi Orhan Gazi tarafindan bastirilmistir. Orhan Gazi devrine ait en eski akçe 1327 (H.727) târihinde Bursa’da bastirildi. Bu Osmanli akçesinin bir tarafinda “La ilahe illallah Muhammedün resûlullah” ibaresiyle, etrafinda; Ebû Bekr, Ömer, Osman, Ali’nin (r.anhüm) isimleri; diger tarafinda ise, Orhan bin Osman ve basildigi yeri gösteren Bursa ismi, altinda ise Orhan Gâzi’nin beylige geçisinin üçüncü senesini isaret eden siyâkat rakami ile üç sayisi ve kenarlarinda da paranin basildigi yil 727 ile Osmanlilarin mensûb olduklari Kayi boyunun damgasi vardi. Orhan Bey zamaninda, tarihsiz ve üzerindeki yazilar geometrik motiflerden mütesekkil bir çerçeve içine alinmis ilhanli paralarina benzer paralar da basilmistir. Çerçevesiz olup üzerinde, “Orhan halledallahü mülkehû” ibaresi yazili bulunan akçeler daha sâde idi. Basildigi yer ve târih belli olmayan bu akçelerin Orhan Gâzi’nin beyligin idaresini ele aldigi ilk senelere âid oldugu kuvvetle muhtemeldir.
Orhan Gâzi’den sonra pâdisâh olan Murâd Hüdâvendigâr zamaninda gümüs akçeler bastirildigi gibi, üzerlerinde basilis yeri bulunmayan pul, fels ve mangir özelliginde bakir paralarda basildi.
Yildirim Bâyezîd zamaninda basilan gümüs ve bakir paralar üzerinde darb yeri yok ise de, târih mevcuddu. Basilan bu gümüs paralarin ayari %90 idi. Bu pâdisâh zamaninda devletin altin parasi bulunmadigi için, Venedik lilerin altin dukasi kullaniliyordu. Bir Venedik dükasi, kirk akçe degerinde idi.
Fetret devrinde Musa Çelebi, Edirne’de kendi adina para bastirdi. Yildirim Bâyezîd’in büyük oglu Süleyman Çelebi de kendi adina bastirdigi paranin üzerine tugra koydurdu.
Çelebi Mehmed Han zamaninda Amasya, Ayaslug (Selçuk), Bursa, Edirne ve Serez sehirlerinde basilmis akçeler vardi.Timur Han’in Osmanlilar üzerinde hâkimiyet kurmasindan sonra, Çelebi Mehmed Han 1404 (H.806)’da Bursa’da bastirdigi paralara kendi adiyla birlikte Timur Han’in da adini bastirmis ve hâkimiyetini tanimisti. Vezin ve ayar yönünden diger Osmanli paralariyla ayni olan bu paranin bir yüzünde “La ilahe illallah Muhammedün resûlullah, Duribe Bursa 806″, diger yüzünde ise; “Demûr (Timur) Han Gürgân, Muhammed ibni Bâyezîd Hân halledallahü mülkehû” yaziliydi. On sene sonra Osmanli birligini yeniden kurup, istiklâlini kazaninca paralardan Tîmûr Han’in ismini kaldirdi. Çelebi Mehmed Han’in zamanina kadar Osmanli paralarinda hiç bir lakab ve unvan yazilmadigi hâlde o, ilk defa “Sultan” ve “Han” unvanlarini kullandi. Bastirdigi akçelerin üzerine “Sultân ibni Sultân Muhammed ibni Bâyezîd Han” ibaresini yazdirdi. Ayrica “Halledallahü mülkehû” ibaresini kaldirip, son Osmanli paralarina kadar devam eden “Azze nasruhû” ibaresini koydu.
Ikinci Murâd Han zamaninda da Edirne, Bursa, Ayaslug, Bolu, Engüriye (Ankara), Karahisar, Serez, Tire ve Amasya sehirlerinde akçe bastirildi. Bursa’da bastirilan ve mangir adi verilen paranin üzerinde ikinci Murâd Han’in isminin altinda Osmanlilarin Kayi boyundan geldigini gösteren bir damga vardi. Bu damga sâdece Bursa ve Edirne’de basilan paralar üzerinde idi.

Yorum Yapin
Yorum yapabilmek icin giris yapmalisiniz.