May 25

YARARLI BAKTERILER
Bakteri ismini duydugunuzda akliniza nasil bir canli türü geliyor? Elbette birçogumuzun aklina bu isim duyuldugunda mikroplar, hastaliklar ve uzak durulmasi gerekilen küçük yaratiklar gelmektedir. Ancak bunun yaninda yine birçogumuz hergün mutfagimizi, banyomuzu sterilize etmek için ugrasirken yok ettigimiz milyonlarca bakteri türünün hayatimizdaki olmazsa olmaz dedirtecek faydali özelliklerinden de bihaberiz. Aslinda iste bu monera aleminin küçük canlilari olan bakteriler olmasaydi, ne dünya simdiki oldugu gibi olabilirdi ne de insanlar simdi göründükleri gibi olurdu. Dünyamizin bu mikroskopik canlilari sadece insandaki bazi zararli canlilari öldürmekle kalmaz, dünyamizin üzerine kuruldugu kimyasal döngülerde de önemli yerler edinirler.Bakterilerin en önemli faydasi olarak dünyamizda biriken artik maddelerin ana biyolojik monomerlerine ayristirilmasi olarak gösterebiliriz. Eger çürükçül bakteriler olmasaydi ölü insan bedenleri ve canliligini yitirmis bitki parçaciklari öldükleri bedende kalacaklardi ve bunlarin ana organik maddelere dönüsümü olmayacakti. Böylece karbon döngüsünün önemli bir parçasi yerine getirilmemis olacakti. Bu çürükçül bakteriler yaptiklari bu parçalama islemiyle ayni zamanda topraklari da beslerler ve verimli hale getirirler.

Bazi bakterilerin çürütücü göreviyle dogaya katkilarda bulunmasinin yaninda kimi bakterilerde asi veya antibiyotik olarak tip sektöründe insanlara daha saglikli bir hayat sunmak için kullanilirlar. Bilindigi üzere öldürülmüs veya zayiflatismis bakteriler insan vücuduna enjekte edildiginde, vücut bu bakterilere karsi antikor üretmeye baslar ve bu zayiflatilmis veya ölü olan bakterilere karsi bir üstünlük saglar. Bu olaya tip alaninda bagisiklik denmektedir. Vücut güçsüz bakterilere karsi benzetme yerindeyse bir antreman yapmis olur ve güçlü, saglam bakterilerle karsilastiginda nasil davranmasi gerektigini ögrenmis olur. Bildiginiz gibi günümüzde de tetanoz olsun verem olsun bir çok hastaligi önlemek için çok çesitli bakteriler kullanilir ve bir önlem olarak sayilirlar. Yine benzer sekilde bazi bakteriler de yine tip sektöründe antibiyotik yapiminda kullanilirlar. Streptomycin adi verilen bir bakteri türü Bacitracin,Polymyxin, ve Erythromycin adi verilen antibiyotikler üretmektedir ve bu antibiyotikler hastalik önleyici olarak çok zaman insanlar tarafindan kullanilmaktadir.

Bakteriler kimi zamanda besin yapiminda sikça kullanilmaktadir. Birçok bakteri türü fermantasyon adi verilen süreç sonucunda kimyasal degisikliklere sebep olmaktadir. Örnegin peynir ve yogurt bu tür kimyasal degisikliklerin sonucu ortaya çikmis yararli besinlerdendir. Ayrica yine Clostridium bacterium adi verilen bir bakteri türünün fermantasyonu süreci sonunda ortaya çikan bütül alkol ve asetone kimya sektöründe çok kullanilan degerli kimyasal maddelerdendir. Yine benzer sekilde insan kaninin plazmasinda bulunan Dextran adli yararli bir madde de yine Leuoconostoc adli bir bakteri tarafindan yapilmaktadir. Saymakla tükenmeyecek faydalari olan bakterilerin son bir yararindan da bahsetmek gerekirse, bazi bakteri türleri bazi hayvanlarin bagirsaklarinda özellikle selülöz sindiriminde kullanilmaktadir ve bu selülözün karbonhidratlarin temel tasi olan glikoza indirgenmesini saglar ve böylece hücreler için gerekli olan enerji de bulunmus olur.

