Türkiye ve Kuzey Irak: İç ve Dış Hesaplar
Türklerin Kuzey Irak’taki duruma bakış açıları farklılık arz ediyor. Hükümetin bakış açısı Kürt liderler Celal Talabani ve Mesut Barzani ile doğrudan görüşmelerde bulunulması yönünde. Bu ise Irak’ın işgalinden bu yana AKP’nin izlediği politikalardaki değişimi yansıtmakta. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül “Düşmanlar görüşüyor biz niye görüşmüyoruz” diyor. Ordunun bakış açısı ise Iraklı Kürtlerin PKK terörüne destekleri sürdükçe hiçbir Türk askeri yetkilinin Kürt yetkililerle görüşmeyeceği ve siyasilerin bu bağlamda özgür oldukları yönünde.
116. Sayımızın manşetini Beyrut Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü Muhammed Nureddin yazdı
Muhammed Nureddin
Beyrut Stratejik Araşt. Merk. Direktörü
El Şark Gazetesi
KATAR, Doha: Hükümetin bakış açısı Kürt liderler ile doğrudan görüşmelerde bulunulması yönünde. Ordunun bakış açısı ise Iraklı Kürtlerin PKK’ya destekleri sürdükçe hiçbir Türk askeri yetkilinin Kürtlerle görüşmeyeceği ve siyasilerin bu bağlamda özgür olduğu yönünde.”
Türkiye, gazeteci Hrant Dink suikastından bu yana siyasi güçleri arasında milliyetçi bir rekabet dalgası yaşıyor. Hali hazırdaki tartışmalar, yetmişli yıllara damgasını vuran, sokak çatışmalarına taşınan ve Türk ordusuna 12 Eylül 1980 darbesine gerekçe hazırlayan tartışmaları andırıyor. Bugün tartışma ve anlaşmazlıkların sebeplerinde birçok etken birbirine geçmiş durumda. Fakat hiç kimse şu iki etkenin hali hazırda dönen tartışmanın temeli olduğunu uzak görmüyor. İlki Irak’ın kuzeyindeki şartlar, 2007 yılının, Kerkük’ün ve Türk Genelkurmay Başkanı’nın değerlendirmesine göre Irak’ın kuzeyindeki 3 bin 500 PKK’lı Kürt oluşumun geleceği açısından hayati yıl olarak görülmesi. İkinci etken ise Nisan-Mayıs’taki cumhurbaşkanlığı ve bu yılın sonbaharındaki parlamento seçimleriyle bağlantılı iç etken.
Türklerin Kuzey Irak’taki duruma bakış açıları farklılık arz ediyor. Hükümetin bakış açısı Kürt liderler Celal Talabani ve Mesut Barzani ile doğrudan görüşmelerde bulunulması yönünde. Bu ise Irak’ın işgalinden bu yana AKP’nin izlediği politikalardaki değişimi yansıtmakta. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül “Düşmanlar görüşüyor biz niye görüşmüyoruz” diyor.
Ordunun bakış açısı ise Iraklı Kürtlerin PKK terörüne destekleri sürdükçe hiçbir Türk askeri yetkilinin Kürt yetkililerle görüşmeyeceği ve siyasilerin bu bağlamda özgür oldukları yönünde. Irak Savaşı’na katılmayan hükümet, Kürtlerin karşı çıkışları bir yana ABD’nin onayı olmaksızın Irak’a askeri müdahalede bulunma olanağı görmüyor. Hatta ortada bu yönde bir yeşil ışık olsa dahi Türkiye’deki askeri uzmanlar, bu tür operasyonlarda fayda görmüyorlar.
Zira bu operasyonlar PKK’nın Kuzey Irak’taki varlığını sona erdirmez kesinlikle. Özellikle de temerküz edecekleri bölge çok dağlık olup Türk ordusu faydasız ve oldukça maliyetli bir savaşa girmiş olacaktır. AKP hükümeti bir yandan korkutma politikası, diğer yandan açılım ve diplomasi politikasıyla Türk trajedisini telafi etmeye çalışıyor. Konu sadece PKK ile bağlantılı değil, aynı zamanda Kerkük’ün statüsü ve Kuzey Irak’taki Kürt yapısıyla da ilgili.Türk trajedisinin iç boyutu bağlamında AKP, Irak’ın kuzeyine yönelik başarısız bir Türk askeri harekatının partinin seçimler yılında halk desteği üzerinde olumsuz yansımaya sebep olmasından endişeleniyor.
Ayrıca herhangi askeri bir müdahale Türkiye içindeki askeri eğilimi, siyasi eğilim üzerinde baskın kılacaktır. Bir başka endişe de Irak Kürtleri ile herhangi bir Türk çatışmasının Türkiye’nin güneydoğusundaki Kürt bölgelerin şartları üzerindeki yansımaları ve geniş bir karışıklığın patlak vermesi ihtimali.
Türkiye’deki Kürt partisi ve Abdullah Öcalan’a yakınlık duyan Demokratik Türkiye Partisi’nden bir yetkilinin yaptığı, ‘Kerkük’e yönelik Türk saldırısını Türkiye Kürtleri Diyarbakır’a yapılmış bir saldırı olarak görecektir’ yollu oldukça önemli ve benzeri daha önce yapılmamış açıklamalar, bu endişelerin belirtilerinden. Bu türden açıklamalar sadece Kerkük’e değil, Kuzey Irak’a askeri operasyon düşünmemesi için Türkiye üzerinden baskı aracı olarak yorumlanmakta. Gelişmelerden anlaşılıyor ki Ankara’nın politikası, diplomatik çabayı ve başbakanlık seçimlerine kadar olmasa da cumhurbaşkanı seçimleri öncesi Irak’a karışmamayı baz alacak. Fakat soru şu; Türk ordusu, askeri operasyonun birkaç ay sonrasına ertelenmesine göz yumacak mı? Belki İslamcı olmayan bir ismin cumhurbaşkanlığı makamına gelmesi durumunda göz yumabilir.
Bu ise dış ve iç hesaplar arasında güçlü bir bağlantı ortaya koyuyor ve Türkiye’deki gelişmeleri 2007 yılındaki bütün ihtimallere açık hale getiriyor. (El Şark gazetesi, 25 Şubat 2007-Beyrut Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü- Çeviri:H. Çelik-ntv)