19. Y.y. Osmanli Devleti’nde Islahat çabalari Ve Osmanli Devletinin Sonu

a-Nizam-i Cedit
Iyi bir egitim görmüs olan III. Selim bu baris döneminden faydalanarak, devlet içinde, özellikle askerî alanda, islahatlar yapmak istiyordu. Bu maksatla, Nizâm-i Cedit adi verilen ilk islahat hareketiyle, yeni bir ordu kurdu(1793). Yeniçeri Ocagi’ni kaldiramayacagini bildiginden, öncelikle Nizâm-i Cedid denilen bu orduyu batili tarzda düzenleyip, basarisini kanitlamak gerekliydi. Ancak bundan sonra Yeniçeri Ocagi lagvedilebilirdi. Fakat kendileri aleyhine ortaya çikan gelismelerden endise duyan Yeniçeriler, bazi devlet adamlarini da yanlarina çekerek yeniliklere karsi çiktilar ve isyan ettiler. Üstelik bu arada Napolyon Bonapart, bir orduyla Misir’i isgale baslamisti (1798). Osmanlilar, Rusya, Ingiltere ve Sicilya’nin da menfaatlerine dokunan Fransiz isgaline karsi harekete geçti. Ehramlar savasiyla, Misir’i ele geçirip, kuzeye yönelen Bonapart, Akka’da Osmanli savunmasini geçemedi (1799). Kusatmayi kaldiran Napolyon geri dönerken, yerine biraktigi ordu komutanlari da maglûp edildiler. Neticede Fransizlar Misir’i terk etmek zorunda kaldi(1801). (daha fazla…)

Kategoriler : - Yazar : admin - Gün : Çarşamba 30 Ocak 2008- Saat : 14:15 -

Kilo Almanın Yolları

KİLO ALMA

Kilo alma çabaları da aynı kilo verme kuralları gibidir. Burada da bilimsel kuralları uygulamak ve kilo vermede olduğu gibi yavaş kilo alınmasını hedeflemek önemlidir.

Araştırmalara göre bir sporcunun kilo kazanması haftada 300-600 gr civarında olmalıdır. Bunun aşağısı veya yukarısı pek iyi sonuçlar vermemektedir. Bunun için temelde, genel olarak günlük enerji gereksinimine ilave edilecek 1000 kalori fazlalık yeterli olacaktır. Egzersiz programlarında çalışma açısından da, her kas grubu için az hareket, az set ve tekrarlar uygulanacaktır. Beslenmeye gereğinden fazla yer vermek ise, gereksiz yağ birikme sorunu yaratacaktır.

Burada amaç kas kütlesinin artmasını sağlamaktır. Bu nedenle kilo artışı, uygulanmakta olan sporla birlikte yürütülürse sağlıklı ve verimli olacaktır. Aksi halde fazla kalori alımından dolayı sağlanan kilo artımı yağlanma sorunu yaratacaktır.

Kilo verme programlarında olduğu gibi, kilo alma çalışma ve tekniklerinde de önemli olan temel unsur öğün sıklığı ve beslenme maddelerinin çeşididir. Mutlaka iyi bir kahvaltı ile güne başlanmalı ve 3 ana öğün dışında iki kez de ara öğün alınmalıdır. Bu öğünler de genellikle çeşitli besinlerden alınan kaliteli protein ve karbonhidrat içeren yiyeceklerden oluşmalıdır.

Bitkisel proteinlerde, vücut için hayati önemi olan amino asitler bulunmadığından, hayvansal proteinlerce zengin bir beslenme uygulanmalıdır. Ancak maddi sorunlar nedeniyle, hayvansal proteinlere ağırlık verilememesi durumunda, beslenmeyi en azından günde 1 kilo kadar sütle takviye edip, buna 1 yumurta ilavesi ile bu eksiklik giderilebilir. Vejeteryenler’in ise sportif aktiviteleri bu nedenle sorun olabilir. Bunu gidermek için, fındık, ceviz gibi kuru yemişleri, tahıl, baklagiller ve çeşitli kök bitkileri birarada beslenme programlarına alarak, eksik amino asitleri tamamlayıcı bir, çeşitli gıda uygulamasına gidebilirler.

Büyüme çağında spor yapanlarda ise beslenme daha çok önem kazanmaktadır. Aileler genellikle çocuklarının spor yaptığını düşünerek düzgün ve çeşitli besinler içeren sofralar hazırlarlar. Fakat aile yaşantısı düzenli olmayan yetişme çağındaki sporcular tek yönlü dengesiz beslenme alışkanlıkları ile karşı karşıya kalırlar. Örneğin sandviçler, hamburger, lahmacun, tost vb. gibi yiyecekler temel besin haline gelmektedir. Hatta normal aile yaşantısı olanlar dahi bu tür beslenme alışkanlıklarını sürdürmektedirler. Bu durumlarda dahi beslenme mutlaka protein içeren yiyeceklerle takviye edilerek, eğitici ve yöneticilerin de konuyu takip etmek suretiyle, beslenmenin normal hudutlar içine alınmasını sağlamaya çalışarak takip etmesi mümkündür.

Bunların dışında yiyeceklerin mutlaka temiz ve beklememiş olması, vitamin içeriğinin de korunmuş olması çok önemlidir.

Kategoriler : - Yazar : admin - Gün : Çarşamba 30 Ocak 2008- Saat : 13:49 -

Sosyalizm ve bilim,bir de Heisenbergin raslantısı

“Nedensellik ve gerekircilik bilimin temel ilkeleridir ve ve bu ilkeler ışığında götürülür” diye yazıyor TİP in eski genel başkanı M.A.AYBAR….