Aslinda hep kafamizda zararli yaratiklar olarak yer edinmis olan bakterilerin faydalari sayilacak gibi degildir ama bu kadari bile insanlari sasirtmaya yetmektedir. Bizim zararli olarak nitelendirdigimiz bu monera aleminin nerdeyse 1 mikrondan küçük bu savasçilari, bizim onlari zararli ve yok edilmesi gerekilen küçük yaratiklar olarak nitelendirmelerimize aldiris etmeden hep bizim yararimiza çalismaktadirlar ve ileride de bizim emrimizde çalisacaklardir; her ne kadar biz onlarin faydalarin farkinda olmasak da…

Yazan :admin

May 25

Akraba Evlilikleri
Türkiye gibi akraba evliliklerinin yoğun olduğu ülkelerde, sakat bebek doğumları çok sık görülmektedir. Akraba evliliklerin görülmesinin sebepleri arasında genellikle, aileye ait mal varlığının dağılmaması, aile bireyleri arasındaki sevgi ve saygıyı korumak, akrabaların evlilik ve sosyo ekonomik beklentilerinin aynı olması ve karşı cinsle rahat iletişime girememe gibi etkenler sayılabilir. Akrabalar arasında yapılan evliliğe endogami denilmektedir.Kalıtımın taşıyıcısı genlerdir. Bizler nesiller öncesinden gelen atalarımızın bize hediye ettiği genetik kalıtımla yaşama başlamaktayız. Vücudumuzun büyüyüp gelişmesi ve çalışması genlerimizin kontrolü altındadır. Yaşamın temel taşı olan genler, bir DNA molekülündeki belirli bir özellik içeren kesitine verilen addır. Her bir gen ya da birkaç gen kümesi bizdeki bir özelliğin bilgisini içerir. Anne ve babadan eşit olarak geçen genler, bizdeki tüm yaşam duvarlarını örer. Genler hücrelerde bulunan kromozomların kısımlarıdır. Dolayısıyla genler, kromozomlarla birlikte çoğalarak, hücre bölündükçe yeni hücrelere geçerler. Kişide her genin, biri anneden biri babadan gelmiş olan iki kopyası (alleli) bulunur. Bazen genin bir kopyasının yapısı bozuktur ve bu bozuk kopya yüzde elli olasılıkla çocuğuna geçer. Bozuk bir gen, kişinin bazı vücut işlevlerinin bozulmasına neden olur.

Bir karaktere ait olan özelliğin diğerine baskın olması halinde o karaktere baskın (dominant) gen , baskın olmayan gene resesif (çekinik) gen denir. Bir karakterin çıkması, iki aynı gen frekansının karşılaşması demektir. Eğer bir hastalığa ait gen (resesif) anneden aktarılırken, babadan da aynı (resesif) gen ile karşılaşırsa o hastalık mutlaka doğacak olan çocukta çıkacaktır. Eğer , anneden resesif gen, babadan da dominant gen karşılaşırsa bu sefer doğacak çocuk da tıpkı anne ve babası gibi hastalığın taşıyıcısı olacak, ama o hastalık açığa çıkmayacaktır. Aynı karakterde iki resesif genin karşılıklı gelmesi çekinik alleller sonucu hastalık çıkar. Anne ve babadan iki baskın gen (dominant) alan çocuk (baskın alleller) ise tamamen sağlıklıdır.Dolayısı ile, akraba evliliklerinde aynı gen yapısına sahip olan ailede , resesif genlerin birbirleriyle karşılaşma ihtimalleri, daha fazla olacaktır.

Buna örnek olarak kahverengi ve mavi göz renklerini ele alalım. Kahverengi göz rengi dominant gen (baskın) olsun , diğeri için de mavi ise (çekinik) resesif gen diyelim. Anne-babadan birinin göz renginin mavi (m), diğerinin kahverengi (K) olduğunu düşünelim.
Bebekler anne-babalarından kalıtımla; kahverengi-kahverengi (KK), kahverengi-mavi (Km), mavi-kahverengi (Km) ve mavi-mavi (mm) genler gibi dört ihtimal almış olurlar. İlk üç durumda bebeğin gözleri kahverengi (baskın renk olduğu için), son şıkta ise mavi (çekinik renk olduğu için) olacaktır.

KK=K Km=K Km=K mm=m

İnsanlar birçok kalıtsal hastalığın genini taşır. Normal aile yapısında da hamilelikte çocuğun hastalıklı doğma olasılığı %25, taşıyıcı olma olasılığı %50, genin bozuk kopyasını hiç almamış olma olasılığı ise %25′tir. Akraba evliliklerinde aynı soydan geldikleri için anne ve babanın aynı genin bozuk kopyasını taşıma, yani hastalığın taşıyıcısı olma olasılığı çok yüksek olduğundan çocuklarında hastalıkların oluşma şansı çok daha fazladır.

İşte akraba ile evlenme, zararlı baskın ve çekinik genlerin üst üste gelerek frekanslarının çakışması sonucu ortaya çıkma ihtimalini artırdığından genetik hastalıkların görülmesine yol açabilmektedir. Bunların çocukta görülmesi için ana ve babanın her ikisinin de en az bir zararlı çekinik gene sahip olması gerekir. Biraz önceki göz rengi örneğinde olduğu gibi, mavi göz renginin çekinik genleri, hem anneden hem babadan gelirse, çocuk mavi gözlü olacaktır. Dolayısı ile akraba evliliklerinde aynı gen yapısına sahip olan ailede , zararlı (resesif) genlerin birbirleriyle karşılaşma olasılığı fazla olacaktır. Akraba ile evlenme, kalıtımla geçen hastalıkların bulunduğu ailelerde bu yönden sakıncalıdır. Böyle durumlarda bazı çekinik genler çakışabilecek ve böylelikle hasta çocukların doğma ihtimali artacaktır. Hastalığın çıkması, iki resesif genin karşılık olarak bir araya gelmesi demektir. Bilindiği üzere resesif genler hastalık taşıyan genlerdir.

Ailede genetik dağılım ,erkek ve kız kardeşlerde, genellikle genlerin yarısı birbirinin aynıdır. Gen ortaklarının oranları, akrabalık uzaklaştıkça küçülür. Torunlar, dede ve ninelerin dörtte bir genine sahiptir. Yeğenlerin genleri ise, genellikle amca ve halalarının, dayı ve teyzelerinin dörtte bir genine eşittir. Daha uzak akrabalıklarda bu oran, kardeş çocuklarında olduğu gibi sekizde bire düşmektedir.

Kan uyuşması çözüm müdür?
Akraba evliliğinde Kan uyuşmazlığı kan grubu ile değil kanınızdaki Rh faktörü ile ilgilidir. Yalnızca kadının Rh – , erkeğin ise Rh + olduğu durumlarda oluşabilir. Kan gruplarının uyuştuğu hallerde doğum sonrasında çocuklarda kalıtımsal hastalıklar görülmüştür.Erkekte bulunan Rh faktörünün genetik aktarımla ana karnındaki fetüste ortaya çıkması anne ile bebek arasında bir kan uyuşmazlığının ortaya çıkmasına neden olacaktır. Günümüzde akraba evliliklerinde en çok görülen hastalıklar; zekâ geriliği (fenilketonüri), Akdeniz Anemisi, Alzheimer, Parkinson, Huntington hastalığı ve nöron ölümüdür, özürlü ve ölü doğumlar da bu örnekler arsında sayılmaktadır.

Çocuk Doğmadan Önce Kalıtsal Bir Hastalığın Tanısı Konulabilir mi?

Gen analizi de denilen DNA analizi yöntemleriyle artık hamileliğin ilk üç ayında birçok hastalığın tanısı konulabilmektedir.Genetik bilimin gelişmesi ile bazı hastalıklarda daha anne karnında müdahale çalışmaları hız kazanmıştır. Bebeğin anne karnında içinde yüzdüğü sıvıdan, ya da beslenmesini sağlayan kordondan alınan sıvıların incelenmesiyle bir anormallik olup olmadığı % 93 oranında kesinleştirilebiliyor.Yapılan testlerde, anne karnındaki bebeğin ense kalınlığı ölçülüyor. Bebeğin ensesinde fazla sıvı birikmesi, doğuştan zekâ geriliği anlamına gelen Down sendromunun habercisi olabiliyor. Ayrıca bazı kromozom bozukluklarında ve doğumsal kalp hastalıklarında da bebeklerin ense kalınlığı artıyor. Bu çalışmalar ilerisi için umut veren gelişmelerle devam etmektedir.

Yazan :admin

May 25

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, 3. nesil cep telefonu ihale tarihinin Telekomünikasyon Kurumu tarafından önümüzdeki 1 hafta içinde açıklanacağını söyledi.


Bakan Yıldırım, bilişim suçlarıyla ilgili düzenlemenin de süresi içerisinde çıkacağını, herhangi bir gecikme öngörmediklerini bildirdi. Ulaştırma Bakanı Yıldırım, Bilkent Üniversitesi tarafından birincisi düzenlenen İktisadi Yönetimde Güncel Konular Konferansı’na katılarak bir konuşma yaptı. Yıldırım, reel ekonomide son 4 yılda yaşanan gelişmelerin ulaştırma ve haberleşme alanına nasıl bir etki yaptığını değerlendirdi. Türkiye’nin 2002-2006 yılları arasındaki 4 yılının 1993-2002 yılları arasındaki 10 yıl ile kıyaslandığında Türkiye’deki değişimin daha iyi anlaşılacağını belirten Yıldırım, Türkiye ekonomisinin son 4 yılda sürekli ortalama 7.4 büyüdüğünü kaydetti.

Büyümenin güven ve istikrar ile paralel olduğunu anlatan Yıldırım, özel sektör yatırımlarının da istikrara bağlı olarak arttığına dikkat çekti. Toplam yatırımlar içinde özel sektöre yatırımlarının bu dönemde yüzde 60 olduğunu anlatan Yıldırım, 2002 yılı öncesinde özel sektör yatırımlarının tüm yatırımlar içindeki oranının sadece yüzde 10 olduğuna dikkat çekti. 2002 yılında özel sektörün toplam yatırımı 20.6 milyar dolar iken 2006 yılında bu rakam 67 milyar dolara çıktı diyen Bakan Yıldırım, GSMH’nin de 181 milyar dolardan 400 milyar dolara çıktığını hatırlattı. Kişi başına düşen milli gelirin de 2 bin 600 dolardan 5 bin 600 dolara çıktığına dikkat çeken Yıldırım, ulaştırma ve iletişim yatırımlarında güven ve istikrar ortamı sağlandığında özel sektörün de yatırım yapacağını söyledi. Türkiye’de yaşanan güven ve istikrar ortamında özel sektör-kamu işbirliği ile birçok ulaştırma ve iletişim sektöründe yatırım yaptıklarını anlatan Yıldırım, özellikle havaalanları ve denizcilik sektöründe çok önemli yatırımların Yap-İşlet-Devret modeli ile çok kısa sürede üstelik kamuya hiçbir maliyeti olmadan yapıldığını ifade etti. Bu kapsamda 2003-2006 yılları arasında Türkiye’de havacılık sektöründe çok önemli gelişmeler olduğuna dikkat çeken Yıldırım, iç hatlar yolcu kapasitesinin 1 yıl içinde ortalama yüzde 40 büyüdüğünü söyledi. Yıldırım, kapasite artırımının altyapı eksikliğini ortaya çıkardığını belirterek, bunun için de yine kamu-özel sektör işbirliği ile havaalanlarının altyapılarının kamu kaynağı kullanılmadan yapılarak hizmete sokulduğunu söyledi. Türkiye’deki 72 havaalanının yolcu kapasitesinin yıllık 50 milyon olduğunu anlatan Yıldırım, 2002 yılında bu 8.5 milyonu iç hat olmak üzerde 33 milyon yolcu taşınırken, 2006 yılı sonunda 29 milyonu iç hat olmak üzere toplam 62 milyon yolcu taşındığını kaydetti.
Denizcilik sektöründe de aynı şekilde birçok limanın ihale edilerek yapıldığını belirten Bakan Yıldırım şunları kaydetti: Ulaştırma, kendi başına bir ticaret değildir. Ülkelerin ticaret faaliyetlerini birinci dereceden etkileyen ve etkilenen bir hizmet sektörüdür. Bir ülkede ulaştırma, iletişim ve haberleşme sektörlerinde bir azalma oluyorsa o ülkenin gelişmesinde, ekonomisinde sorun var demektir. Çünkü ulaştırma, iletişim ve haberleşme sektöründeki gelişmeler bir ülkenin ekonomisi için de barometre özelliği taşır. Yıldırım, konferanstan ayrılırken, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Yıldırım, 3. nesil mobil telefonlarla ilgili ihale tarihinin belirlenip belirlenmediği konusundaki soru üzerine, ”Bugün, yarın belli olur. Çalışmalar normal seyrinde devam ediyor” dedi. Yıldırım, Telekomünikasyon Kurumu’nun ihale tarihini 1 hafta içerisinde açıklayacağını belirtti. Bakan Yıldırım, bilişim suçlarıyla ilgili tasarının bu yasama döneminde yasalaşıp yasalaşmayacağı sorusunu yanıtlarken, ”Çalışmalar yarın komisyonda tamamlanacak. Genel Kurul gündemine girecek. Herhangi bir gecikme görmüyoruz. Süresi içerisinde çıkacak. Çünkü bu önemli bir düzenleme ve kamuoyu da bu düzenlemeye karşı çok duyarlı. O bakımdan gerekli önceliği Genel Kurul’da alarak, bu yasama döneminde, zamanında çıkacağını düşünüyoruz. O konuda hiçbir tereddütümüz yok” diye konuştu.

Yazan :admin

May 25

Bilim adamları küresel ısınma yüzünden dünyanın daha hızlı döndüğünü açıkladı. Dönüş hızının artmasına bağlantılı olarak gelecekte günler de kısalacak.


Merkezi Hamburg’da bulunan Max Planck Enstitüsü’nden Jeofizik uzmanı Felix Landerer ve ekibi küresel ısınmanın yarattığı ısıyla dünyadaki suların ısınıp genleştiğini dolayısıyla da su seviyesinin arttığını belirterek bu genleşmenin dünyadaki su dağılımına ne gibi bir etki yapacağını anlatmak için bir model geliştirdi.
Bu model üzerinden açıklama yapan Felix Landerer dünyanın kendi etrafındaki normal dönüş hızının 23 saat 56 dakika sürdüğünü fakat dönüş hızının küresel ısınmaya bağlı olarak 200 yıl içinde 0.12 mil daha hızlı olacağını söyledi.
Zaman içinde dünyanın dönüş eksenine yakın olan kutuplardaki yoğunlaşan kütlenin dünyanın daha hızlı dönmesine neden olacağını belirten Landerer şunları söyledi: ‘Kollarınızın vücudunuza yapışık olduğunu ve bu halde döndüğünüzü düşünün. Bir de kollarınız açık bir şekilde döndüğünüzü. İlk pozisyondaki dönüşünüz çok daha hızlı olacaktır’.

Yazan :admin

May 25

İnternet arama motoru Google ve Fransız haber ajansı Agence France-Presse (AFP), Google kullanıcılarının ajansın geçmişteki haber ve fotoğraflarını arayabilmesine olanak tanıyan bir lisans anlaşması imzaladı.

İki şirketten yapılan ortak açıklamaya göre bu anlaşmayla Google, hem kendi haber sitesinde hem de diğer servislerde AFP’nin içeriğini kullanabilecek. Anlaşmanın detayları ise henüz tam olarak açıklanmadı.

İki şirketin ortak açıklamasında bu anlaşmanın AFP’nin haber ağındaki içeriklerini yeni ve geliştirilmiş yollarla kullanımına olanak tanıyacağı ve internet kullanıcılarının haberlere ulaşımını ciddi biçimde geliştireceği belirtildi.

Ayrıca anlaşmaya göre Fransız ajansı, 2005 Mayıs’ında Google’a karşı kendi haberlerini ve fotoğraflarını izinsiz kullanmaktan dolayı yaptığı suç duyurusunu geri çekecek. Medya dünyası tarafından da yakından takip edilen bu dava hem Amerika’da hem de Fransa da görülüyordu. AFP, hem uğradığı zarar için tazminat talep ediyor hem de kendine ait haber ve fotoğraflara logosunun yerleştirilmesini istiyordu.

AFP Başkanı ve CEO’su Pierre Louette, anlaşmayı memnuniyetle karşıladıklarını ve bunun ajans için ileriye doğru atılmış büyük bir adım olduğunu söyledi. AFP içeriğinin bundan sonra başta Google News olmak üzere diğer Google servislerinde yer alacağını ifade eden AFP CEO’su, anlaşmanın bundan daha fazlasını da içerdiğini belirtti. Ancak bu konuda bilgi vermedi.

Dünya genelinde 165 ülkede ve 4 binden fazla çalışanı olan AFP’nin hâlihazırda Yahoo, MSN ve AOL ve diğer büyük internet sağlayıcıları gibi büyük şirketlerle lisans anlaşması bulunuyor. Dünya genelinde ise 7 binden fazla müşteriye sahip.

AFP ve Google’ın anlaşması, arama motorunun yaklaşık 8 ay önce diğer bir dünya ajansı olan Associated Press (AP) ile anlaşmasının ardından gelmesi açısından da önem taşıyor. AP, Google’ın, kullandığı içerik için ücret ödemeyi kabul ettiğini duyurmuş; ancak ayrıntılı bir bilgi vermemişti.

1998 yılında California’daki Silikon Vadisi’nde kurulan arama devi Google’ın 10 binden fazla çalışanı bulunuyor ve internette 35 farklı dilde ücretsiz arama hizmeti sunuyor.

Yazan :admin

May 25

Apple şirketi, 100 milyonuncu iPod’u sattığını bildirdi. Apple’dan yapılan açıklamada, iPod, bugüne kadar en hızlı satılan müzik çalar olarak gösterildi.


Apple, İlk iPod’un satışını 2001 yılı Kasım ayında yapmasından bu yana, geçen Kasımda vitrine konan kibrit kutusu büyüklüğündeki iPod’un da aralarında bulunduğu, bu minik müzikçaların 10 modelini çıkardı. Binlerce şarkıyı ve hafızasında tutabilen iPod’un şimdiki modelleri 79 ile 249 dolar arasında satılıyor

Yazan :admin

May 25

Dünya’dan 150 ışık yılı uzaktaki HD209458b gezegeninin atmosferinde su buharı bulunduğu tesbit edildi. NASA, Lowell gözlem evinden astrofizikçi Travis Barman’ın bulgusuna destek verdi.


Güneş sistemi dışındaki bir gezegenin atmosferinde su bulunduğu tespit edildi. ABD’nin Arizona eyaletindeki Lowell gözlem evinden astrofizikçi Travis Barman, internet sitesindeki açıklamasında, Hubble uzay teleskobuyla yaptıkları incelemede, ilk kez güneş sistemi dışındaki bir gezegenin atmosferinde suya rastladıklarını belirtti.

Barman, Dünya’dan 150 ışık yılı uzaktaki HD209458b gezegeninin atmosferinde su buharı bulunduğunu kaydetti.  Travis Barman, ”Artık güneş sistemi dışındaki bir gezegenin atmosferinde su buharı olduğunu biliyoruz ve güneş sistemi dışındaki başka gezegenlerin atmosferlerinde de su buharı olduğunu düşünmek için iyi bir nedenimiz var” dedi. Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesinin (NASA) de destek verdiği bu araştırmanın sonuçları, internetteki astrofizik gazetesinde HTTP://lanl.arxiv.org/abs/0704.1114 adresinde yayımlandı.

Yazan :admin

May 25

Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Haluk Konuralp, internet ortamının düzenlenmesi ile ilgili yasa tasarısının çok acele hazırlandığını ve pek çok yanlış uygulamayı da beraberinde getireceğini söyledi.


Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Haluk Konuralp, internet ortamının düzenlenmesi ile ilgili yasa tasarısını eleştirerek, tasarının çok acele edilerek hazırlandığını ve pek çok yanlış uygulamayı da beraberinde getireceğini söyledi.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde düzenlenen ”İfade Özgürlüğü, Sansür ve İnternet Erişimi” konulu panele katılan Konuralp, ”İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Kanunu Tasarısı”nı eleştirdi. İnternetin mutlaka hukuk tarafından düzenlenmesi gereken bir alan olduğunu ifade eden Konuralp, ”Ancak tasarı çok acele edilerek hazırlandı, pek çok yanlış uygulamayı da beraberinde getirecek” dedi.

Düzenlemeden olumsuz etkilenebilecek kişilerin seslerini çıkarmadığını belirten Konuralp, internet alanında yapılan düzenlemelerde çıkabilecek bir boşluğun herkes için sorunlar yaratabileceğini vurguladı, Tasarının adli tasarruf yerine idari tasarrufu ön plana çıkarttığını kaydeden Konuralp, ”Düzenleme idari tasarrufla değil, kanun yoluyla yapılmalı” diye konuştu.

İnternete özgü suçların ayıklanıp suç tipine göre ayrılması gerektiğine işaret eden Konuralp, internetin ”kötülükle kardeş olarak kullanılan bir kavram” haline geldiğini belirtti. Konuralp, yasada kurulması öngörülen kurulun Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde kurulmasını da eleştirerek, ”Temel hak ve özgürlüklerle ilgili bir kanun çıkıyor, uzmanlığı birikimi bu yönde olmayan bir bakanlık bünyesinde bir kurul oluşturuluyor. Adalet Bakanlığı ortada yok” dedi.

-”BATININ BAZI DAYATMALARIYLA YASA ÇIKARTILDI”-

Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Korkmaz Alemdar ise ”Problemlerle esas ilgilenmesi gereken güçler ortada olmayınca, batının bazı dayatmalarıyla yasa çıkartıldı” görüşünü dile getirdi. İnternet alanının tamamen başıboş bırakılacak bir alan olmadığının bilinmesi gerektiğini kaydeden Alemdar, ”Ancak, bu alanla ilgili olgular yeni olduğu için bunu üniversiteler dahil kimsenin anlayamayacağını” söyledi.

İnternetten şikayet etmeyen tek ülkenin ABD olduğuna dikkat çeken Alemdar, ”Kendisi kurdu ve sistem özü itibariyle onun için çalışıyor” dedi. Toplumun, farklı alanlarda ortaya çıkan sorunları bir bütün olarak algılaması gerektiğine işaret eden Alemdar, bazı sitelere internet erişiminin engellenmesini eleştirerek ”İnterneti açmak gerekir, üstünü kapatarak bir yere varmak mümkün değil” diye konuştu.

Yazan :admin

May 25

Rus Soyuz füzesi Kazakistan’ın Baykonur uzay üssünden, bilgisayar ineği lakaplı 5. uzay turisti Amerikalı Charles Simonyi ve iki Rus kozmonotla fırlatıldı.

Simonyi ile Rus kozmonotlar Oleg Kotov ve Fyodor Yurçikin’in içinde bulunduğu TMA-10 kapsülünü taşıyan Rus füzesi öngörüldüğü gibi yerel saatle 23.31′de (TSİ 20.31) uzaya doğru havalandı. Baykonur uzay merkezinin yetkilileri, kalkışın ardından 10 dakika sonra TMA-10 uzay aracının başarılı bir şekilde yörüngeye oturduğunu belirttiler. Dünyanın bir numaralı yazılım şirketi Microsoft’ta servetini yapan 58 yaşındaki Charles Simonyi uzaya çıkan 5. turist olmak ve Pazartesi’den 20 Nisan’a kadar Uluslararası Uzay İstasyonu’nda(UUİ)konaklamak için 25 milyon dolar ödeme yaptı.

-SİMONYİ ANILARINI DA UZAYA GÖTÜRDÜ-

Tüm dünyanın kullandığı Word ve Excel programlarının yaratıcısı yolculuğuna, genç bir bilgisayar mühendisi olduğu Macaristan’da komünist dönemden kalma anılarını da götürdü. 1964′te Macaristan’da programladığı Sovyet bilgisayarı Ural’ın bir bandını uzaya götüren Simonyi, Bu kağıt bilgisayar bantlarını kasamda saklıyordum ve bunlardan birini her şeyin nereden başladığını bana anımsatması için götüreceğim demişti.

17 yaşında genç bir Macar olarak ülkesini terk eden ve Microsoft’un Word ve Excel programlarını yarattıktan sonra kendi şirketi Intentional Software Corporation’ı kuran Simonyi, bir iyi niyet gösterisi olarak, 16 yaşında bir lise öğrencisi ve Macaristan ulusal istatistik bürosunun gönüllü çalışanı iken yazdığı programları UUİ’ye götürüyor. 1960′lı yıllarda bu kağıt bantlar, veri iletme ve depolama amacıyla kullanılıyordu.

Simonyi, UUİ’de biyolojik bulaşmanın örneklerini almaya yönelik bir dizi bilimsel deney de yapacak. Yörüngede bir ilacın üzerinde denenmesini kabul eden Amerikalı girişimci Simonyi, uçuş günlüğünü WWW.charlesinspace.com adresinden yayınlayacak. UUİ’de 20 nisan’a dek kalacak Simonyi, 14. seferin mürettebatı Amerikalı komutan Michael Lopez-Alegria ve Rus kozmonot Mihail Tiyurin ile Dünya’ya dönecek. Yurçikin ve Kotov UUİ’de 6 ay geçirece

Yazan :admin

May 25

Türkiye’ye internetin gelişinin 14. yılı kutlanıyor. 14 yılda toplumda hızla yayıldı ve sayısı milyonları aştı. İstenilen rakamlardan uzakta ise de Türkiye’de internetin gücü çok açık.


Sevil ÇELİK‘in haberi

Tüm İnternet Evleri Derneği (TİEV) Merkez Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Andiç, Türkiye’deki internet abone sayısının 3,2 milyon, internet kullanıcı sayısının 15 milyon, internetin kafelerden kullanılma oranının ise yüzde 47 olduğunu bildirdi.

Yusuf Andiç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sektörün hala tam olarak serbestleşmediğini, Türk Telekomun tekelinin devam ettiğini belirtti. Türk Telekomun altyapıya yatırım yapmasını beklediklerini ifade eden Andiç, şöyle konuştu:

”Hala kullanabildiğimiz en yüksek internet bağlantı hızı 2048 kilobyte. Gelişmiş ülkelerde bu hız çok düşük olduğu için verilmezken bizdeki altyapı nedeniyle bu sıkıntıları aşamadık. Türkiye’de internetle ilgili istatistiklere baktığımızda, internet abone sayısı 3,2 milyon, internet kullanıcı sayısı 15 milyon, internetin kafelerden kullanılma oranı ise yüzde 47′dir.”

Andiç, Türkiye’deki internet kafe sayısının 18 bin, internet kafelerde bulunan bilgisayar sayısının yaklaşık 400 bin, internet kafelerden hizmet alan ortalama kişi sayısının ise günde 2 milyon olduğunu kaydetti. -

”İNTERNET ZOR BİR DÖNEM GEÇİRİYOR”-

Andiç, son dönemde hazırlanan ”Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesine Dair Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın” hızla hazırlanarak TBMM’ye gönderildiğini belirtti. Andiç, Adalet Alt Komisyonu’ndan geçirilerek üst komisyona iletilen tasarının sıkıntı yaratacak düzenlemeler getirdiğini savundu.

Tasarının interneti izleyecek ve kontrol edecek bir kurum oluşturulmasını hükme bağladığını, Telekomünikasyon Kurumu altında kurulacak bir birimle internetin özgür yapısının kurumun inisiyatifine bırakıldığını bildiren Andiç, şunları söyledi:

”Kanun, çocukların cinsel istismarı, müstehcenlik, fuhuş, intihara yönlendirme, kumar oynanması için yer ve imkan sağlama ve uyuşturucu ya da uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma gibi suçların önlenmesini amaçlıyor. Ancak uygulamada ciddi sıkıntılar yaşanacağını düşünüyorum.

Öncelikle sıralanan suçlarla ilgili yazılı, sesli ve görüntülü materyallerin internet ortamında dağıtılması düzenleniyor. Buraya kadar her şey normal ancak internet sitelerinin çoğu interaktif olarak çalışıyor ve genelde paylaşıma yönelik sistemler ilgi görüyor.

Kişisel girişimleri bir yana bırakırsak milyonlarca insanın ziyaret ettiği büyük sitelerde yayınlanan binlerce içerikten biri örneğin müstehcenlik içeriyorsa bahsi geçen kurum, sitenin tamamını kapatabiliyor.

Ayrıca müstehcenliğin ölçülerini kim, nasıl belirleyecek? İntihara yönlendirme olarak ifade edilen maddenin nasıl belirleneceği de soru işaretleri taşıyor.”

Andiç, kurumun mahkeme kararına gerek kalmadan dilediği siteleri bu geniş maddelerin verdiği yetkiyle kapatabileceğini, ”sınırların olmadığı” internetin, bu kurumun çizdiği sınırları kullanmaya başlayacağını ifade etti. Andiç, kendilerinin bu bağlamda, yasayı hazırlayanlara ”İnternetime Dokunma” dediklerini ve bu isimle bir kampanya başlatmayı düşündüklerini kaydetti.

-İNTERNET HAFTASI-

9-22 Nisanda internetin Türkiye’ye gelişinin 14. yılının kutlanacağını, bu uygulamanın İnternet Kurulunun bir çalışması olarak ortaya çıktığını ifade eden Andiç, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Geçtiğimiz yıla kadar kurul, internet haftalarını yurt genelinde çeşitli etkinliklerle organize eder ve ‘İnternet Yaşamdır’ sloganıyla kullanımı teşvik etmek için mücadele ederdi. Ne yazık ki bu yıl hepimizi üzen bir gelişme yaşanıyor. Yıllardır bakanlığın organize ettiği İnternet Haftası, bu yıl resmi makamların desteği olmadan gerçekleşecek.

Bizler sivil toplumun bilişim dernekleri olarak tüm zorluklarına rağmen organizasyonu yapmaya karar verdik. 12 Nisanda Samsun’da doğum günü pastamızı kesmeyi planlıyoruz. Afişlerimiz bu hafta dağıtılmaya başlanacak. Herkesi İnternet Haftası’nda etkinlik düzenlemeye ve çalışmalarımızı desteklemeye davet ediyoruz. ‘WWW.internethaftasi.org.tr’ adresi koordinasyonu sağlayacak ve tüm etkinlikler oradan takip edilebilecek.”

 

Yazan :admin

-