Önce deneyler yapılır veriler toplanır.Ardından mantık ve matematik kurallarında dayanılarak genellemeler yapılır.En son aşamada bu genellemlerin simgeleştirilmesi ile oluşan teoriler bilimsel(denysel) verilerle karşılaştırılarak doğrulanır veyan yanlışlanır.
Ortaya çıkan yasalar aynı zamanda olayların zorunluluğunu ortaya koyar.Yani gerekircidir.Bu şekilde nedensellik ve gerekircilik bilimin temel ilkesi olur.
19 yy bilim düşüncesi gerekirci ve nedencidir.Bilim doğada olayların neden-sonuç bağıyla birbirine bağlı olduğuna ve bugünün yarını belirlediğine inanmaktadır…

18 yy sonlarında Laplace’ın teorisinde dünya saat gibiydi.Herşeyi bilebilir, herşeyi tahmin edebilirdik.”Her şeyi hanüz bilmiyorsak”,diyordu Laplace “yarın mutlaka daha çok şey bileceğiz…”Laplace göre belirli bir anda doğanın tüm güçlerini bilen ve doğadaki tüm varlıkların karşılıklı konumlarını bilen ve bu verileri analiz edecek genişlikte bir AKIL,o evrenin en büyük cisimlerinin hareketini olduğu kadar,en hafif atomlarını hareketini de aynı formül içinde toplayabilirdi.

Ancak fizik biliminde Laplace teorisinin karşısına dikilen yeni bulgular ortaya çıktı.Elektromanyetik dünya görüşü,nedensel noktaların konum ve hızlarıyla gelceğin sapyanamayacağını,çünkü bu noktaların geçmişi hakkında da fikir sahibi olmak gerektiğini ileri sürdü.
20 yydaki üç bulgu ise bilim dünyasının altını üstine getirdi.Radyoaktivite,görecelik ve Quanta’lar…
Einstein ışık hızının ölçümleri etkiledeği uzayda zaman ve mekan görüşünü ortaya attı.(görecelik teorisi)Bu iddia herşeyin yeni baştan ele alınmasını uzay ile dünya için ayrı ölçütler kullanılmasını gerektiriyordu.

Son olarak Heisenberg,mekanik yasaların atom dünyasında geçerli olmadığını kanıtladı .Atom dünyasındaki partiküller sanıldığı gibi küçük bir güneş sistemi oluşturmuyordu.Paritiküllerin şimdiki konumundan gelecekteki konumunu mekanik yasalara göre kesinlikle saptamak olanaksızdı.Partiküller değişik yörüngeler izliyor dalga halinde hareket ediyordu.Buna Heisinberg’in “belirsizlik teorisi” adı verildi.
Nedensellik ağır darbe almış,atom dünyasında RASLANTI ya kapılar açılmıştı.bunun üzerine bilim dünyası nedensellik yasalarının yerine “Olasılık Yasalarını” getirdi.Olasılık; elverişli uygun haller rakamının olayların toplam rakamına olan orantısıdır.Elverişili uygun hal bir erkek çocuğun doğması ise ve eğer 100 bin doğumda 51,200 erkek çocuk dünyaya gelmişse,bir erkek çocuğun doğma olasılığı 0,512 dir.Görüldüğü gibi raslantı da bir yasaya bağlanıyor,gelcek hakkında yine de bir tahminde bulunmak olanağı bulunmuş oluyordu.Einstein geri kalan yaşamını Heisenberg’in kesinliksizlik teorisini çürütmeye harcadı ancak olmadı.Raslantıyı da hasaba katmak gerekiyordu.

Sonuç olarak Aybar’ın vardığı sonuç özetle şu.Marks bir 19 yy bilginiydi.Teorisi nedensellik ve gerekircilik üzerine kurdu.Oysaki bilim başka bir boyuta geçti.Bu açıdan Marksın teorisininde düzeltmelerde yapılmalı raslantı da hesaba katılmalıdır.Ancak 20 yy bu tür bir çalışma ortaya konulamamıştır….

Kategoriler : - Yazar : admin - Gün : Salı 29 Ocak 2008- Saat : 11:17 -

Matematik: Yetenek mi Çalışkanlık mı?

Matematikte başarılı olmak, yetenekle mi yoksa çalışkanlıkla mı ilgili?

Kimi insanlar için matematik çok zor gelir, başarılı olamadıkları için de bu dalı pek sevmezler. Herkes matematik dáhisi olamaz, ama belli ölçüde matematiği herkes anlayabilir diyor bilim insanları.

Fakat Kanadalı bilim adamları, anne ve babası matematikte başarılı olmayan çocuğun bile matematik yetisini geliştirebileceğini söylüyorlar. Bilim adamları araştırmaları sırasında, okul öncesi döneminde çok iyi öykü anlatabilen çocukların daha sonraları matematikte başarılı olduklarını saptamışlar. Bu nedenle okul öncesi çocuklara, öykü anlatmayı öğretilmesi önerilmekte.

Tamamı

Arşivleri gezinirken okuyunca, paylaşmak istedim. Kimileri matematik için yetenek gerekir, kimileri çalışmak yeterlidir derler.

Çoklu zeka kuramını göz önüne alırsak ve Gardner’ın ortaya koyduğu şekilde mantıksal-sayısal zeka diye ayrı bir kavramı kabul edersek o zaman yeteneği mi ön plana almış oluyoruz?

Matematik konusunda yetersizken çalışıp kendini geliştiren insanları ele alırsak ne söyleyebiliriz?

Matematik yetenek midir? Çalışmak yeterli midir?

Kategoriler : - Yazar : admin - Gün : Salı 29 Ocak 2008- Saat : 11:17 -

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »